reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Hafif yağmur
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,1674 %-0.05
53,0645 %-0.13
6.695,10 % -0,31
3.479.537 %1.964
İşçi Haber Gündem 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü : Dünyadan Türkiye’ye işçi hareketinin serüveni

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü : Dünyadan Türkiye’ye işçi hareketinin serüveni

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün kökeni, 19. yüzyılda ABD’de işçilerin ağır çalışma koşullarına karşı başlattığı 8 saatlik iş günü mücadelesine dayanıyor. Zamanla uluslararası bir dayanışma hareketine dönüşen bu süreç, bugün dünyanın birçok ülkesinde emekçilerin ortak bayramı olarak kutlanıyor.

Okunma Süresi: 4 dk

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün kökeni, Amerika Birleşik Devletleri’nde 19. yüzyıl boyunca gelişen uzun bir işçi mücadelesinden besleniyor. Bu mücadelenin merkezinde ise işçilerin giderek ağırlaşan çalışma koşullarına karşı yükselttiği “daha kısa iş günü” talebi yer alıyordu.

uzun çalışma saatlerine ilk tepkiler: Sendikal hareketin doğuşu

Amerika’da fabrika sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte işçiler, uzun süren çalışma saatlerine itildi. 14 ila 18 saat arasında değişen çalışma süreleri, 19. yüzyılın başlarında işçi sınıfının en temel sorunlarından biri haline geldi. 1820’li ve 1830’lu yıllarda farklı sanayi merkezlerinde çok sayıda grev düzenlendi. Bu grevlerde ücret artışı taleplerinin yanı sıra, özellikle çalışma saatlerinin azaltılması öne çıktı. 1827’de Philadelphia’da inşaat işçilerinin gerçekleştirdiği örgütlenme ve 10 saatlik iş günü talebi, ABD’de sendikal hareketin erken örneklerinden biri olarak kabul edildi.

1830’lara gelindiğinde fırıncılar başta olmak üzere birçok iş kolunda çalışma saatlerinin insanlık dışı boyutlara ulaştığı dile getiriliyor ve işçiler 18-20 saatlik vardiyalara karşı örgütlü tepki veriyordu.

‘8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat uyku’

1850’li yıllara gelindiğinde sendikal hareketin güçlenmesiyle birlikte bu kez daha ileri bir talep ortaya çıktı: 8 saatlik iş günü.

Avustralya'nın Melbourne kentinde 1856 yılında taş ve inşaat işçilerinin “8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat uyku” sloganıyla başarı elde etmesi, bu talebin uluslararası bir nitelik kazanmasını sağladı. Amerika’da ise 8 saatlik iş günü mücadelesi asıl ivmesini 1860’lardan sonra kazandı. İç Savaş yıllarında bazı sendikaların dağılmasına rağmen işçiler yeniden örgütlenerek ulusal ölçekte birleşme arayışına girdi.

1886 yılında Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu öncülüğünde işçiler, haftada 6 gün ve günde 12 saat süren çalışma düzenine karşı iş bıraktı. 8 saatlik iş günü talebiyle yapılan grevlere ülke genelinde yüz binlerce işçi katıldı. Chicago’daki gösteriler bu sürecin en dikkat çeken merkezi oldu.

Gösteriler devam ederken yaşanan polis müdahaleleri ve Haymarket Olayı olarak bilinen gelişmeler, emek hareketi tarihinde derin izler bıraktı. Yaşanan çatışmalar ve ölümler, işçi hareketlerinin uluslararası ölçekte daha örgütlü bir zemine taşınmasına neden oldu.

1 Mayıs Uluslararası Gün İlan edildi

1889 yılında Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs, “birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak ilan edildi. Bu kararın ardından 1890 yılıyla birlikte 1 Mayıs, birçok ülkede eş zamanlı olarak anılmaya ve kutlanmaya başlandı. Zaman içinde 8 saatlik iş günü talebi birçok ülkede yasal düzenlemelere girdi. Böylece 1 Mayıs, yalnızca bir hak arayışı günü olmaktan çıkarak, işçi sınıfının uluslararası dayanışmasını simgeleyen bir güne dönüştü.

1 Mayıs’ın Türkiye’deki geçmişi 1909 yılına uzanıyor. İlk kutlamalar Üsküp ve Selanik’te gerçekleşti… farklı etnik ve dini kimliklerden işçilerin birlikte yürüdüğü bu gösteriler dikkat çekti. İstanbul’da ilk kitlesel kutlama ise 1912 yılında yapıldı. Cumhuriyetin ilk yıllarında da farklı şehirlerde işçi katılımıyla 1 Mayıs etkinlikleri düzenlendi. 1923’te 1 Mayıs’ın “İşçi Bayramı” olarak kabul edilmesi gündeme gelse de bu karar uygulanmadı.

1925’te çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile birlikte kitlesel gösteriler yasaklandı ve 1 Mayıs uzun yıllar resmi olarak kutlanamadı. 1935’te ise 1 Mayıs, “Bahar Bayramı” adıyla resmi tatil ilan edildi.

Türkiye'de 1 mayıs gösterileri

1976 yılında İstanbul Taksim Meydanı’nda yapılan kutlama, kitlesel 1 Mayıs geleneğini yeniden başlattı. Ancak 1977’de yaşanan ve “Kanlı 1 Mayıs” olarak anılan olaylar, Türkiye’de 1 Mayıs tarihinin en kritik kırılmalarından biri oldu. Meydanda yaşanan olaylarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Sonraki yıllarda 1 Mayıs farklı dönemlerde yasaklar, sınırlamalar ve kitlesel katılımlarla devam etti. 1980 darbesi sonrası uzun süre yasaklanan kutlamalar, 1987’den itibaren yeniden görünür hale geldi. 2009 yılında 1 Mayıs, Türkiye’de yeniden resmi tatil ilan edilerek “Emek ve Dayanışma Günü” adını aldı. 2010 ve 2011 yıllarında Taksim Meydanı’nda kitlesel ve olaysız kutlamalar yapılırken, sonraki yıllarda farklı meydanlarda organizasyonlar gerçekleştirildi.

Günümüzde 1 Mayıs, dünyanın birçok ülkesinde resmi tatil olarak kutlanıyor. İşçi hakları, çalışma koşulları ve sosyal adalet talepleri etrafında şekillenen etkinliklerde hem kutlama hem de gösteri ve mitinglerle anılıyor. Bir yandan tarihsel bir mücadeleyi hatırlatırken, diğer yandan güncel emek tartışmalarının da merkezinde yer almayı sürdürüyor.