Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortaklığında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı işbirliğiyle düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"nde konuşan Bakan Göktaş, zirvede ele alınan konunun çok önemli olduğunu söyledi.
‘gazze’de yaşananlar karşısında dijital mecraların rolünü ele alacağız'
Göktaş, dijital dünyanın etkileri ele alınırken, teknolojinin yalnızca bireysel hayatları değil, küresel vicdanı da nasıl şekillendirdiğinin konuşulacağını dile getirerek, "Özellikle, Gazze'de yaşanan insanlık dramı ve sivillerin maruz kaldığı ağır hak ihlalleri karşısında dijital mecraların rolünü de ele alacağız. Kültürel aktarım ve dijital çağda haya ahlakı oturumlarının ardından zirvemizi sonuç bildirisiyle tamamlayacağız. Bu vesileyle böylesi anlamlı zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığını, bilgiye erişimi hızlandırdığını, öğrenme imkanlarını geliştirdiğini ve iletişim kanallarını genişlettiğini herkesin artık çok iyi bildiğini anlatan Göktaş, aynı dijital dünyanın insanları zararlı içeriklere, bağımlılıklara ve siber zorbalığa karşı savunmasız bıraktığını da söyledi.

'Algoritmalar, evlatlarımızın düşünce dünyasını tehdit ediyor'
Göktaş, yapay zekanın, yeni imkanlarla birlikte yeni tehditleri de beraberinde getirdiğini vurgulayarak, "Algoritmalar, kendi hakikatini üretiyor, evlatlarımızın düşünce dünyasını tehdit ediyor. Artık şu soruyu daha açık ve net bir şekilde sormak zorundayız. Çocuklarımız mı dijital dünyayı kullanıyor, yoksa onların dikkatini, zamanını ve duygularını dijital dünya mı yönetiyor? Dijital anafor dediğimiz şey tam da burada başlıyor." diye konuştu.

‘Mesele, fertlerin ve ailenin dikkatini ve duygularını koruyabilmektir’
Çocukların sosyal medya alışkanlıkları sonucu sonsuz kaydırma döngüsünün içine çekildiğini ve ailelerin de bu kısır döngü içerisine girebildiğini bildiren Göktaş, şöyle devam etti:
"Bu döngü, basit bir kullanım alışkanlığı olmaktan çıkıyor. Davranışları etkileyen güçlü bir dijital mimariye dönüşüyor. Yani aileler ve fertler, aşırı enformasyon yüküne maruz kalıyor. İşte bu nedenle bugün ekran bağımsızlığını konuşuyoruz. Çünkü esas mesele, teknolojiyi reddetmek değildir. Mesele, fertlerin ve ailenin dikkatini, zamanını ve duygularını koruyabilmektir. Dijital dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmalarını sağlayabilmektir. Ekran bağımsızlığı, ekran karşısında iradeyi kaybetmemek, teknolojiyi insanın, ailenin ve çocuğun gelişimine hizmet eden bir araç olarak tutabilmektir. Bugün, dünya bu meseleyi artık sadece teknolojinin gelişimi olarak görmüyor."
Birleşmiş Milletler'in, çocukların çevrim içi platformlarda korunması amacıyla hükümetlere ve teknoloji şirketlerine daha güçlü sorumluluk üstlenme çağrısında bulunduğunu aktaran Göktaş, konunun insan hakları, mahremiyet, kamu sağlığı, medya okuryazarlığı, yapay zeka güvenliği ve dijital egemenlik başlıklarıyla ele alındığını kaydetti.

'Elimize sığan telefonların, telefonlara sıkışan bir dünyanın esiri olamayız'
Göktaş, çocukların karşısında artık tek tek içeriklerin olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İçerikleri seçen, sıralayan, öneren ve çocuğu ekranda tutmak üzere tasarlanmış sistemler, algoritmalar var. Bu sistemler verileri topluyor, davranış örüntülerini ölçüyor. Tercihleri analiz ediyor, dikkatleri yönlendiriyor. İnsanlar, yapay zeka sistemleriyle konuşuyor, algoritmik akışların içinde vakit harcıyor. Bazen gerçek ile kurgu arasındaki sınırları ayırt etmekte zorlanıyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor, evlatlarımızı sadece zararlı içerikten değil, zararlı içeriği onların önüne taşıyan mekanizmalardan da korumak zorundayız.
Çocuklarımızı algoritmaların insafına bırakamayız. Elimize sığan telefonların, telefonlara sıkışan bir dünyanın esiri olamayız. Bugün pek çok ülke, bu konuda önlemler alıyor. Yaş doğrulama sistemlerinin mahremiyeti ihlal etmeden kurulması, platformların çocuk güvenliğini tasarım aşamasından itibaren dikkate alması, yapay zeka uygulamalarının olumsuz etkilerinin önceden değerlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin denetlenebilir sorumluluklar üstlenmesi. Tüm bu hususlar artık ertelenemez."
Türkiye’nin dijital kuşatmaya karşı yaklaşımı ve Aile Eylem Planı
Bakan Göktaş, Türkiye'nin, dijital kuşatma alanında aldığı aksiyona değinerek, "Türkiye, dijital kuşatmayı erken fark eden ve bu konuda önleyici, güçlü ve kararlı bir vizyonla hareket eden öncü ülkelerden biridir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta bu meselenin, aileyi, nesli ve geleceğimizi ilgilendiren milli bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Çocuklarımızın dijital dünyanın başıboş ve karanlık akışına terk edilmemesi gerektiğini ve bu alanda bütün dünyada güçlü bir farkındalığın öncülüğünü yapıyor. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu kararlı yaklaşımı somut hedeflere dönüştüren bir yol haritasıdır." diye konuştu.
