Pandemi sürecinde devletin bütçesinden milyarlarca lira kısa çalışma ödeneği olarak aktarıldı. Vergi mükelleflerinin, yani milletin cebinden çıkan bu kaynak, kimi kurumlarda gerçek mağduriyetleri gidermek için kullanıldı. Ancak bazı yerlerde tam tersi oldu. Kısa çalışma ödeneği uygulamasından haksız kazanç sağlayan kurumlar kamu vicdanını derinden yaraladı.
Sıra Hak-İş’te Mi?
Bu noktada gözler, Hak-İş Konfederasyonu ve onun en büyük sendikası Hizmet-İş’e çevrildi. Alınan duyumlara göre, pandemi döneminde kısa çalışma uygulamasından faydalanan Hak-İş’te çalışan uzman ve işçilerin maaşları eksiksiz ödendi. Ancak bu durumda akıllara şu sorular geliyor:
Gelir kaybı yoksa, Kısa Çalışma Ödeneği'ne neden başvuruldu? Bu maaş nasıl ödendi?
Bu durumda Mahmut Arslan, hem çalışanların sosyal güvenlik primlerini eksik ödeyerek çalışanları mağdur etti, hem de SGK’ya eksik bildirim yaparak devleti zarara uğrattı.
Gelir Kaybı Yoksa, Kısa Çalışma Ödeneğine Neden Başvuruldu?
Devletin pandemide sunduğu desteğin, sendikal bir kurum tarafından “kâr” unsuru gibi kullanılması, sendikal değerlerle çelişiyor. Kısa çalışma ödeneği, işçiye çalışmadığı süre için ücret desteği sağlarken, işverenin kalan kısmı karşılamasını amaçlıyordu. Eğer çalışanlara tam maaş ödenmiş ve primler eksik yatırılmışsa, hem işçiler emeklilik süreleri ve maaş hesaplamalarında zarar görmüş, hem de devletin prim gelirleri eksik kalmış demektir.
Bu durum yalnızca muhasebe hatası değil; sendikal etik açısından ciddi bir ihlaldir. Bir yanda üyelerinden aidat toplayan, “emek mücadelesi” söylemleriyle sahnede olan bir konfederasyon; diğer yanda devletin kriz döneminde sağladığı desteği kendi kasasını güçlendirmek için kullanan bir anlayış bulunuyor.
Devlet Desteği Sendika Kasasında mı?
Pandemi sürecinde devletin sunduğu destek, kriz zamanında çalışanları korumak için verilmişti. Ancak Mahmut Arslan’ın yönetimindeki Hak-İş ve Hizmet-İş, bu dönemde alınan desteği kendi kaynakları haline getirmekle eleştiriliyor. Uzun yıllardır emek mücadelesi içinde olan ve on binlerce işçiyi temsil eden Hak-İş, bu tabloyla itibar kaybı yaşamış durumda. Mahmut Arslan, Hak-İş’e ve Hizmet-İş’e yazık etmiştir. Bir an evvel istifası istenmelidir.
Kamu kaynaklarıyla yürütülen kısa çalışma ödeneğinde yapılan her usulsüzlük, aynı zamanda kamu hakkının gaspı anlamına gelir. Sendikaların, devlet desteğini suiistimal eden değil, örnek olan kurumlar olması bekleniyor.
kamuoyu cevap bekliyor!
Mahmut Arslan’ın başında olduğu Hak-İş yönetimi, bu konuda sessizliğini koruyor. Ancak kamuoyu net bir açıklama bekliyor:
Kısa çalışma ödeneği alındı mı?
Alınma gerekçesi nedir?
Bu ödenekten faydalanan personelin primleri eksik yatırıldı mı?
Devletin SGK kayıtlarıyla sendika bordroları arasında fark var mı?
Bu soruların cevabı verilmeden, Mahmut Arslan’ın “adalet ve emek” söylemleri inandırıcılığını yitirmeye mahkûmdur. İşçi haber sitesi olarak konuyu yakından takip etmeye devam edeceğiz.
