Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Müslümanlar olarak bizlere düşen, bu kötülük karşısında yılmadan mücadele etmek Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Müslümanlar olarak bizlere düşen, bu kötülük karşısında yılmadan mücadele etmek

Süresiz nafaka mağduriyetinin çözümü için mücadeleye devam eden Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu, kamuoyuna yazılı açıklama sundu.

Açıklama şöyle:

Nafakaya Süre Sınırı getirilmesine karşı spekülasyonlara, kamuoyunda oluşturulan algılara cevabımızdır.

 Hiç bir kritere bakılmaksızın 36 yıldır uygulanan TMK 175 Süresiz Nafaka zulümdür ve bu yasayı savunanlar ömür boyu zulmü savunduklarının farkındalar mı ?  Süresiz olmadığını iddia edip iptal koşullarını çok basitmiş gibi anlatıyorlar. Taraflardan biri ölmedikçe, kadın evlenmedikçe haysiyetsiz yaşamı kanıtlanmadıkça nafaka ölene kadar devam ediyor. Yasa erkeğe "dedeftiflik yap, kadını takip et , bunu kanıtla, nafakanı ancak öyle iptal ederim " diyor.

 Asgari ücretli kadının nafakası iptal olmuyor.  Süresiz Nafaka mahkumları ömür boyu borçlu yaşıyorlar ve ömür boyu nafaka arttırma, icra davaları, hapis cezaları,mahkeme, vekalet ücretleriyle boğuşuyor ve çoğu amansız hastalıklara yakalanıyor.

 Nafaka mağdurlarına tekil örnek diyenler boşanma verilerine baksınlar. 36 yıllık yasanın mağdurlarına tekil örnek denmesi mantık dışı. Nafaka miktarını küçük görenler herkesin gelir seviyesini eşit ya da kendileri gibi zannediyorlar. Küçümsedikleri rakamların bir asgari ücretli ya da işsiz için ne anlama geldiğini öğrenmeleri için sırça köşklerinden dışarı çıkıp baksınlar !

 Nafaka ortalaması diye öne sürülen rakam sabit değil ve her yıl atabilen bir miktardır. Kaldı ki mağdurlarımızın arasında oldukça yüksek miktarlarda Nafaka ödeyenler mevcuttur. 

Biz nafakanın kadının yaşı,sağlığı,eğitimi, iş gücü, evlilikte  çocuk olup olmadığı gibi kriterlere bakılarak kanunda Hakkaniyetli ve kriterlere bağlı bir üst sınır konmasının gerekli olduğu konusunda ısrarlıyız. Hakkaniyetin ve adaletin yanında olan tüm hukukçular da böyle düşünürken kadının ömür boyu boşandığı adama ekonomik bağımlı olarak Süresiz Nafakayla güçleneceğini sanan, nikahsız yaşamaya,kayıtsız çalışmaya iten, erkekleri evlilik kurumundan nefret ettirirken, ikinci yuvalarda da ekonomik, psikolojik krize neden olarak deprem etkisi yaratan, İnsana ömür boyu zulmün nedeni olan Süresiz nafakayı savunanların 32 yıllık bu İlkelliği savunmalarına anlam veremiyoruz.

 SÜRESİZ Nafaka  çocuk iştirak nafakası ile karıştırılmamalıdır.

Bir gün evli kalan çocuksuz erkek dahi mevcut yasa TMK  175 e SÜRESİZ Nafaka mahkumu olmaktadır. Çocuğa bile belli bir yaşa kadar ödenen nafaka SÜRELİ olduğu halde erkeğin hukuki ve manevi BAĞI kalmadığı kadına ölene kadar maddi olarak mahkum edilmesi İnsan fıtratına aykırıdır.

Süre uzadıkça icra, hapis, arttırma davaları ile taraflar arasında husumet oluşmaktadır ve bu durum son derece sakıncalıdır

 YASA çift taraflıdır diye bu zulmü savunanlar var. Evet yasa çift taraflı. Biz 8 yıldır tek kadın SÜRESİZ Nafaka mağduruna ulaştık. O da SÜRELİ Nafaka yasası beklemektedir. MESELE NAFAKA ve Kadın ya da Erkek değil,  Mesele SÜRESİZ İBARESİDİR. O ibare durdukça hakimin de, yargıtayın da eli kolu bağlıdır.

Düzenlemeye karşı çıkanların öne sürdüğü bir diğer iddia ise Nafakaya Süre Sınırı geldiğinde Şiddet gören kadının boşanamayacağı algısı. Gerçekten şiddeti yaşayan kadınlar zaten Nafaka almıyorlar. O adamla hiçbir şekilde bağ kurmak istemiyorlar.

Üst sınırın hakim takdirine bırakılması gibi bir görüş de var. Bu durum benzer vakalarda farklı kararlara sebebiyet verebileceği gibi boşanma davaları genelde iddia ve soyut delillerle yürüdüğü için haksız ve farklı kararlara sebep olacaktır.

 Evlilik süresi kadar nafaka ise son derece düz bir mantık olup yaş, sağlık, çocuksuz veya çocuklu, iş gücü, eğitim gibi kriterleri yok saymaktır. Sürenin uzun olması yukarıda da belirttiğimiz hususlardan dolayı husumetin uzun yıllara yayılması demektir. Çok uzun yıllar evli kalan çiftlerde boşanma çok az sayıda olup bu durum İSTİSNAİ durumdur.

KANUNDA MUHAKKAK MAKUL BİR ÜST SINIR BELİRTİLMEDİR

AİLE EN KIYMETLI DEĞERİMİZDİR

Editör: Zeynep Peksoy