Kanadalı fotoğrafçı Christopher Herwig, 2002 yılında bisikletle yaptığı bir yolculuk sırasında tesadüfen Sovyet döneminden kalma bir otobüs durağıyla karşılaştı.
Bu an, yıllar sürecek bir fotoğraf serisinin başlangıcı oldu.
Uzak bir Rus köyünde, rüzgâr ve kar altında yıllardır ayakta.
Sanatçısının kim olduğu bilinmiyor; anonim bir Sovyet mimarinin şiirsel kalıntısı.
1980’lerin ortasında inşa edilen bu durak, beton ve metal levhalardan oluşan fütüristik bir forma sahip.
Sovyetler’in “geleceğe inanç” temasını yansıtan bu yapı, işlevinden çok hayal gücüyle öne çıkıyor.
Geleneksel Ermeni taş oymacılığıyla süslenmiş bu durak, bölgesel kimliğin Sovyet mimarisiyle buluştuğu nadir örneklerden biri.
Durağın üzerindeki kabartmalar, yerel mitolojik figürleri temsil ediyor.
Renkli kabartmalarıyla dikkat çeken bu durak, 1970’lerin sosyalist “mutluluk estetiği” anlayışını yansıtır.
Yolcuları beklemekten çok “görülmek için yapılmış” bir yapı.
Dağ manzarasının önünde duran bu beton yapı, “yalnızlık içinde güzellik” temasını çağrıştırıyor.
Kırgız halk sanatına gönderme yapan süslemelerle tamamlanmış.
Sanki bir bilim kurgu filminden çıkmış gibi duran bu durak, mimari cesaretin bir göstergesi.
Fonksiyondan çok formun ön planda olduğu bir “beton soyutlama.”
Mozaiklerle süslenmiş geometrik paneller, Sovyet sanatında “halk için sanat” anlayışının yansıması.
Renkli ama melankolik; tıpkı dönemin atmosferi gibi.
Döneminin beton ve neon karışımı tarzını taşıyan bu durak, adeta bir modern sanat eseri.
Fonksiyonellikten çok biçim kaygısıyla tasarlanmış bir açık hava heykeli.
Karadeniz kıyısında, deniz kabuğunu andıran formuyla bu durak adeta bir heykel.
Tasarımıyla Sovyet dönemi “tatil cenneti” estetiğini yansıtıyor.
