Yunanistan hükümetinin Batı Trakya'daki Türk azınlığa yönelik hayata geçirdiği tartışmalı okul kapatma kararları ve müftü atamaları bölgede infial yaratmaya devam ediyor. Uluslararası hukuku ve anlaşmaları hiçe sayan Atina yönetiminin tek taraflı uygulamalarına karşı tepkiler çiğ gibi büyürken, konuya ilişkin en net duruşlardan biri bölgedeki siyasi oluşumlardan geldi.
Batı Trakya Türk azınlığının hak arama mücadelesinde ön plana çıkan Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi, Yunanistan'ın azınlık haklarını hedef alan politikalarını sert bir lisanla kınadı. Parti yönetimi, atama yoluyla göreve getirilen isimler üzerinden yürütülen süreçlerin halkın iradesini hiçe saydığını ve temel insan haklarına tamamen aykırı olduğunu vurguladı.
Batı Trakya'da Hak Gaspı Sürüyor
DEB Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yunanistan'ın atanmış müftüler üzerinden yürüttüğü uygulamaların Batı Trakya Türk Azınlığı’nın din ve vicdan özgürlüğüne yönelik açık bir hak gaspı olduğunu dile getirdi. Uluslararası antlaşmaların topluluğa kendi dini liderini belirleme hakkı tanıdığını hatırlatan Asafoğlu, Atina'nın bu hakları yok sayan vesayetçi zihniyetini eleştirdi.
Bürokratik kararlarla halk iradesinin bastırılamayacağını ifade eden Asafoğlu, müftülük kurumlarının sıradan devlet dairelerine dönüştürülmek istendiğini kaydetti. Bu durumun azınlığın kurumsal hafızasını hedef aldığını belirten Asafoğlu, halkın kendi seçtiği liderlerin arkasında dimdik durduğunu kaydetti.
Atina'nın Politikaları Çöktü
Devlet zoruyla topluma dini lider dayatılamayacağının altını çizen Asafoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Devlet zoruyla ve idari kararnamelerle halkın vicdanında karşılığı olan bir dini lider yapılamayacağı gibi, halkımızın namazlarında ve tüm dini törenlerde meşru ve seçilmiş müftülerinin arkasında dimdik durması bu dayatmanın sahada tümüyle çöktüğünün en somut kanıtıdır. Müftülüklerin sıradan bir devlet dairesine, müftülerin ise birer devlet memuruna dönüştürülmesi azınlığın kurumsal kimliğini ve toplumsal hafızasını zayıflatmayı amaçlayan çifte standartlı bir politikadır.'
AB Üyesi Ülkeden Antidemokratik Adımlar
21. yüzyılda Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin Türk azınlık söz konusu olduğunda memur tayin etmeye kalkışmasının demokrasi ilkeleriyle bağdaşmadığına dikkat çeken Asafoğlu, bu tutumun ülkenin uluslararası güvenilirliğini zedelediğini ifade etti.
Sorunun çözümü için Atina'nın tek taraflı yasalarla kurduğu bürokratik hegemonyadan vazgeçmesi gerektiğini belirten Asafoğlu, seçilmiş müftülük makamına idari ve hukuki özerkliğin derhal iade edilmesini talep etti. Bölge halkının meşru temsilcileriyle diyalog kurulmasının şart olduğunu belirten DEB Partisi, halkın özgür iradesiyle seçtiği müftülerin yanında durmaya ve demokratik mücadeleyi sürdürmeye kararlı olduklarını duyurdu.
(Kaynak ve Görsel: Yeni Akit)
