Dijital platformlar, içeriklerinde denetimsizlik ve reklam alanında sınırsız özgürlük ile dikkat çekerken, geleneksel medya çeşitli reklam kısıtlamalarıyla mücadele etmektedir. Bu durum, dijital mecraların reklam gelirlerinin yüzde 75'inin kendilerine kaymasıyla yerli medyanın gelir ve istihdam oluşturma gücünü tehdit etmektedir. Özellikle Türkiye'de, dijital platformlar kazandıkları parayı yurt dışına aktarırken, yerli medya çok daha yüksek yükümlülükler altında kalmaktadır. Yerli medya, dijital platformların dört katı lisans payı ödemek zorunda kalırken, hizmet vergisi konusunda da çifte standartlar dikkat çekmektedir. Dijital hizmet vergisi yüzde 5 iken, televizyonlar yıllık karlarının yüzde 25'ini bu vergi olarak ödemektedir.
Ulusal televizyon kanalları, sıkı denetim ve ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalırken, dijital platformlar toplumsal değerlerle bağdaşmayan içeriklerin kolayca yayılmasına olanak tanımaktadır. Televizyon kanallarının ürettiği içerikler denetimden geçerken, dijital mecralarda herhangi bir süzgeç veya filtre mekanizması bulunmamaktadır. Sosyal medya platformlarının algoritması, toplum değerlerini aşındıran yayınları bilinçli bir şekilde öne çıkarırken, sektör temsilcileri dijital platformlar ile yerli ve milli televizyon kanalları arasındaki bu eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını talep etmektedir.
Dijital Platformlarda Sınırsız Reklam ve Yerli Medyaya Ağırlık
Dijital platformlar, reklam alanında adeta sınırsız bir özgürlük yaşarken, geleneksel medya kuruluşları sıkı reklam süreleri ve denetimleri ile mücadele etmektedir. Reklam gelirlerinin büyük bölümünün ABD merkezli dijital şirketlere kayması, Türk medyasının gelir kaynaklarını daraltmakta ve binlerce kişiye istihdam sağlayan yerli medya kuruluşlarını zor durumda bırakmaktadır. Dijital mecralarda reklam süresi ve içerik denetimindeki boşluklar, ortaya çıkan çifte standartla birlikte medya sektöründe adil rekabet tartışmasını yeniden gündeme taşımaktadır.
Dijital yayın platformlarında şiddetten uyuşturucuya, aile yapısını zedeleyen içeriklerden suç unsuru taşıyan paylaşımlara kadar geniş bir yelpazede denetim tartışmaları yaşanmaktadır. Bu platformlar, reklam konusunda da geleneksel medyanın tabi olduğu süre ve içerik kısıtlamalarının büyük ölçüde dışında kalmaktadır. Ortaya çıkan tablo, dijital ve geleneksel medya arasındaki denetim farkını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
İstihdam Alanındaki Eşitsizlikler
Dijital platformlar ile geleneksel medya arasındaki bir diğer eşitsizlik ise istihdam alanında kendini göstermektedir. Türkiye'de birçok medya kuruluşu binlerce kişiye doğrudan iş imkânı sağlarken, çok uluslu dijital platformların Türkiye ofislerinde çoğunlukla sınırlı sayıda yönetici ve temsilci görev yapmaktadır. Reklam gelirlerinin büyük bölümünün yurt dışına aktarılması, yerli medyanın hem gelirlerini hem de istihdam gücünü zayıflatmaktadır. Televizyon kanalları yıllık karlarının yüzde 25'ini ödemek zorunda kalırken, dijital platformlar bu yükümlülüklerden büyük oranda muaf kalmaktadır.
Youtube başta olmak üzere sosyal medya mecralarında reklamın sınırsızlığı, reklam pastasını alt-üst etmekte ve denetime açık olan geleneksel medyanın reklam payını dijital kanallara göre orantısız şekilde düşürmektedir. Bu durum, dijital platformların Türkiye'deki kazançlarını yurt dışına aktarmaları ve yerli medya ile istihdam yaratma konusundaki eksiklikleri ile birlikte, medya sektöründe adil rekabetin sağlanmasını zorlaştırmaktadır.
Yasal Düzenleme İhtiyacı ve Yerli Medya Destek Çağrısı
Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi Başkanı Levent Eraslan, yerli ve milli sosyal medya araçlarına destek olunması gerektiğini vurgulamaktadır. Dijital dünya devlerinin Türkiye'deki yasal düzenlemelere uyarlık göstermediği ve yerel üreticilerle aynı kulvarda yer almadıkları eleştirileri, sektördeki adaletsizliklerin giderilmesi için yasal düzenlemelerin daha açık ve net bir şekilde yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Dijital platformların, sosyal medya araçlarının ve diğer dijital aktörlerin Türkiye'deki faaliyetleri, yerli medya kuruluşlarının gelirlerini tehdit etmekte ve bu durum, Türk medyasının geleceği açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, dijital platformlar ile geleneksel medya arasındaki çifte standartlar ve denetim eksiklikleri, medya sektöründe adil rekabetin sağlanmasını zorlaştırmakta ve yerli medyanın sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu durum, dijital dünyanın ve sosyal medya platformlarının yerel üreticilerle aynı şartlarda rekabet etmediği gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
