Fahrenheit 451

Raymond Douglas Bradbury

Kapadokya'da "Türk Mutfağı Haftası" kutlanıyor Kapadokya'da "Türk Mutfağı Haftası" kutlanıyor

İthaki Yayınları syf:202, İlk Yayın Tarihi: 1953, Basım Tarihi: 2022.

Raymond Douglas Bradbury, 22 Ağustos 1920 tarihinde, Waukegan, Illinois, ABD.’de dünyaya geldi. İsveç göçmeni bir anne ve telefon hatları çekerek geçimini sağlayan bir babanın oğlu olan Bradbury, gençlik yıllarının çoğunu Waukegan’da bulunan Carnegie Kütüphanesi’nde geçirdi. Kütüphaneleri çok seven yazar, her gün saatlerini orada geçirirken, bir yandan da ileriki yıllarda yazacağı romanların temellerini atıyordu. 1934 yılında, henüz 13 yaşındayken, ailesinin Los Angeles’a taşınması nedeniyle Waukegan’dan kopan Bradbury, Los Angeles Lisesi’ne kayıt oldu ve 1938 yılında bu okulu başarıyla bitirdi. Çok iyi bir öğrenci olmasına rağmen üniversiteye kayıt olmayan Bradbury, bunun yerine gazete satmayı tercih etti.

..."Beni kütüphane yetiştirdi. Kolej ya da üniversite gibi kavramlara inanmıyorum. Kütüphaneleri seviyorum çünkü çoğu öğrenci üniversiteleri karşılayacak maddi olanaklara sahip değil. Liseden mezun olduğumda depresyonun kenarındaydım ve hiç param yoktu; ben de 10 yıl boyunca haftanın 3 günü kütüphaneye giderek kendimi geliştirdim."...

Flash Gordon ve Buck Rogers gibi erken dönem bilimkurgu kahramanlarından büyük oranda etkilenen Bradbury, 1938 yılından itibaren yazdığı öyküleri fanzinlere satarak para kazanmaya başlamıştı. Los Angeles Bilimkurgu Cemiyeti’ne katılan yazar, Robert A. Heinlein, Fredric Brown ve Jack Williamson gibi ustalarda orada tanıştı. 1938 yılında Imagination! Adlı fan dergisinde Hollerbochen’s Dilemma adını taşıyan ilk öyküsünü yayınlamayı başaran Bradbury, 1939 yılında ise Futuria Fantasia adını taşına bir dergiyi yayınlamaya başladı. Sadece 4 sayı çıkan ve her biri 100’er kopya olarak hazırlanan Futuria Fantasia kısa ömürlü olduysa da, yazarın önünü açması açısından faydası tartışılmazdı.

Ray Bradbury, bilim kurgu ve distopya temalarını birleştirerek bizlere hayat dersi niteliğindeki bilgileri sunuyor. Kitabı popüler yapan üç ana etken var. Birincisi, kitabın bilimkurgu çılgınlığı döneminde yazılması. O dönemde insanlar telefon, bilgisayar, internet yokluğunda bilimkurguya müthiş ilgi duyuyorlardı, çünkü henüz dizi-film furyası başlamamıştı. Yani, o dönemin insanları hayal gücü konusunda biraz yokluktaydı. Dolayısıyla kendi döneminde popüler olmayı hak eden bir distopya kitabıdır. Ray Bradbury Amerikalı bir yazardır. Doğal olarak Fahrenheit 451, ABD edebiyatında yerini alır. Kitabın yazıldığı yıllarda ABD'nin güçlenmiş bir devlet olarak dünyanın zirvesine adım adım yükselmesi kitabı popüler yapan ikinci etkendir. Kitabı başarılı kılan en önemli etken eserin özgün konusudur.  Evlerin televizyonlarla dolu olduğu bir dönemde, anlatılan bilgilerin doğru olup olmadığını bakılmaksızın körü körüne inanan bir topluluk; kitap okumanın veya bulundurmanın çok büyük bir suç olduğu ve neredeyse ölümle sonuçlandığı bir yönetim biçimi…’Düşünmek’ cennetten kovulma ile yarışır bir cezaya sahiptir bu distopik dünyada. Televizyonun, yani o düşünmeyi yasak eden boş kutunun egemenliğine karşı düşünmek! Yazar kendi döneminde insanların televizyona bu kadar bağlanmasından rahatsız olup, ‘bu böyle sürerse artık kimse kitap okumayacak’ düşüncesiyle bu eseri yayınlamak istemiştir. Yaşadığı dönemdeki ‘halk arzusundan’ ilham alarak itfaiyeciler hakkında olan eserine başlamıştır ama bu distopya da kitap bulundurmak, yazmak veya okumak yasaklanmıştır. Eserin dünyasında itfaiyecilerin görevi bilinenin aksine yangını söndürmek değil, başlatmak ve yakmaktır. Zaten ismi kâğıdın yanma sıcaklığı olan 451 Fahrenheit’tan gelir. Yaktılar, şiir okuyup hüzne kapılanlar intihara kalkışmasınlar diye… Yaktılar, deneme okuyanlar düşünmek zorunda kalmasınlar diye… Yaktılar, roman okuyanlar hayal güçlerinin doruğuna çıkmasınlar diye… İnsanların isyan etmemeleri için düşünülmüş bir başka yöntem ise ilaçlar, uyuşturucu ve uyarıcı haplardır. Bu toplumda gazetelerde bile yazı yoktur, sadece resimler vardır. Kitaplar ve yazılar insanı asosyalleştiren, mutsuz eden nesneler olarak resmedilmiştir. Kafalarına hiçbir şey takılmadan, eğlenceye daha fazla vakit ayırabilsinler, huzurları hiçbir zaman kaçmasın diye… 50’li yıllarda itfaiyecilerin görevleri tam da bu şekle evirilmişti. Kitabın dünyası herkesin aynılaştığı bir dünya. Ama buna rağmen hâlâ kitap okuyan insanlar var. İşte umut tam da bu noktada başlıyor. Montag’ın, Clarisse sayesinde uykudan uyanmasıyla başlayan bir direnişin hikayesi Fahrenheit 451.

Guy Montag, karısı Linda ile birlikte yaşayan bir itfaiye personelidir; lakin çalıştığı kurum sembolü ejderha olan ve evleri basarak, buldukları kitapları ateşe vermek suretiyle imha eden bir teşkilattır... Montag, bir gün işten evine dönerken Clarisse ile tanışır ve öğretmen olan Clarrisse’nin etkisiyle, sistemin kuklası olmuş karısının her türlü tepkisine rağmen kitap okumaya ve nihayetinde kendi benliğini ve gerçekleri keşfederek aydınlanmaya başlar.

Editör: Havva Yorgancı