Marmara Denizi'ndeki fay hatları ve olası Marmara depremine ilişkin uzmanlar arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor. Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür'ün İstanbul'da 7,2 ile 7,5 büyüklüğünde bir sarsıntı beklendiğine dair açıklamalarına paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş'tan eleştiri geldi.
Naci Görür'ün Marmara Depremi Uyarıları
Prof. Dr. Naci Görür, Yeniçağ gazetesinden Baran Yalçın'a verdiği demeçte Marmara Denizi'ndeki fay sistemine dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulunmuştu. Görür, İstanbul'da büyük bir felaketin yaşanma ihtimaline yönelik araştırmaların bulunduğunu belirterek, 30 yıl içerisinde deprem olma olasılığının yüzde 48 civarında olduğunu ifade etmişti.
Kartal-Adalar, Kumburgaz ve Tekirdağ fay kollarına işaret eden yer bilimci, sarsıntının büyüklüğünün 7,2 ile 7,5 arasında olmasını beklediklerini kaydetmişti. Altyapı eksikliği bulunan yerleşim yerlerinde büyük yıkım ve can kayıpları yaşanabileceği uyarısını yapan Görür, riskli bölgelere dikkat çekmişti.
Ramazan Demirtaş'tan Geçmiş Tahminler Üzerinden Eleştiri
Bu açıklamalara sosyal medya hesabından tepki gösteren Dr. Ramazan Demirtaş ise geçmiş yıllarda ortaya atılan farklı deprem büyüklüğü senaryolarını hatırlattı. Demirtaş, yıllar içinde tahminlerin değiştiğine işaret ederek, 1999 depremlerinden sonra Marmara boydan boya kırılacak ve 8,0 büyüklüğünde sarsıntı olacak denildiğini vurguladı.
Demirtaş, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: 2016 yılında fayın boyunun 50 kilometre olduğu ve 7,0 büyüklüğünün altında kalacağı söyleniyordu. 2025 yılına gelindiğinde ise minimum 7,2, maksimum 7,6 olacağı ifade edildi. Şimdi ise büyüklüğü 7,5'a düşürmüş durumdalar. Neyse ki 7,5 olacakmış, 7,6 olsaydı ne yapardık?
Deprem Biliminde Karşılığı Olmayan Açıklamalar
Marmara'daki tehlikeyi inkar etmediğini belirten Demirtaş, sarsıntının zamanına dair kesinlik içeren söylemleri eleştirdi. Deprem tekrarlanma aralığı dolmadığı sürece halkı endişelendiren ve travmalara yol açan bu tarz açıklamaların bilimsel temeli olmadığını savundu.
Demirtaş ayrıca kamuoyunda dile getirilen 600 bin binanın yıkılacağı ve 2,5 milyon insanın enkaz altında kalacağı gibi yüksek can kaybı tahminlerine de karşı çıktı. Yetkisi olmayan kişilerin kurgu türü açıklamalar yapmasının etik olmadığını belirterek, risk azaltma çalışmalarına odaklanılması gerektiğini ifade etti.
(Kaynak ve Görsel: GZT)
