İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Cumhurbaşkanı Erdoğan "müşteki" olarak yer aldı. Erdoğan’ın avukatının eylemden haberdar olmasının ardından 23 Haziran’da şikayetçi olduğu belirtiliyor. Altaylı’nın ifadelerinin yer aldığı video çözümleme tutanağı, söz konusu eylemin Cumhurbaşkanına yönelik tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
İddianamede, video paylaşımının basın ve yayın yoluyla herkesin erişimine açık şekilde yapıldığı ve geniş kitlelere ulaştığı ifade ediliyor. Soruşturma, eylemin "iletme kastı"yla gerçekleştirildiğini savunuyor. Bu kavram, tehdit veya hakaret içerikli sözlerin mağdurun duyması veya öğrenmesi amacıyla dolaylı bir şekilde iletilmesini ifade ediyor. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Temmuz’da iddianameyi kabul etmişti.
Fatih Altaylı’nın tutukluluğunun devamına karar verildi.
ne olmuştu?
Fatih Altaylı, 20 Haziran’daki YouTube yayında Türkiye’de halkın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömür boyu görevde kalmasına yüzde 70 oranında "Hayır" dediğini gösteren bir anketi yorumlamıştı.
Altaylı, sözlerine “Türk halkı sandığı sever. Gücün kendisinde olmasını ister. Babasını koysa oraya babasını değiştirme ihtimalini elinde tutmaktan hoşlanır” ifadeleriyle başlamış, ardından Osmanlı tarihiyle ilgili yorumlara geçmişti.
Altaylı’nın Osmanlı tarihine dair sözleri ise şu şekilde:
“Bu oran çok da beklediğim bir oran. Şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez. Geçmişine bak bu milletin, yakın geçmişinden söz etmiyorum, uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir, hoşuna gitmediği zaman, istemediği zaman. Az ya da çok değildir öldürülen, suikasta giden Osmanlı padişahı veya boğazlanan ya da intihar etti süsü verilen.”
