Dünya genelinde savaşların yükselttiği tansiyon düşmemekte ve bu durum, insanlığı görünmeyen tehditlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Koronavirüs pandemisinin ardından, okyanusun ortasında bir yolcu gemisinden gelen Hantavirüs alarmı, küresel endişeleri yeniden artırmıştır. Peş peşe gelen ölüm haberleri, akıllarda bir soru işareti bırakmaktadır: Bu sadece doğal bir salgın mı, yoksa biyolojik savaş senaryolarının yeni bir perdesi mi açılıyor?
Hantavirüs Salgını Neden Ortaya Çıktı?
Dünya, Orta Doğu'da süregelen konvansiyonel savaşların gürültüsüne ve nükleer felaket senaryolarına odaklanmışken, perde arkasında insanlığı kuşatan daha sessiz ve derin bir tehdit ortaya çıkmaktadır. Hantavirüs, MV Hondius yolcu gemisinden yayılmaya başlamış ve Dünya Sağlık Örgütü, üç ölüm ve artan vakaları doğrulamıştır. Bu durum, tesadüf mü yoksa laboratuvar ürünü bir kurgu mu olduğu tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.
Yeni Biyolojik Savaş Tehditleri
Hantavirüsün yüksek bulaşıcılığı, onu potansiyel bir terör ajanı haline getirmektedir. Bu bağlamda, insanlık yeni bir biyolojik savaşa mı sürükleniyor? Bu sorunun yanıtı, küresel sistemin dinamiklerini ve geçmişte yaşanan benzer olayları incelemeyi gerektirmektedir. İlaç kartellerinin, önceden hastalıkları manipüle ederek kendi yararlarına çalıştıkları iddiaları, bu konudaki tartışmaları alevlendirmektedir.
İlaç Kartellerinin Rolü Nedir?
Burhan Aytekin'in analizine göre, ilaç kartelleri, önce ilacı üretip sonra o ilaca uygun hastalığı yaratma çabası içerisinde olabilirler. Bir ilacın geliştirme maliyetinin 800 milyon dolara kadar çıkması, bu yatırımın geri dönüşü için yeni hastalara ve küresel pazarlara ihtiyaç duyulmasını beraberinde getirmektedir. Bu durum, para kartellerinin krizi, silah kartellerinin savaşı ve ilaç kartellerinin virüsleri körüklemesi gibi karmaşık bir ilişki ağına işaret etmektedir.
Tarihsel Örnekler ve Etik Tartışmalar
Geçmişte benzer süreçlerin yaşandığına dair örnekler de bulunmaktadır. Eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in, hem ordunun başında olması hem de dev ilaç şirketi Gilead Sciences'ın büyük hissedarı olması, etik tartışmaların yanı sıra salgın komplosu teorilerini de gündeme getirmiştir. Kuş gribi paniği sırasında, Rumsfeld'in şirketinin ürettiği Tamiflu ilacının dünya genelinde stoklanması, bu durumu daha da çarpıcı hale getirmiştir.
Biyolojik Silahların Tarihsel Arka Planı
Biyolojik silahların yeni bir icat olmadığı, tarih boyunca çeşitli örneklerle kanıtlanmıştır. 18. yüzyılda İngilizlerin Amerikan yerlilerine çiçek hastalığı bulaşmış battaniyeler hediye ederek binlerce insanı öldürmesi, bu tür uygulamaların ne denli acımasız olduğunu göstermektedir. İkinci Dünya Savaşı'ndaki Japonya'nın Ünite 731 birimi, insanları canlı laboratuvar olarak kullanarak, yüz binlerce insanın vahşi deneylerle katledilmesine neden olmuştur.
Görünmez Düşman: Hantavirüs
Küresel sistemin yeni silahları arasında, görünmeyen, tadılamayan ve koklanamayan bir virüsün, atom bombasından daha tehlikeli olabileceği ifade edilmektedir. Devletlerin bayraklar için savaşırken, çok uluslu şirketlerin bilançolarını kan ve korkuyla büyüttüğü, asıl savaşın sadece cephede değil, gen haritalarında ve laboratuvar tüplerinde verildiği belirtilmektedir. Bu yeni nesil savaşta artık siper yoktur ve bu durum, insanlık için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Hantavirüs salgınının yaşandığı gemiden tahliyeler başlamış olup, 3 Türk yolcunun durumu da dikkat çekmektedir. Bu gelişmeler, küresel sağlık sisteminin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
