İkinci kez tutuklanan Adem Soytekin, rüşvet çarkıyla ilgili daha önce eksik bıraktığı bilgileri tamamladı. Soytekin, Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) dönemindeki faaliyetlerini, teslim edilen daireler, çek ve nakit akışları ile “havuz” sistemi üzerinden yürütülen işlemleri tek tek belgeledi. Tüm bu bilgiler, Cumhuriyet Başsavcılığı’na detaylı şekilde iletildi.
Havuz Sistemi ve Beylikdüzü Dönemi
Soytekin ifadesinde, Beylikdüzü döneminde müteahhitlerden alınan daire ve çeklerin “havuz” sistemiyle toplandığını söyledi. Her altı ayda bir Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile hesap yapıldığını belirten Soytekin, rüşvet olarak veya zorla müteahhitlerden alınan daireleri savcılığa bildirdi.
Soytekin, "Özellikle 11. Mahalle'de 4 daireyi kendi söyledikleri kişilere devrettim. Bunlara karşılık bana bir para da gelmedi. Bildiğim kadarıyla bu daireler o dönem Kuğulu Park'ın işletmecisi olarak bildiğim kişilerin Beylikdüzü'ndeki park bahçe ihalelerine girmemelerine karşılık bu şahıslara devredildi. Bu kişilerin yerine bu ihalelere Ekrem İmamoğlu'nun arkadaşı olan Soner Yolal sokuldu. Örnek olarak Ekrem İmamoğlu'nun uçuş ve konaklama işlemlerini gerçekleştiren Serdar Mumcu'nun sahibi olduğu firmaya ödemeler yapıyordum. Beylikdüzü'nde bu süreç bu şekilde devam etti. Beylikdüzü sürecinde tarafıma devredilmiş, benimle alakası olmayan ve Ekrem İmamoğlu'nun rüşvet olarak veya zorla müteahhitlerden aldığı daireleri Cumhuriyet Başsavcılığınıza bildirdim" dedi.
Müteahhitlerle Görüşmeler ve Baskı İddiaları
Soytekin, birçok müteahhitin dairelerini kendisine devrettiğini ancak belediyedeki işlerinin hallolmadığı yönünde tehditlere maruz kaldığını açıkladı. Örnek olarak, Uğur Güngör’ün Büyükçekmece’deki otelinde Tuncay Yılmaz ile birlikte yapılan görüşmeyi aktardı. Soytekin, daireleri almaya gittiğinde rüşvet pazarlıklarının çoktan hallolmuş olduğunu ve kendisinin sadece devralma sürecinde yer aldığını vurguladı.
Soytekin,"Uğur Güngör bunlardan bir tanesidir. Kendisi ile Büyükçekmece'deki otelinde Tuncay Yılmaz ile birlikte görüştük. Kendisi bana dairelerimi aldın, benim işlerim belediyeden hallolmuyor diye tepki gösterdi. Ben kendisine belediyedeki işlerinden ben anlamam diyerek Tuncay'ı gösterdim ve Tuncay ile konuşmasını söyledim. Uğur Göngör de bu konuyu sorulması durumunda anlatacaktır. Benim Beylikdüzü sürecinde devraldığım daireler ile ilgili müteahhitler ile ya daire seçmek için ya da bana daire verilecekmiş diyerek daireleri görüşmek için gittiğim müteahhitler olmuştur. Bunlardan bir tanesi Hamit Demir'dir. Kendisinin yapmış olduğu iskana konu Demir Country Projesi'nden daire almak için talepte bulunmama rağmen daireleri 4-5 yıl önce bitirdiği ve satamadığı Ay Işığı Projesi'nden vermiştir" ifadelerini kullandı.
İBB Döneminde Sistem Profesyonelleşti
Soytekin rüşvet pazarlığının bittikten sonra kendisinin daireleri almaya gittiğini belirterek "Şunu özellikle belirtmek isterim ki; ben daire seçme görüşmelerine gittiğimde rüşvet pazarlıkları çoktan hallolmuş, ne kadarının daire, ne kadarının nakit olacağı kararlaştırılmış oluyordu. Ben de ister istemez Fatih Keleş'in beni gönderdiği müteahhitlere Ekrem İmamoğlu'nun adıyla gidiyordum. Ancak benim tehdit ile veya zorla daire aldığım söz konusu olmamıştır. Hakkımda verilen ifadelerde Ekrem İmamoğlu'nun bilgisi yokmuş gibi bu rüşvetlerin verildiğini gördüm. Bu ifadeleri veren müteahhitler samimi değillerdir. Kendileri benim tek başıma hareket ettiğim izlenimi vererek tüm sorumluluğu bana bırakıp Ekrem İmamoğlu'nu kurtarma gayretine girdiklerini düşünüyorum. Söylediğim gibi ben devreye girdiğimde tüm pazarlıklar bitmiş oluyordu. Ben sadece Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu havuzdaki gayrimenkulleri ve çekleri devralma sürecine dahil oluyordum" dedi.
2019 sonrası İBB döneminde rüşvet sistemi büyüyerek profesyonelleşti. Artık daire yerine nakit, çek ve EFT ile işlemler yürütülüyordu. Soytekin, paraların çoğunlukla Fatih Keleş’in abisi Zafer Keleş ve yeğeni Murat Keleş tarafından kendisine getirildiğini, bazen ofisinde elden teslim edildiğini belirtti.
2020 sonunda basında adı geçmesi üzerine sistemden dışlandığını ve yerine Hüseyin Köksal, Murat Gülibrahimoğlu, Emrah Bağdatlı gibi isimlerin geçtiğini söyledi. Bu dönemdeki rüşvet trafiğinin Beylikdüzü dönemine göre kat kat arttığını kaydetti.
Paraların Resmileştirilme Süreci de ifşalandı
Soytekin, rüşvet olarak elde edilen paraların resmileştirilme yöntemlerini de açıkladı:
"2022 yılında Murat Gülibrahimoğlu'nun talebiyle, fatura kesmeden yapılan işlerin KDV'sini yansıtma faturası olarak kestim. Paralar resmi hesaptan bana geldi, çekip nakit olarak Gülibrahimoğlu'na geri verdim."
Soytekin, bu işlemlerin BDDK raporlarına yansıdığını ve dekontları savcılığa sunduğunu belirtti.
Beton, Hafriyat ve Mıcır Ticaretinde Yeni Gelir Kapısı
Soytekin, 2021’de özel uçakla yapılan bir seyahatte, “hafriyat protokolü” planının detaylarını öğrendiğini anlattı. İstanbul’daki hafriyat döküm alanlarından çıkan taşların kırılıp mıcır olarak satılmasının planlandığını belirten Soytekin, bunun yeni bir gelir kapısı olduğunu ifade etti.
“Bana ‘Valilik protokolü var, mecbur bizden alacaksın’ denildi. Böylece sistem genişletildi” dedi. Soytekin, Fatih Keleş ve Mehmet Pehlivan ile yaptığı hesaplamada yaklaşık 1.2 milyon dolar alacaklı olduğunu, 430 bin doların kendisine teslim edildiğini belirtti.
Tüm Belgeler Savcılığa Sunuldu
Soytekin, elindeki banka dekontları, çekler, tapu devirleri ve yansıtma faturalarını savcılığa sunduğunu vurguladı. Örneğin Demir Grup Yapı’dan aldığı 1 milyon TL’lik çeklerin “piyasada mahsup” işlemi olduğunu ve iş karşılığı ödendiğini savundu.
Rüşvet Zincirindeki Kilit İsimler
Fatih Keleş: Rüşvet tahsilatı ve para akışını yönetti.
Tuncay Yılmaz: Hesap tutan, ödemeleri takip eden isim oldu.
Murat Gülibrahimoğlu: Fatura ve vergi kalkanı oluşturan, sisteme yasal görünüm kazandıran aracıydı.
Hüseyin Köksal & Murat Kapki: Reklam ve pazarlama üzerinden para trafiğini kontrol ettiler.
Emrah Bağdatlı: Yeni dönemde öne çıkan paravan iş adamı oldu.
