İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Adalet Bakanlığı'na atanan Akın Gürlek, Katıldığı A Haber programında önemli açıklamalarda bulunuyor. Akın Gürlek'in konuşmalarından satır başları şu şekilde:
'Adalet yolunda milletimiz için hizmet edeceğiz'
Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye teşekkür ederek başlayan Akın Gürlek, ''Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajıyla da desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıldan sonra Nevşehir'den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşehrilerime saygılarımı sunuyorum. Hayırlı bir program olmasını temenni ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Adalet yolunda milletimiz için hizmet edeceğiz. Gücümüz yettiği oranda hizmete hazırız, heyecanlıyız. İnşallah heyecanımızla birlikte de yeni projeleri getireceğiz'' dedi.
'İnşallah görevi hakkıyla yapmışımdır'
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, ‘’Biliyorsunuz ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak karşınızdaydım. İstanbul 17 milyonluk bir şehir. Bu şehrin başsavcılığını yapmak bana nasip oldu. Bu görev tevdi edilmişti. İnşallah görevi hakkıyla yapmışımdır. Öncelikli olarak beraber görev yapmış olduğum çok değerli savcı arkadaşlarıma, adliye mesai arkadaşlarıma tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum'' ifadelerini kullandı.
'86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım'
Adalet Bakanı olarak atanmasına değinen Gürlek, ''Şimdi de biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın takdir ve tensipleriyle de Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanıyım. Şunu unutmamamız gerekiyor; 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım ben. Bu makamın sahibi değil emanetçisiyim. Adalet devletin namusudur. Zedelendiği yerde güven sarsılır, güven sarsılırsa da kamu düzeni bozulur. Ben sadece bir siyasi kimliğin dışında adalete ihtiyacı olan 86 milyon vatandaşımızın yanındayım, onların bakanıyım. Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa ben onların yanındayım. Öncelikli olarak bunu değerlendirmemiz gerekiyor.'' açıklamasında bulundu.

BAKAN GÜRLEK'TEN CHP'NİN KÜSRÜ İŞGALİ AÇIKLAMASI
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) yemin töreni sırasında CHP'li bazı vekillerin kürsüyü işgal etmesi olayı hakkında konuşan Bakan Gürlek, ‘’Tabii ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama o gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Yani burada şahısların bir sorunu yok; yani benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, yani biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Meclis. Yani oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem.
Normalde usulü siz daha iyi biliyorsunuz; Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey anons etti, ilk isim olarak beni anons etti. Ben kürsüye çıktım. Yani bir metin var biliyorsunuz, metnin usulen okunması gerekiyor. Yani metin okunurken birden karıştı, yani ortalık karıştı. Yani bir de şimdi şöyle; yani orası biliyorsunuz Türkiye'nin en seçkin yeri. İnsanların vatandaşın iradesiyle, milletin iradesiyle seçmiş olduğu milletvekillerinin görev yaptığı bir yer. Ben açıkçası bu kadar karışıklık olduğunu bilmiyordum. Birden kürsüye saldırılar başladı. Ama bu konuda daha önce özellikle AK Parti grup başkanvekilleri arkadaşlarımız, AK Parti'deki çok değerli milletvekillerimiz beni uyardılar; ‘Bir karışıklık bekliyoruz, bu konuda sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Yani sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Yani çok karışıklık oldu. Bunlar keşke yaşanmasaydı'' dedi.
'KEŞKE BUNLAR YAŞANMASAYDI'
Meclis kürsüsünde yaşanan arbedeye değinen Gürlek, ‘’Yani birden bir kapı ve koridordan geçtikten sonra Meclis'in kürsüsüne geliyorsunuz, birden insanlar sizin üzerinize geliyor. Bir kargaşa var, hatta ben sonradan gördüm bir kitapçık fırlatılmış. Yani bunlar keşke yaşanmasaydı. Ya burada özellikle Zafer Bey, ben şunu ifade etmek istiyorum: Benim şahsım önemli değil. Ben naçizane bir insanım, Akın Gürlek'im. Ama burada Meclis çok önemli, yani Meclis bizim göz bebeğimiz. Adalet'in Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı bunlar kurumlar. Yani buradaki kurumların yıpratılmaması gerekiyor, Meclis'in yıpratılmaması gerekiyor. Yani özellikle Meclis'in asıl görevi biliyorsunuz, parlamento'nun asıl görevi vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre kanun yapmak. Yani bu saygınlığı, kurumları yıpratmamamız gerekir'' ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmasının nasıl başladığına dair konuşan Bakan Gürlek, süreci şu sözlerle ifade etti:
'İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı'
‘’Cumhuriyet savcısı olarak dediğim gibi, soruşturmaya biz o şekilde başladık. İhbar, şikayet ve parti içinden gelen şikayetler üzerine. Daha sonra da biliyorsunuz delil durumuna göre, yani somut deliller ortaya çıkıyor. Yani başlıyorsunuz soruşturmaya, soruşturmaya başlamak için makul şüphe gerekiyor. Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları...
Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Yani bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp "takipsizlik" dediğimiz kararı verir. Yani sizin söylediğiniz dosyada da yani aynı şekilde parti içerisinden başvurular vardı, yani biliyorsunuz bunları. Bunlar zaten artık iddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor.
Yani Cumhuriyet savcısı ciddi iddia karşısında "Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum" deme lüksü yoktur. Şimdi bakın, yani az önce de söylediniz, İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Yani biz, ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. Sizin de anlattığınız gibi "Para Kuleleri" dosyasını biz zaten getirmiştik, orada bir inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Yani o şahısları biliyorsunuz, daha sonradan bu şahıslar İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Sizin söylediğiniz gibi, yani "Para Kuleleri"nde o görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda dosyanın da ana karakteriydi.''
'burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım'
‘’İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik. Yani ben burada şunu demek istiyorum: Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, yani bunu özellikle çizmek istiyorum. Yani soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Yani bunu özellikle altını çizmek istiyorum. Yani burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım. Tekrar söylemek istiyorum Nazif... Abdurrahman Bey, kusura bakmayın. Yani buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Yani biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.''

'Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz'
Yasa dışı bahis ve futbolda şike konularına ilişkin yürütülen soruşturmalar hakkında detay veren Bakan Gürlek, ''Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Futbolda şikede önemli operasyonlar yaptık. Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Bu konuda da çok hassas çalışmalar yürüttük. MASAK raporlarına, HTS kayıtlarına baktık. Bir futbolcunun bahis oynaması bizim kanunlarımıza göre suç değil. Suç olması için kendi maçına bahis oynaması gerekiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye'ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz. Şike soruşturmaları genişleyecek'' dedi.
akın gürlek'ten uyuşturucu soruşturmasına dair açıklamalar
Son aylarda ünlülere yönelik genişletilen uyuşturucu soruşturmasına değinen Gürlek, ''Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var.
Yani biz burada kesinlikle şahısların az önce de söyledim; unvanlarına, kişilerde mesleklerine, ünlü olup olmadıklarına bakmıyoruz. Suç var mı yok mu o bazlı bakıyoruz. Yani kesinlikle yani Emniyet de çok iyi çalışıyor, Jandarma da çok iyi çalışıyor. Sayın İçişleri Bakanımız da şu an yeni atandı, onunla da görüşüyoruz bu konuda. Eski Bakanlık zamanında da çok iyi operasyonlar yapıldı. Şimdi kamuoyundaki yansıyan gürültülere baktığımızda; bilinen, tanınan, ünlü dediğimiz sanat camiası, spor camiası, göz önündeki insanların neredeyse tamamının bir şekilde bu işe ucundan kıyısından bulaştığını görüyoruz. Bu bir yöntem mi, bu kişilerin kişisel zafiyetinden mi kaynaklanıyor yoksa bu bahsettiğimiz baronlar, çete, o yapı bu kişileri kullanıyor mu? Bilinçli bir şekilde yönlendiriliyor mu?
Şimdi şu şekilde; yani arz-talep meselesi, talep var. Yani talep olunca da mecburen yurt dışından uyuşturucu getirilmeye çalışılıyor, çalışılıyor. Şimdi bakın, ben İstanbul Başsavcılığı döneminde şuna müsaade etmedim kesinlikle; yani burada şahsım değil yani bir savcı ne gerekiyorsa onu yaptı'' ifadelerini kullandı.
