MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kâşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada dikkat çeken bir ayrıntı dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında ortaya çıkan e-posta yazışmaları, savcılığı “Esmer Melek” rumuzunu kullanan bir ihbarcının kimliğini araştırmaya yöneltti.
Kendisini Silivri 1 No'lu Ceza İnfaz Kurumundan yeni tahliye edilmiş bir tutuklu olarak tanıtan ihbarcı, Kozinoğlu’nun kalp krizi nedeniyle ölmediğini, zehirlendiğini iddia etti. İhbarcı, cezaevinde işçi koğuşunda kaldığını ve tüm koğuşlara yemek, ekmek, kantin ürünleri ile erzak dağıtımında görev yaptığını öne sürdü.
Kâşif Kozinoğlu soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı
Soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde 9 şüpheli hakkında operasyon düzenlendi. Şüpheliler arasında dönemin sağlık personeli de yer aldı.
Gözaltına alınan kişilerden 2 sağlık personeli ile 1 gazeteci tutuklandı. Öte yandan Kâşif Kozinoğlu’nun mezarında feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi. Mezardan alınan örneklerin incelenmesine başlandı.
Kendisini Silivri 1 No'lu Cezaevinden yeni tahliye edilmiş bir tutuklu olarak tanımlayan ihbarcı, işçi koğuşunda kaldığını ve cezaevindeki tüm koğuşlara yemek ile kantin erzakı dağıttığını belirtti. Kâşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin dosyayı yeniden açan ve soruşturmayı sürdüren Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, “Esmer Melek” rumuzunun arkasındaki kişinin kim olduğunu belirlemek için çalışma başlattı.
İlk e-posta 27 Nisan 2012’de gönderildi
Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre “Esmer Melek”in gönderdiği ilk e-posta, 27 Nisan 2012 saat 19.26'da ulaştı.
“Melek melek” adıyla kullanılan “[email protected]” adresinden gönderilen mesaj, o dönemde Kâşif Kozinoğlu ailesinin avukatlığını yapan Tuğçe Duygu Köksal’a iletildi.
İhbarcının mesajında şu ifadeler yer aldı:
"Duygu hanım ben Silivri ceza evinden yeni tahliye oldum bir konuyu sizinle özel konuşmak istedim ama siz umursamadınız. Konu cezaevinde ölen (öldürülen) Kaşif Kozinoğlu'yla ilgili.
Ölümünün kalp krizi değil de zehirlenerek öldüğü bunu elimdeki delil ve incelemelerimle gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum ama siz duyarsız kaldınız kim olsa sizin yerinizde bu olayla bizzat ilgilenirdi aslı olsun olmasın nede olsa ölen kişi büyük bir devlet adamı ve ilgi çekmeyecek bir olay değil ama nedense siz savruk baktınız.
Neyse ben bazı olaylar açığa çıkar umuduyla sizi rahatsız etmiştim bu olay inanın basit bir kalp krizi değil ve bunu yapanlar unuttular bile onlar için basit sayıldı böyle bir insanın ölümü eğer yine de ilginizi çekerse ben her şeyi açık açık anlatmaya hazırız yalnızca size ve ailesine"
Avukattan 'somut delil' çağrısı
Tuğçe Duygu Köksal, ihbarcının gönderdiği e-postaya 3 Mayıs 2012 saat 18.29'da yanıt verdi. Köksal, kimliğini açıklamayan ihbarcıya, güvenlik gerekçesiyle ismini vermekten çekindiğini belirttiğini ancak iddiaların somut verilerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Avukatın cevabında şu ifadeler yer aldı:
"Size ait olmadığı belli olan ve sonradan yaratılmış bir e-mail adresinden göndermiş olduğunuz e-mailinizde isminizi vermemiş ve sadece 'Silivri cezaevinden yeni tahliye oldum' demişsiniz.
Güvenlik nedeniyle kimliğinizi açıklamaktan çekindiğinizi ifade ediyorsunuz ancak Kaşif Kozinoğlu ile aynı koğuşta kalmadığınız, onunla aynı ortamda bulunmadığınız aşikar… Bizim savcılık makamına somut veri sunabilmemiz için dedikodu ya da şüpheye değil, görüşe ve somut veriye dayalı delilleriniz var ise sizinle görüşmemiz elbette her zaman mümkündür.
Bu hususları bizimle paylaşmak üzere büromuza gelmenizi ya da bu hususları ihbar olarak detaylı biçimde tarafımıza göndermenizi rica ederiz."
İhbarcıdan aynı gün ikinci e-posta
Avukat Köksal’ın yanıtından kısa süre sonra “Esmer Melek”ten yeni bir e-posta geldi. İhbarcı, 3 Mayıs 2012 saat 21.49'da gönderdiği ikinci mesajında Silivri 1 No'lu Ceza İnfaz Kurumunda kaldığını yineledi.
Kozinoğlu ile aynı koğuşta bulunmadığını belirten ihbarcı, işçi koğuşunda kaldığını ve yemek, ekmek, kantin ile erzak dağıtımı yaptığını anlattı.
İkinci e-postada şu ifadeler kullanıldı:
"Sayın Duygu hanım ben Silivri 1 nolu ceza infaz evinden tahliye oldum.
Orada Kaşif beyle evet aynı koğuşta değildik ama ben kendim işçi koğuşunda kalıyordum. Bütün 1 No'lunun koğuşlarına işçi koğuşu olarak hizmet verilir yemek dağıtımı, ekmek dağıtımı, kantin, erzak bunları işçi koğuşu yapmak ben de bunlardan biriydim.
İsmimi açıklamamın sebebi kendimi riske atmamak ama bu ortaya atılan bir asparagas haber değil gerçek bir vakadır... buna inanınki KAŞİF BEY ASLA VE ASLA KALP KRİZİ DEĞİL..."
Kozinoğlu’nun son döneminde konserve yediği iddiası
“Esmer Melek”in avukatlık bürosunda görüşme talebine sıcak bakmadığı ve buluşmanın dışarıda yapılmasını istediği belirtildi. Bu nedenle ihbarcıyla görüşme gerçekleştirilemedi. Kâşif Kozinoğlu ailesinin avukatları Taner Serim ve Tuğçe Duygu Köksal, 11 Mayıs 2012'de Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak soruşturmanın genişletilmesini talep etti.
Soruşturma dosyasına giren telefon görüşmesi dökümlerinde ise Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşlarının beyanları yer aldı.
Bu beyanlarda, Kozinoğlu’nun cezaevinde verilen yemekleri yemek istemediği ve zehirlenme korkusu nedeniyle cezaevi yemekleri yerine konserve tüketmeye başladığı belirtildi.
Sabah'ın haberine göre, Kozinoğlu ailesinin avukatları ihbarcının kimliğinin, yemek dağıtımı yapan işçi koğuşundan yeni tahliye edilen kişiler arasından araştırılmasını talep etti.
Başvuruda ayrıca “Esmer Melek” tarafından gönderilen e-postanın IP adresinin belirlenmesi ve internet kafelere ait kamera kayıtlarının incelenmesi istendi. Avukatlar, dilekçenin bir örneğinin de takipsizlik kararına yapılan itiraz dosyasıyla birleştirilmek üzere Çorlu Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini talep etti.
