Ankara 23’üncü İdare Mahkemesi, Ankara Valiliği İl Hayvanları Koruma Kurulu tarafından alınan, kamusal alanlarda sahipsiz köpeklerin kontrolsüz beslenmesini yasaklayan kararı iptal etti. Bu karar, hayvan hakları savunucuları tarafından dikkatle izlenmektedir.
Yasağın Gerekçeleri Nelerdi?
Yasağın gerekçeleri arasında, kontrolsüz besleme noktalarının kaldırılması ve yasağa uymayanlara Kabahatler Kanunu’nun 32’nci maddesi uyarınca idari yaptırım uygulanması öngörülmüştü. Bu durum, hayvanların sağlığı ve kamu güvenliği açısından önemli bir konu olarak değerlendirilmiştir.
HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu, bu kararın kaldırılması talebiyle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne (DKMP) başvurdu. Ancak DKMP, başvuruyu reddetti. Bunun üzerine HAYTAP, kararın iptali istemiyle dava açma yoluna gitti.
Mahkeme Kararının Detayları
Ankara 23’üncü İdare Mahkemesi’nde görülen davada, DKMP, düzenlemenin sahipsiz köpek saldırılarının önlenmesi, halk sağlığının korunması ve hijyenik olmayan besleme faaliyetlerinin engellenmesi amacıyla yapıldığını savundu. Ayrıca, otoyol ve çevre yollarında dökülen yemek artıklarının trafik açısından tehlike oluşturabileceği belirtildi.
Mahkeme, mevcut mevzuat kapsamında sahipsiz köpeklerin bakımevlerine alınarak sahiplendirilinceye kadar burada barındırılmasının öngörüldüğünü ifade etti. Ancak bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi için yeterli bakımevlerinin yapılması ve mevcut bakımevlerinin koşullarının iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Kontrollü Besleme Alanları Neden Önemli?
Mahkeme, besleme faaliyetlerinin tamamen yasaklanmasının orantılı ve ölçülü olmadığını belirtti. Geçiş sürecinde kontrolsüz beslemenin oluşturduğu risklerin, besleme noktalarının ve faaliyetlerinin disipline edilmesi ve denetim altına alınmasıyla giderilebileceği ifade edildi. Kontrollü besleme alanlarının oluşturulmasının, hayvanların hijyenik şartlarda beslenmesini sağlayacağı vurgulandı.
Kararda, besleme koşullarının ve ürünlerinin belirlenmesi veya hijyen şartlarına bağlanması gibi daha sınırlı tedbirlerin alınabileceği, doğrudan yasaklama yönteminin tercih edilmesinin ise kamu yararına uygun olmadığı kaydedildi. Ayrıca, 'kontrolsüz besleme' ifadesinin mevzuatta açık bir tanımının bulunmadığı ve bu durumun uygulamada belirsizliklere yol açabileceği değerlendirildi.
