Yürütülen son operasyonda Gül hariç 10 şüpheli gözaltına alındı. SABAH'ın haberine göre; soruşturmayı yürüten Silivri Cumhuriyet Başsavcı vekili Ebubekir Efe, Kozinoğlu'nun mezarının açılarak feth-i kabir işlemi yapılmasına hükmetti.
Doku Örnekleriyle Zehirlenme İhtimali Araştırılacak
Önümüzdeki günlerde İstanbul Ümraniye'deki mezarda gerçekleştirilecek işlem kapsamında Kozinoğlu'nun kalıntılarından doku örnekleri alınacak. Bu örnekler üzerinde, cezaevindeyken kendisine farklı bir ilaç verilip verilmediğini ve ölümünden hemen önce talep ettiği coraspin ile vitamin hapının içeriğini ortaya koyacak kapsamlı toksikolojik ve kimyasal analizler yapılacağı bildirildi.
Dönemin cezaevi yönetiminden istenen vitamin ilacına dair otopsi sürecinde yeterince derinleştirilmediği belirtilen incelemeler ile ölümün ardından avukatına ulaştırılan ve kalp krizi ihtimalini sorgulayan gizemli e-posta iddiası da bu kararla birlikte yeniden inceleme konusu oldu.
Ölmeden önce Yazdığı Savunma Mektubu Gün Yüzüne Çıktı
Soruşturmanın akışını değiştirebilecek bir başka gelişme ise Kozinoğlu'nun ölümünden hemen önce kaleme aldığı savunma metni oldu. Kaşif Kozinoğlu'nun 22 Kasım 2011 tarihinde, mahkemeye sunmak amacıyla Silivri'deki hücresinde el yazısıyla hazırladığı savunma mektubunun orijinal görüntülerine ulaşıldı. Kumpası ayrıntılarıyla anlattığı belirtilen bu belge, artık soruşturma dosyasının bir parçası.
'MİT'den seçilmiş bir günah keçisi olacak bu davada bulunuyorum'
34 yıllık kariyeri boyunca devletten aldığı nişan ve madalyaları hatırlatan Kozinoğlu, el yazısıyla kaleme aldığı savunmasında kendisinin bilinçli olarak hedef seçildiğini iddia etti: "Ben halen Milli İstihbarat Teşkilatında Başmüşavir olarak görev yapmaktayım. Mesleki kariyerimin 17 senesi MİT mensubu olmak üzere toplam 34 yıldır, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve son olarak da Milli İstihbarat Teşkilatı'nda terör ile mücadelede görev yapmış, her üç kurumda da ve yurt dışında toplamda binlerce talebe yetiştirmiş bir insanım. Devletim tarafından bana tevcih edilen ve bir kısmı halen MİT'in müzesinde sergilenen madalyalar ve nişanlar almama vesile olan başarılması zor görevleri başarırken, MİT'den seçilmiş bir günah keçisi olacak bu davada bulunuyorum. Ben ciddiyim."
‘Hayatım Boyunca Tek Bir Gazeteciyle Temasım Olmadı’
Davada adı geçen diğer sanıkları hiç tanımadığını ve medya üzerinden yürütüldüğünü öne sürdüğü bir algı operasyonuna kurban gittiğini savunan Kozinoğlu, mektubunda şunları yazdı: "Ben bu davada yer alan sanıkların hiçbirisini şahsen tanımıyorum ve hiçbirisi ile de herhangi bir irtibatım mevcut değildir. 37 yıllık meslek hayatım boyunca, değil ODA-TV'de çalışan kişiler, tek bir basın mensubu veya gazeteci ile herhangi bir irtibatım olmadığı gibi MİT'in kanunu da buna müsaade etmemektedir."
Mektupta ayrıca, "Açık ve net bir şekilde ifade edeceğim tek gerçek, bu klasöre soyadımı veren kişi ya da kişilerin amacının, beni hedef göstererek itibarsızlaştırmaya çalışması ve ODA TV davasını çok önemli bağlantıların olduğu önemli bir dava havasına sokmak olduğudur" ifadelerine yer verildi.
‘7 Saniyede Oluşturulan Dosya Bir Komplodur’ İddiası
Delil olarak kullanılan dijital kayıtların sahte olduğunu savunan ve ODTÜ'nün hazırladığı teknik rapora atıfta bulunan Kozinoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı: "Dosya içeriğinden anladığımız kadarıyla bu bilgisayara ilişkin harddiskin incelenmesine fırsat tanınmadan, savcılıkça bilirkişiden geri alınmış ve 7 ay süren soruşturma kapsamında, harddiskin adli bilişim uzmanlarınca incelesi yaptırılmamıştır. Bu klasörün yaratıldığı süre, yani 7 saniye göz önüne alındığında, haricen oluşturularak bilgisayara bir virüs tarafından yüklendiğini anlamak için bilişim uzmanı olmaya da gerek yoktur."
Kozinoğlu sözlerini şöyle bağladı: "Delil niteliği olmayan bir bilgisayar verisi üzerinde, kim ya da kimler tarafından oluşturulduğu belli olmayan bir klasörde soyadımın geçmesi, iddiaları doğrudan benim üzerime çevirmek için düzenlenmiş bir komplodur."
‘Lehime Olan İki MİT Yazısı Dosyaya Konulmadı’
Soruşturmayı yürüten ve sonradan FETÖ bağlantısı ortaya çıkan savcıların, kendisi lehine olan resmi MİT yazışmalarını gizlediğini iddia eden Kozinoğlu, mektubunu şu sözlerle tamamladı: "Savcılık makamı, sadece bu soyut klasör adından hareket ettiği ve 'Olsa olsa bu Kozinoğlu, Kâşif Kozinoğlu'dur' yaklaşımıyla ODA-TV soruşturmasına beni de dahil ettiği lehime olan iki adet MİT'in resmi yazısına da iddianamede yer vermemiştir."
Mektuba göre, 15 Mart 2011 tarihli MİT Müsteşarlığı yazısında, söz konusu belgelerin Güvenlik İstihbarat Başkanlığı'na ait olduğu ve Kozinoğlu'nun bu başkanlığa erişiminin fiziken mümkün olmadığı belirtiliyordu. 6 Nisan 2011 tarihli ikinci yazıda ise, MİT'e ait olduğu iddia edilen belgelerin, talep eden makama özel hazırlanmış ve filigranlı — yani kaynağı belirlenebilir — kağıtlara basıldığı ifade ediliyordu.
