Yeni Şafak yazarı Ersin Çelik, fon soruşturmasına ilişkin kaleme aldığı yazısında yüz binlerce kişinin mağduriyet yaşadığı iddialarına ve kamuoyunda oluşan güven sorununa dikkat çekti. Çelik, soruşturmanın sorumluların tespit edilmesi, denetim süreçlerinin incelenmesi ve mağduriyetlerin giderilmesiyle sonuçlandırılması gerektiğini belirtti.
Çelik, Aydın Ünal’ın 21 Eylül’de Yeni Şafak’ta yayımlanan “Ucu Nereye Dokunursa Dokunsun” başlıklı yazısına atıfta bulunarak fon krizinin boyutlarına ilişkin değerlendirmeleri aktardı. Ünal, söz konusu yazısında krizin yaklaşık 20 milyar dolarlık mali boyuta ulaştığını ve 500 binden fazla kişinin doğrudan mağdur olduğunu öne sürmüştü.
Fon soruşturmasında sorumluların belirlenmesi çağrısı
Çelik, Tera Fon ve Pusula Holding bağlantılı olduğu öne sürülen süreçte bazı fonların değerlerinde olağanüstü artışlar yaşandığı ve bazı kişilerin yüksek kazançlarla fondan çıktığının iddia edildiğini yazdı. Bu kapsamda kamuoyunda söz konusu kişiler, olası ihmaller ve denetim süreçlerine ilişkin soru işaretlerinin bulunduğunu ifade etti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, vatandaşların birikimlerini hedef alanlardan hukuk önünde hesap sorulacağı ve mağdurların haklarının takipçisi olunacağı yönündeki açıklamasını da hatırlatan Çelik, soruşturmanın kamuoyunun beklentilerini karşılayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini savundu.
Çelik yazısında, yaşanan sürecin yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, mağdurların yaşadığı kayıpların ve kamuoyundaki güven sorununun da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
'Fonun denetimi neden yapılmadı?' sorusu
Yazısında beş başlık altında değerlendirmelerde bulunan Çelik, öncelikle olayın siyasi boyutunun da bulunduğunu savundu. Çelik, fonlarda yaşanan süreçle bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin kimler olduğunun, hangi görevlerde bulunduklarının ve halen görevlerinin devam edip etmediğinin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
Mağdur sayısının yüz binlerle ifade edildiğine dikkat çeken Çelik, bu kişilerin kayıplarının aile bütçelerini doğrudan etkileyebileceğini belirterek, “Fonun denetimi neden yapılmadı?” sorusunun yanıtlanması gerektiğini yazdı.
Çelik ayrıca yalnızca bazı isimlerin açıklanmasının yeterli olmayacağını, sorumlulukların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini ifade etti. Mağdurların yatırdıkları paraları geri alıp alamayacağının da soruşturmanın sonuçları açısından önemli olduğunu belirtti.
Kamuoyunun bilgilendirilmesine vurgu
Soruşturmanın hızlı ve şeffaf yürütülmesinin kamuoyundaki güvenin yeniden tesis edilmesi açısından önem taşıdığını kaydeden Çelik, yaşanan sürecin siyasi güven üzerinde de etkileri olabileceğini öne sürdü. Yazıda, özellikle gençlerin mevcut gelişmeleri ve siyasi süreçleri farklı biçimde değerlendirdiği yönündeki görüşlere yer verildi.
Çelik, Ukrayna’daki yolsuzluk tartışmalarını da örnek göstererek, uzun süre devam eden yolsuzluk iddialarının siyasetin tamamına yönelik güvensizliği artırabileceğini savundu. Bu değerlendirmeyi Türkiye’deki mevcut fon soruşturmasıyla ilişkilendiren Çelik, benzer bir güven kaybının yaşanmaması gerektiğini ifade etti.
Yazısında yerel seçimlere de değinen Çelik, emeklilerin bir bölümünün sandığa gitmemesinin bazı kentlerdeki seçim sonuçlarında etkili olduğunu belirtti. Çelik, mevcut süreçte özellikle gençler arasında benzer bir güvensizlik oluşabileceği değerlendirmesinde bulundu.
'borsa vurgunu soruşturması memleketin geleceğini de ilgilendiriyor'
Çelik, sözlerini şu sözlerle bitirdi:
İsmail Kılıçarslan’ın dünkü yazısındaki şu cümlesini de not düşmem gerekiyor: “Türkiye sevgimizi ve Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığımızı kullanarak bizi ‘salak’ zannetmenize de en hafif tabirle, içerliyoruz artık.”
Onun için ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun, hem de vakit kaybetmeden. Demek o ki borsa vurgunu soruşturması yalnızca mağdurları değil, memleketin geleceğini de ilgilendiriyor. Değil mi?
Kaynak: Yeni Şafak - Ersin Çelik
