Mart 2026 tarihli Geophysical Journal International dergisinde yer alan çalışmaya göre, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Doğu Anadolu Fay Zonu üzerindeki gerilim dağılımı yeniden şekillendi.
Araştırmada, Amanos Dağları ile Karasu Vadisi arasındaki yer kabuğu yapısının deprem dalgalarının yönünü belirlediği ifade edildi. Sert ve kalın kaya yapısına sahip Amanos Dağları’nın adeta bir bariyer görevi gördüğü, bu nedenle deprem enerjisinin daha zayıf ve kırılgan yapıdaki Karasu Vadisi boyunca ilerlediği tespit edildi. Bu durumun Amik Ovası ve Hatay çevresinde yıkımı artırdığına dikkat çekildi.
1500 yıldır büyük deprem üretmeyen Türkoğlu-Osmaniye segmentinde enerji birikti
Ancak uzmanlara göre asıl risk, uzun süredir kırılmayan fay segmentlerinde birikiyor. Çalışmada, yaklaşık 1500 yıldır büyük bir deprem üretmeyen Türkoğlu-Osmaniye segmentinde ciddi bir enerji birikimi olduğu vurgulandı. Yapılan hesaplamalar, bölgede yaklaşık 7 metrelik bir “kayma açığı” oluştuğunu ortaya koydu.
Bilim insanları, 2023 yılında yaşanan büyük depremlerin bu hat üzerindeki gerilimi daha da artırdığını ve olası bir kırılmanın zamanını öne çekmiş olabileceğini belirtti. Raporda özellikle İskenderun Körfezi çevresindeki yoğun sanayi tesisleri ve yerleşim alanlarının, 7 büyüklüğünün üzerindeki bir deprem riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
uzun süre büyük deprem üretmen faylar tehlike saçıyor
Araştırmada ayrıca kırılmayan Türkoğlu-Osmaniye hattının, bölge için en önemli tehdit unsuru olmaya devam ettiği kaydedildi.
Öte yandan, Bingöl’de meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki son sarsıntı, dikkatleri Doğu Anadolu Fay Hattı’nın kuzey ucundaki Yedisu segmentine çevirdi. Uzmanlar, yaklaşık 240 yıldır büyük bir deprem üretmeyen bu fayın da kritik seviyede gerilim biriktirdiği uyarısında bulunuyor.
Hatay’dan Bingöl’e uzanan geniş fay hattındaki bu gelişmeler, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha gündemin üst sıralarına taşıdı.
