Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu tarafından kaleme alınan analiz, Yemen'de yaşanan çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Ülkede 2022 yılında Birleşmiş Milletler arabuluculuğuyla sağlanan ateşkesin ardından başlayan dönmüş çatışma süreci, Ağustos 2026 itibarıyla yerini şiddetli çatışmalara bıraktı.
Yemen'de Tırmanan Şiddet ve Can Kayıpları
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, yeniden alevlenen çatışmalar sonucunda en az bin 282 kişi hayatını kaybetti ve 5 bin 891 kişi yaralandı. Ekim ayının ilk haftalarında günlük ortalama kayıp sayısı 223 seviyesine tırmanarak önceki dönemin neredeyse iki katına ulaştı. BM 2026 İnsani Müdahale Planı raporlarına göre, yaklaşık 22 milyon insan insani yardıma muhtaç durumda bulunurken, bunların 18,3 milyonu akut gıda güvensizliği tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
Taiz'de Kuşatma ve Yaşam Mücadelesi
Ağustos ayından bu yana 200 binden fazla sivil yerinden edildi ve bu rakam son yılların en yüksek göç dalgasını oluşturdu. Yeni göç edenlerin yüzde 57'si Taiz vilayetine sığınırken, bölge Husilerin kırsal kesimlerdeki ilerleyişi nedeniyle fiilen kuşatma altına alındı. Kente gıda, yakıt ve tıbbi malzeme girişinin engellenmesi, 1 ila 1,5 milyon kişinin yaşadığı şehir merkezindeki insani durumu çıkmaza soktu.
Temel İhtiyaçlara Erişim Kısıtlandı
Yolların kapanmasıyla birlikte piyasalardaki mal akışı durma noktasına geldi ve fiyatlar katlanarak arttı. Taiz'de patates fiyatları dört günde iki katına çıkarken, un fiyatları yüzde 50 oranında zamlandı. Kamusal elektriğin bulunmadığı şehirde, özel jeneratörlere bağımlı kalan hane halkları için elektrik lüks hâline geldi. Ayrıca BM insani yardım çağrısının yalnızca yüzde 22'sinin fonlanabilmesi yardımların ulaştırılmasını engelliyor.
Çocuklar ve Kadınlar İçin Büyük Tehdit
Savaşın maliyeti toplumun en savunmasız kesimlerini doğrudan etkiliyor. Şiddet dalgasından önce bile 5 yaşın altındaki 2,2 milyon çocuk akut yetersiz beslenme yaşarken, bunların 500 bini hayati risk taşıyordu. Doğrulanan sivil ölümlerin yarısından fazlasını çocuklar oluştururken, 250 okulun kapanmasıyla 137 bin çocuk beslenme programlarından mahrum kaldı. Gelirini kaybeden aileler çocuklarını çalışmaya yönlendirerek çocuk işçiliğini bir hayatta kalma stratejisi haline getirdi.
Kadınlar açısından ise kriz özellikle sağlık alanında derinleşti. Marib ve Ras el-Ara'daki hastanelerde ameliyathanelerin yaralılara ayrılması nedeniyle acil doğum ve yenidoğan bakımı askıya alındı. Yerinden edilen anneler kısıtlı gıda stoklarını çocuklarına bırakabilmek için ogün atlamak zorunda kalıyor. Kolera ve kızamık vakalarındaki artış ise zayıflayan sağlık sistemini çöküş eşiğine getirdi.
Bölgesel Denklemler ve Çözüm Arayışları
Yemen halkının kaderi giderek bölgesel güç mücadelesine bağlanmış durumda. İsrail, ABD ve İran arasındaki gerilim ile Babulmendeb Boğazı üzerindeki rekabet, ülkeyi küresel bir pazarlık sahasına dönüştürdü. Uzmanlar, krizin aşılmasının askeri kazanımlarla değil, ancak kapsayıcı bir siyasi süreç ve halkın özgür iradesiyle mümkün olabileceğini belirtiyor. İnsani koridorların açılması, yardım fonlarının artırılması ve çalışanların serbest bırakılması acil bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.
(Kaynak ve Görsel: Anadolu Ajansı)
