Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etlik Şehir Hastanesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, "Sırf daha iyi arabaya binmek, daha iyi telefon alabilmek, sırf daha çok konsere gidebilmek için süfli heveslerle ellerin, yani başka ülkelerin, başka toplumların kapısına varanlara acıyarak bakıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etlik Şehir Hastanesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Ankara'ya ikinci şehir hastanesinin kazandırılmasında emeği geçen Sağlık Bakanlığını, yüklenici firmaları, işçisinden mühendisine kadar herkesi tebrik etti.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

"Dünyada bu hastanelerimiz örnek. Türkiye yıllar yılı buna hasretti. Hayalim olarak gördüğüm şehir hastanelerinin her birini ve her aşamasını bizzat takip ettim. Milletimizin her hayali gibi bu ortak hayalimizin 20'nci eserini bugün hizmete sunmaktan büyük bir bahtiyarlık ve gurur duyuyorum."

"MUHALEFET ÇAMUR ATMAYA ÇALIŞSA DA..."

Şehir hastanelerinin bir kısmının Etlik'te olduğu gibi kamu-özel ortaklığıyla bir kısmının da genel bütçeden hayata geçirildiğine dikkat çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"Milletimize en verimli, en etkin, en hızlı, en yüksek standartta hizmeti ne şekilde verebileceksek o yöntemi devreye alıyoruz. Her ne kadar muhalefet, çoğu yalan ve çarpıtma olan hezeyanlarla bu eserlere çamur atmaya çalışsa da dünyada ilk defa ülkemizde hayata geçirilen şehir hastaneleri modeli, bugün pek çok ülke tarafından yakından inceleniyor.

Altyapıları artık iyice eskiyen ve yetersiz hale gelen gelişmiş ülkelerin sağlık konusunda nasıl acınacak bir durumda oldukları, salgın döneminde tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Öyle ki pek çok ülke sağlık hizmetlerini telefonla verecek derecede çaresiz kalmış, adeta vatandaşlarını ölüme terk etmiştir. O dönemde hastanelerden, yaşlı bakım evlerinden yansıyan insanlık adına yüz kızartıcı manzaraları hepimiz gayet iyi biliyoruz."

KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİ: "SSK'DA NE YAPTIN Kİ BU ÜLKEDE NE YAPACAKSIN?"

Gazeteci Savaş Ay'ın hastanelerle ilgili programını anımsatan Erdoğan, "İzlemiş miydiniz? Orada Bay Kemal'in Sosyal Sigortalar Kurumunun (SSK) başı olarak nasıl bir sefalette olduğunu görmüş müydünüz? Ya bu Bay Kemal'den bu ülkeye hayır gelir mi? Gelmez. SSK'nın başında sen ne yaptın ki bu ülkede ne yapacaksın?" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, hem mevcut yaygın ve güçlü sağlık altyapısı hem de hızla devreye aldıkları şehir hastaneleri sayesinde Kovid-19 salgınını en üst düzeyde sağlık hizmeti veren bir ülke olarak geride bıraktığını söyledi.

Son asrın en büyük sağlık krizini, milleti, muhalefetin "sahra hastanesi" diye reklamını yaptığı derme çatma yapılara muhtaç etmeden alınlarının akıyla yönettiklerini belirten Erdoğan, "Ne yaptı bu CHP? Adana'da hal, hal, hali bilirsiniz, değil mi? Tuttular bunlar hali şehir hastanesi diye benim milletime kasmaya çalıştılar. Ve utanmadan, sıkılmadan Bay Kemal oranın açılışını yapmaya gitti. Hastane bu. Öyle çadırdan hastane olur mu? Ama Bay Kemal'e sorarsan olur. Çünkü hayatı böyle geçti." diye konuştu.

Vatandaşlara birinci sınıf sağlık hizmeti sunarken 161 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa da tıbbi yardım malzemesi gönderdiklerine işaret eden Erdoğan, bugün dünyayla rekabet edebilecek seviyedeki kamu ve özel hastanelerde, becerileri ve çalışkanlıkları herkesçe takdir edilen doktorlarla, hizmet kalitesini yükselten altyapı ve nitelikli personelle sağlığın küresel yıldızı haline gelindiğini vurguladı.

"UFAK TEFEK AKSİLİKLER OLABİLİR..."

Önce vatandaşları uyardı sonra dolandırdı: Hiçbir devre mülk 1 milyon etmez Önce vatandaşları uyardı sonra dolandırdı: Hiçbir devre mülk 1 milyon etmez

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Elbette, her büyük reformda her büyük değişimde olduğu gibi bu alanda da ufak tefek aksilikler yaşanıyor olabilir. Ama artık bu gemi yükünü almış, rotasına girmiş ve menziline doğru gitmektedir. Ülkemizin sağlık alanındaki kazanımlarına halel getirecek hiçbir olumsuzluğa meydan veremeyiz. Tam tersine elimizdeki imkanları daha verimli kullanacak, daha ileriye taşıyacak adımlarla yolumuza devam edeceğiz. Bilhassa şehir hastanelerimizin hasta ve çalışan memnuniyetini yükseltmekten akademik vasfını güçlendirmeye kadar her konuda ne gerekiyorsa yapacağız. Beşeri sermayemizle teknolojik imkanları en üst seviyede birleştirerek her şehir hastanemizi ulusal ve uluslararası düzeyde birer marka haline getireceğiz."

"TÜRKİYE'NİN KAYBETMEYİ GÖZE ALACAK TEK BİR EVLADI YOK"

Erdoğan, sağlık ordusuna katılan her doktoru, asistanı, hocayı akademik statü ve özlük hakları bakımından destekleyerek markalaşma sürecini hızlandıracaklarını, hep beraber daha çok çalışarak, daha çok üreterek, dünyayı daha iyi takip ederek, kendilerini daha iyi geliştirerek, Türkiye'yi 2053 sağlık vizyonuyla buluşturacaklarını dile getirdi.

Gençlere bırakacakları en önemli mirasın, sağlık başta olmak üzere, her alanda onlara hayallerini gerçeğe dönüştürecek ruhu aşılamak ve imkanı vermek olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Vatandaşlarımızın her birinin ama özellikle de gençlerimizin başka ülkelerdeki hiçbir şeye gıptayla bakmayacakları gelişmişlikte bir Türkiye'yi inşa edene kadar bize durmak, duraksamak yok, haramdır. Durmayacağız.

Türkiye'nin kaybetmeyi göze alacak tek bir evladı yoktur. Bilaistisna her insanımız potansiyeli, enerjisi, kabiliyetiyle bizim için, ülkemiz için, milletimiz için değerlidir, kıymetlidir. Hiç kimsenin bu mümtaz hazineyi elimizden almasına rıza göstermeyeceğiz. Hiç kimsenin ülkenin birikimlerini heba edecek, milletimizin geleceğini tehlikeye atacak fütursuzluklar sergilemesine izin veremeyiz.

Son dönemde sosyal medya mecralarında yine gelişmiş ülke güzellemelerinin yapıldığını, özellikle gençlerimizin bilinçaltlarına mutlaka buralara gidilmesi gerektiği fikrinin aşılanmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlara cevabı önce ülkemizin yakın dönemde yetiştirdiği en büyük mütefekkirlerden Cemil Meriç'in diliyle verelim. 'Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz kılanlar vardır'. Cemil Meriç'in dediği gibi Türkiye'yi böyle göstermeye çalışanlar aslında ülkenin bu hale gelmesi için her türlü sinsiliği yapanlardır.

Gelişmiş ülkelerin bugünkü zenginliklerinin gerisindeki sömürge düzenini kan, vahşet ve soygun tarihini bir kenara bırakıyorum. Bu ülkelerin en önemli alametifarikaları olan güvenlik ve refah sırça köşkü, yaşanan her küresel krizle biraz daha çatlamakta, biraz daha kırılmaktadır. Türkiye'nin sadece savaş bölgelerinden kaçanların değil, gelişmiş ülke vatandaşlarının da adeta sığınağı haline dönüşmesinde bu acı gerçeğin payı vardır."

"DAHA İYİ ARABA VE TELEFON İÇİN GİDENLERE ACIYARAK BAKIYORUZ"

Erdoğan, vatanlarını kaybedenlerin, devletleri yıkılanların başlarına felaketler geldiğinin görüldüğünü belirterek şöyle devam etti:

"Sizi zor gününüzde sarıp sarmalayacak, gerektiğinde ekmeğini, aşını, suyunu bölüşecek bir milletin mensubu değilseniz, vay halinize...Buna rağmen hala başka ülkelerin, başka toplumların, başka hayat biçimlerinin güzellemesini yapanların gayesi, birey olarak bize iyilik etmek değil, tam tersine en büyük gücümüz olan sosyal yapımızı çökertmektir.

Özellikle sırf daha iyi arabaya binmek, daha iyi telefon alabilmek, sırf daha çok konsere gidebilmek için süfli heveslerle ellerin, yani başka ülkelerin, başka toplumların kapısına varanlara acıyarak bakıyoruz. Bugün böyle bir hevesle yola çıkanların, yarın merhamet ve şefkat ihtiyacı duyduklarında sığınacakları bir aile, bir sosyal bünye, bir devlet mekanizması bulamayınca yaşayacakları pişmanlığı tahmin edebiliyoruz."