İzmir’in Bergama ilçesinde, antik çağlardan günümüze ulaşan parşömen üretimini geleneksel yöntemlerle sürdüren son ustalardan biri olarak kabul edilen ve UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanıyla onurlandırılan karatabak İsmail Araç, 93 yaşında hayatını kaybetti.
İlçe halkı ve kültür dünyası, yarım asrı aşan emeğin simge ismini dualarla son yolculuğuna uğurladı.
Bergama’nın Asırlık Parşömen Ustası İsmail Araç’ın Hayatı
1933 yılında Bergama’da doğan İsmail Araç, 1953’te Tabakçılar Köprüsü altında başladığı dericilik mesleğini tam 71 yıl boyunca sürdürdü. Antik Bergama Krallığı döneminde M.Ö. 2. yüzyılda geliştirilen parşömen üretimini hiçbir kimyasal madde kullanmadan, tamamen el emeğine dayalı yöntemlerle yaşatan dünyadaki nadir ustalardan biri oldu.
Oğlak ve keçi derilerini “kavlato” adı verilen bıçaklarla işleyen titiz ustalığı, yerli ve yabancı akademisyenlerin ilgisini çekti. İsmail Araç’ın çalışmaları, Türk el sanatlarının uluslararası tanıtımında büyük rol oynadı.
İsmail Araç’ın Aldığı Ödüller ve Onurlandırmalar
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2017’de “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı”, 2021’de ise UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilen Araç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da ödüllendirilmişti. Bu unvanlar, onun parşömen üretimindeki ustalığını ve kültürel mirasa katkılarını belgelemektedir.
İsmail Araç’ın eserleri, sadece yerel değil, uluslararası düzeyde de büyük bir takdir topladı. Bergama’nın adını dünyaya duyuran ustanın çalışmaları, Türk el sanatlarının uluslararası tanıtımında önemli bir rol oynamıştır.
İsmail Araç’ın Vefatı ve Kültürel Mirası
İsmail Araç’ın vefatı, sadece ailesi ve yakınları için değil, aynı zamanda Bergama halkı ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunan herkes için büyük bir kayıp olmuştur. Onun parşömen üretimindeki bilgisi ve deneyimi, gelecek nesillere aktarılması gereken değerli bir miras olarak kalacaktır.
Usta parşömen üreticisi olarak tanınan İsmail Araç, yaşamı boyunca birçok kişiye ilham kaynağı olmuş ve mesleğine olan tutkusuyla birçok insanın dikkatini çekmiştir. Bu nedenle, onun kaybı, kültürel mirasın korunması adına önemli bir boşluk yaratmıştır.
