Dr. Ozan Bingöl yayımladığı bir yazıda, EYT’liler, 3600 ek gösterge vaat edilenler ve düşük emekli maaşı alanlara verilen sözlerin tutulmadığını dile getirdi.

Bingöl yazısında, EYT'lilerin ciddi anlamda mağduriyet yaşadığıını belirterek, "Emeklilikte yaşa takılan büyük bir kesim var. Kısaca EYT’liler olarak bilinen ciddi mağduriyet yaşayanlar. Sürekli sıkıntılarını dile getiriyorlar. Seçim dönemlerinde sözler veriliyor, ama bir türlü hayata geçirilmiyor. Sanki sorun çözülecekmiş gibi müjde tonunda söylemler, haberler, demeçlerle sürekli olarak duyguları ile oynanıyorlar." dedi. 

Ardından yazısında şöyle devam etti:

"Ek gösterge maaşın bir unsuru, ancak asıl etkisi emeklilikte kendini gösteriyor. Mevcut durumda 2.200 ek göstergeye tabi pek çok meslek grubunun gözü kulağı 3600 ek gösterge düzenlemesinde. 3600 ek gösterge düzenlemesi ne zaman çıkar? Hangi meslek gruplarını kapsar? diye sürekli soruluyor. EYT’lilerde olduğu gibi 3600 ek gösterge bekleyenlere de sözler verildi. Ancak bu sözler tutulmayan vaat olarak kaldı.

Bir de, neredeyse asgari ücretin yarısı kadar bir maaş ile ay sonunu getirmeye çalışan emekliler var. Emekliler topluma emek vermiş, baş üstünde tutulması gerekenler. Aynı şekilde çok düşük emekli maaşı ile adeta yaşam mücadelesi veren bu kesim de kendisine verilen sözlerin tutulmadığı diğer bir toplum kesimini oluşturuyor."

Çöpe atılan bayrakları fark etti, belediyeyi alarma geçirdi Çöpe atılan bayrakları fark etti, belediyeyi alarma geçirdi

EYT VE 3600 EK GÖSTERGE DÜZENLEMESİ BEKLEYENLER İLE EMEKLİLER POLİTİK ÖNCELİK AÇISINDAN KAÇINCI SIRADA

Vergi istisna, indirim ve muafiyetlerinde olduğu gibi bütçe harcamalarında da toplumun gerçek ihtiyaç ve talepleri yerine güç sahiplerine erişme, onları etkileme gücüne sahip olanların talepleri daha öncelikli olarak hayat bulur. Şimdi bu politik gerçekliği dikkate aldığımızda ve aşağıda yer vereceğim bütçedeki temel yüksek harcama kalemlerine baktığımızda sizce EYT’liler, 3600 ek gösterge bekleyenler ve emekliler harcama politikaları öncelikleri arasında kaçıncı sırada yer bulur?

2006-2021 döneminde Merkezi Yönetim Bütçesinden,

Faize yapılan ödeme: 1 trilyon 86 milyar 75 milyon TL

Görev zararları adı altında yapılan ödeme: 821 milyar 63 milyon TL

Örtülü ödenekten yapılan harcama: 20 milyar 942 milyon TL

Siyasi partilere yapılan hazine yardımı: 5 milyar 177 milyon TL

Baskı ve cilt giderleri 5 milyar 213 milyon TL

Dernek, birlik, kurum ve kuruluşlara yapılan ödemeler 9 milyar 387 milyon TL

Temsil ve tanıtma giderleri 3 milyar 132 milyon lira harcama yapılmıştır. Bu mahiyette daha saymadığımız pek çok kalem var.

Bir de son dönemde bütçeye aşağıdaki kalemlerden binen, şeffaflığı ve öngörülebilirliği sıkıntılı yükleri ekleyin:

KÖİ modeli ile garantili olarak verilen projeler için bütçeden yapılan GARANTİ ÖDEMLERİ,

Kur Korumalı Mevduat İçin yapılan ödemeler (Nisan sonu itibariyle bile 16 milyar 255 milyon liralık bütçe yükü oluştu. Yıl sonuna kadar ne olur bilinmiyor.)

Süper bono veya enflasyona endeksli borçlanma aracı (bona/tahvil) çıkarsa bunun getireceği öngörülemez ve geleceği ipotek altına alacak yük,

BOTAŞ’a verilen görev zararı kalemine ilaveten borç verme kalemine kaydedilen tutarlar (2021 yılında 19 milyar görev zararı ve 50 milyar260 milyon TL borç; 2022 yılının ilk dört ayında 5 milyar lira görev zararı ve 58 milyar 160 milyon TL borç)

Seçim ortamında harcama musluklarının açılması.

Tüm bunlara bakınca sizce EYT’LİLER, 3600 EK GÖSTERGE BEKLEYENLER, DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ALANLAR sizce politika yapıcılar sizi bütçe politikalarında kaçıncı sıraya koymuşlardır?

En büyük endişelerimden birisi de tam seçim öncesi EYT, 3600 Ek gösterge ve emekliler konusunda beklentileri karşılamaktan uzak ama bu kesimin yanlış algılamasına yol açacak türden düzenlemeler yapılmasıdır.

"VERGİ-BÜTÇE HARCAMASI-OY DAVRANIŞI İLİŞKİSİNİ KURAMIYORUZ.."

Ülkeyi yönetenler, toplumun gerçek ihtiyaçlarını önceliklendirmedikleri, temel siyasi önceliği halkının insan onuruna yakışır bir hayat sürmesi olarak belirlemedikleri, yanlış politikaların ve israfın bütçede açtığı gediklere son vermedikleri sürece toplumun gerçek ihtiyaç sahipleri kuyruğun arka sıralarında beklemek zorunda kalacaklardır. Bu kesimin, sandık kurulduğunda ilk önce sıraya geçen kesim olması da ayrı bir konu. Demek ki, vergi ve harcama politikaları ile oy davranışı arasındaki ilişkide belli bir olgunluk seviyesine gelmemişiz.

Vergi, harcama ve oy davranışı arasındaki ilişkiyi kurabilsek, bize verilen ve tutulmayan sözlerin ve bütçeden niye bazı harcamaların daha öncelikli olduğunun hesabını sorabilsek, bizi yönetenleri şeffaflık ile terbiye edebilsek bu halde olur muyuz?