Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, 41 işçinin hayatını kaybettiği Amasra'daki maden ocağının en güvenilir ocaklardan biri olduğunu öne sürdü. Atalay, "Bu sistemi Türkiye'deki bütün maden ocaklarına kurmak lazım" dedi. Atalay ayrıca EYT ve asgari ücret zammıyla ilgili de konuşarak "Şimdi maaşa beş ay kala umut mu satayım, emek mi satayım? Ne yapayım ben?" dedi.

Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (ŞEKER-İŞ) tarafından Manavgat ilçesindeki bir otelde düzenlenen "Medya Buluşmaları" etkinliğine katılan Atalay, yaptığı konuşmada, Amasra'daki maden faciasında sorumluluğu bulunanların bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Türkiye'de bir daha maden facialarının yaşanmaması için bu konunun enine boyuna konuşulması gerektiğini vurgulayan belirten Atalay, "Maden zirvesi yapmamız gerekiyor. Bu zirvede iktidar da muhalefet de olsun. Bunun içinde maden mühendisleri, işçisi, sendikaları, üniversiteler olsun. A'dan Z'ye de bu meseleyi ülke gündemine yeniden getirelim. Çünkü bu kabul edilecek bir durum değil." dedi.

"AMASRA'DAKİ OCAĞIMIZDA İYİ BİR TEKNOLOJİMİZ VAR"

Meclis'te yaşanan arbedede yoğun bakıma kaldırıldı: Son durumu ne? Meclis'te yaşanan arbedede yoğun bakıma kaldırıldı: Son durumu ne?

Gelişen teknolojiyle tüm maden ocaklarının daha güvenilir hale getirilmesi gerektiğini dile getiren Atalay, şöyle devam etti:

"Aslında Amasra'daki kömür ocağında bizim iyi de bir teknolojimiz var. Aşağısı 350 metre, 2,5 kilometrelik bir alan var. Bu madenin tavanlarında su torbaları var naylondan. O su torbaları olmasa daha vahim olurdu. Çünkü ateşi gördüğü zaman su torbaları patlıyor. Madeni, kömürü, su, çamur yapıyor. Bu sistemi Türkiye'deki bütün maden ocaklarına kurmak lazım. Maden ocağının olduğu yerlerdeki üniversite hastanelerine yanık tedavi merkezi de kurulması gerekiyor."

Atalay, asgari ücretle ilgili açıklama yapmanın erken olduğunu, aralık ayına yakın bir zamanda söyleyeceklerinin arkasında duracaklarını ifade etti.

ŞEKER-İŞ Genel Başkanı İsa Gök de Türkiye Haber Kameramanları Derneği ile medya çalışanlarını 7 yıldır sendikanın otelinde bir araya getirdiklerini belirterek, geleneksel hale getirdikleri medya buluşmalarını sürdürmeye davam edeceklerini kaydetti.

EYT AÇIKLAMASI

Atalay, EYT ile ilgili de 1999 öncesi işe girmiş olanların yaş sorunu yüzünden emeklilikte karşılaştıkları sorunun çözümüyle ilgili maddi manevi gayret sarf ettiklerini belirterek, bu konuyu bakana, ülkeyi yönetenlere defalarca söylediklerini ve bir daha gündeme gelmemesi için kökten hallolması gerektiğini hep ifade ettiklerini aktardı.

ASGARİ ÜCRET: "UMUT MU SATAYIM, EMEK Mİ; NE YAPAYIM?"

Asgari ücret beklentileriyle ilgili gazetecilerin sorularına cevap veren Atalay, “Ben asgari ücreti ağzıma almıyorum. Hiç konuşmuyorum. Sebebi de şu. Siyasiler üç aydır asgari ücret konuşuyorlar, ki onlarla hiç ilgili değil. İlgili olan kim? İşveren sendikası. İlgili olan kim? Türk-İş. İlgili olan işte biziz. Ya ben şimdi maaşa beş ay kala umut mu satayım, emek mi satayım? Ne yapayım ben?

Şimdi bu asgari ücreti biz ne zaman alacağız? Ocak 1’de uygulanacak, Şubat 1’de alacağız. Niye ben bunu ağustostan itibaren konuşayım? Bundan evvel haziran başında da aynıydı. Başladılar şubat ayında konuşmaya. Şimdi gene başlıyorlar üç aydır konuşmaya. Ben zamanı gelmeden bununla ilgili bir şey söylemeyeceğim. Çünkü ben niye umut mu satayım, emek mi satayım millete, olmayacak şeye niye konuşayım ki.

Yani olacak bir iş olduğu zaman siz de biliyorsunuz, kamuoyu da biliyor. Gitmem gereken yerlere giderim. Söylemem gereken yerlere söylerim. Türk-İş başkanı söyler, yerine getirir. Yerine getirmeyeceği bir şey söylemez. Aralık ayına yakın, bir hafta kala, üç-beş gün kala beraber otururuz söylememiz gerekeni söyler, onun yanında da kapı gibi dururuz” ifadelerini kullandı.