Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in 81. Genel Kurulu kapsamında bulunduğu New York'ta Bloomberg için bir makale kaleme aldı.
"BM, Güvenlik Konseyi'nin veto hakkını kaldırmalıdır" başlıklı makalesinde Erdoğan, son yıllarda yaşanan salgınlar, enerji krizleri, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve bölgesel çatışmaların küresel sorunların çözümünü birkaç başkentin iradesine bırakmanın günümüz gerçekleriyle bağdaşmadığını gösterdiğini ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi'nde reform çağrısı
Erdoğan, küresel karar alma mekanizmalarının mevcut şartlara uyum sağlamasının artık ertelenemeyeceğini belirtti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin hâlâ İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yapıyı yansıttığına dikkat çeken Erdoğan, daha etkin, adil ve hesap verebilir bir temsil anlayışının gerekli olduğunu vurguladı.
Bloomberg'de yayınlanan makaleye göre Erdoğan, bunun yalnızca temsili genişletmekle değil, liderlik sorumluluğunun da daha adil şekilde paylaşılmasıyla mümkün olacağını ifade etti.
'Dünya 5'ten büyüktür' vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde uzun süredir dile getirdiği "Dünya 5'ten büyüktür” çağrısına da yer verdi.
Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini küresel ve bölgesel meselelerin çözümüne dahil etmek mecburiyetindeyiz. 'Dünya 5'ten büyüktür' çağrımız, bu yönüyle daha geniş bir sorumluluk anlayışına davettir. Reform ihtiyacını artık somut bir yol haritasına dönüştürmek elzemdir. Bu yol haritasının merkezinde ise veto imtiyazının ilgası yer almalıdır."
Erdoğan ayrıca, Güvenlik Konseyi'ne yeni ayrıcalıklı üyeler eklenmesinin mevcut yapıya ilişkin sorunu çözmeyeceğini, yalnızca imtiyazlı yapının kapsamını genişleteceğini belirtti. Veto yetkisinin kaldırılmasını reformun temel hedeflerinden biri olarak gösterdi.
‘Daha adil bir dünya’ çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı bölgelerden ülkelerin ortak bir zeminde buluşmasının uluslararası sistemin meşruiyetini ve temsil kabiliyetini güçlendireceğini ifade etti.
Erdoğan, makalesinin sonunda ise şu değerlendirmede bulundu:
"Farklı bölgelerden ülkelerin bu müşterek zeminde buluşması, uluslararası sistemin meşruiyetini ve temsil kabiliyetini güçlendirecektir. Bugünün dünyasında kalıcı barışın, birbirinden kopuk ve birbiriyle konuşmayan blokların çoğalmasıyla kurulamayacağı açıktır. 'Daha adil bir dünya' için farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini ortak bir zeminde buluşturmalıyız."
