Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Anadolu Medya Ödülleri Töreni”nde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde "Anadolu Medya Ödülleri Töreni" düzenlendi.

Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarından öne çıkanlar:

Mahalli medyamız insanımızın talep ve eleştirilerini aktarmada bir nevi köprü görevi yapıyor. Anadolu medyası ne kadar etkili olursa demokrasi kültürümüz o kadar güçlü olacaktır.

Siz değerli medya mensuplarımızın verdiği mücadeleyi en iyi bilenlerdenim. Anadolu yayıncılığının siyasi hayatımızda hep yanında olduk. Bundan sonra da size sahip çıkmayı sürdüreceğiz.

Milletin karşısında kurumlanan ve konumlanan değil, milletin yanında dimdik duran siz kıymetli Anadolu medyasına kapımızın her zaman açık olduğunu ifade ediyorum.

“DARBE GİRİŞİMİNE BİRİLERİ ÇANAK TUTAR SİZ MİLLİ İRADENİN SESİ OLDUNUZ”

Anadolu yayıncıları son 12-13 yılda kritik kavşakların tamamında takdire şayan duruş sergilediler. Sokaklarımızın ateşe verildiği Gezi olaylarında birileri gezici vandalları överken siz milletten yana tavır koydunuz. Darbe girişimine birileri çanak tutar siz milli iradenin sesi oldunuz. 15 Temmuz'da birileri bekle gör tavrı alırken siz demokrasimizi korkusuzca savundunuz. Demokrasimize destek olduğunuz için her birinize teşekkür ediyorum.

“150 GAZETECİYİ KATLEDENLER HALA BASIN HÜRRİYETİNDEN BAHSEDEBİLİYOR”

Gazzeli katliamda da aynı kararlılığı gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Şehit edilen gazeteci arkadaşlarınızın hatıralarına sahip çıktığınız için teşekkür ediyorum. Filistin halkına karşı bu insani görevimizdir. Vicdanı kurumayan hiç kimse bu vahşete sessiz kalamaz. Bize basın özgürlüğü dersi verenler Filistin topraklarında katledilenlere seslerini çıkarmıyor.

Medya ofisleri basılırken, canlı yayında gazeteciler kurşunlanırken, gezi olaylarında Türkiye'ye kamp kuranlardan hiçbir ses çıkmıyor. 150 gazeteciyi katledenler hala basın hürriyetinden bahsedebiliyor. Bunların yaptığı vicdansızlık ve ilkesizliktir. Tarih, zulüm karşısında susanlarla, hakkı ve hakikati haykıranları kaydetmektedir.

“TÜRKİYE'DE KALEMİNİ DEMOKRASİ KARŞITLARINA KARŞI KİRALAYAN KESİM HEP OLAGELMİŞTİR”

Merkez medyamız uzun yıllar ülkemizde vesayet gölgesinde görev yapmaya çalıştı. Türkiye'de ekonomiye ve paraya hükmedenlerin de vesayetiydi. Medyamız çoğu zaman darbeciler namına milleti denetledi, vatandaşa ayar vermeye çalıştı. Basınımızın tek parti dönemindeki durumunu burada konuşmaya bile gerek duymuyorum. 27 Mayıs'ta cuntacıların basın bülteni gibi çıkan gazetelerini şimdi yüzümüz kızararak okuyoruz. Dönemin kalemşörleri darbecileri parlatarak baş tacı etmişlerdir. Türkiye'de kalemini demokrasi karşıtlarına karşı kiralayan kesim hep olagelmiştir. Kandil'deki bölücü canileri 'yere izmarit atmıyorlar' diyerek içlerindeki millet düşmanlığını kustular. Her şeyi yaptılar ama milletten ve demokrasiden yana tavır alamadılar. Bunların tüm terör örgütlerinin yanında saf tuttuklarını gördük. Ama teröre karşı milletimizin yanında olduklarını göremedik. Teröristler cumhuriyet savcımızı kalleşçe şehit ediyor, bunlar teröristlerin sözcülüğünü yapıyor. Kandil'deki terör baronları yerel ve genel siyasetleri dizayn etmeye çalışıyor, bunlar hemen kravatlı teröristlerin sözcülüğünü yapıyor. Şehit edilenleri savunurken ortalıkta yoklar, Diyarbakır Annleri'ni savunurken ortalıkta yoklar, ama söz konusu bölücü terör örgütü olunca cepheye koşarak en ön safta olmaktan geri kalmıyorlar.

“HAKKARİ ŞİMDİ BUNUN İLK ADIMI OLMUŞTUR”

Hukukun kanunun ve demokrasimizin kırmızı çizgilerine riayet eden, meşruiyetten sapmayan herkes yasal engeli yoksa elbette bu ülkede özgürce siyaset yapabilir. Buna kimse itiraz etmez, edemez. Biz de meşru siyasete söz söylemedik. Yargının, Hakkari ile ilgili vermiş olduğu karar kusura bakmasınlar ama kimseyi rahatsız etmesin. Yargı burada kanunu değil hukuku konuşturmuş ve kararını buna göre vermiştir. Bunlar hemen parlamentoyu ayağa kaldırmaya kalktılar.

Bakan Tunç'tan eleştiriler sonrası paylaşım: Düşünce açıklamalarının suç olup olmadığını... Bakan Tunç'tan eleştiriler sonrası paylaşım: Düşünce açıklamalarının suç olup olmadığını...

Kusura bakmayın, burası hukukun işlediği Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosudur. Orada elinizde pankartlarla, tekme yumruk sağa sola saldırmanın size kazandıracağı hiçbir şey yok. Sizin karşısınızda hukuku savunacak parlamenterler var.Sivil ve demokratik siyasetin zemininin güçlendirilmesi için pekçok adım attık. Ancak milli iradeye pusu kurulmasına izin vermedik. Dünyanın hiçbir medeni ülkesi demokrasinin kundaklanmasına göz göre göre müsaade etmez, etmeyeceğiz.

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesi dağdaki eli kanlı teröristlerin tünel kazarak belediyelere sızmasına göz yummaz. 31 Mart'tan önce 'adaylarınız herhangi bir gayrimeşru, gayriyasal işlemlere girmediyse, katılmadıysa onlara söyleyecek sözümüz yok, ama gayriyasal işler yapmışsa bizler de yasaları işletmek durumundayız ve işletiriz'.

Hakkari şimdi bunun ilk adımı olmuştur. Şu anda hukuk gereğini yapmıştır ve bundan sonra yapmaya devam edecektir. Türkiye sözde siyasetçilerin terör örgütüne ayakçılık ve kuryelik yaptığı utanç verici hadiselere şahit olmuştur. Milletimizin hafızasında derin izler bırakan bu acı olayların hiçbirimiz istemeyiz buna izin de vermeyiz.

"BELEDİYLER KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR"

Terörle arasına mesafe koymadan hatta sırtını terör örgütüne yaslayarak siyaset yapılamayacağını herkesin kabullenmesi gerekiyor. Muhalefet partileri koro halinde ezberleri tekrarlamak yerine terör siyaset ilişkisini sorgulamalı, Kandil güdümlü siyasetin Türk demokrasisine verdiği zararların ortadan kaldırılmasına odaklanmalıdır.

İlla bir tepki gösterilecekse Kandil'in belediyelere çökme girişimine göstermelidir. Şimdi bazıları çıkmış Meclis'te terör estirerek 'belediyeler bizimdir' naraları atıyor. Belediyeler ne onların ne terör örgütlerinindir. Belediyeler kimsenin arka bahçesi değildir. Belediyeler sırtını Kandil'e rastlayanların hiç değildir. Belediyeler halkımızındır, aziz milletimizindir. Bu ülkenin devletin belediyelerin tek sahibi vardır, o da millettir, 85 milyonun tamamıdır.

Örgütün tasallutundan kurtulmak için belediye başkanlarının atacakları adımlarda devlet de millet de yanlarında olacaktır. Hizmet edenlerle kimsenin bir derdi bulunmuyor. Cumhurbaşkanı olarak benim de onlarla bir derdim yok. Biz terör belasıyla hukuk zemininde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. İnşallah bu mücadeleyi de kimsenin oyununa gelmeden yürüteceğiz. Millete ve milli iradeye saygılı olan herkesten aynı tavrı bekliyoruz. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin diyoruz.

Editör: Elif Zülfigaroğlu