"Haberin İşçisi"
İstanbul
Kapalı
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,3063 %0.02
53,7383 %0.08
6.438,09 % 0,38
3.068.996 %1.033
İşçi Haber Gündem 'Savaşta sivillerin hedef alınmasını asla tasvip etmedik'

'Savaşta sivillerin hedef alınmasını asla tasvip etmedik'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüştü. Bakan Fidan görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 8 dk

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirdiği kritik görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında dünya gündemine ve bölgesel gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

ikili iş birliği konuları ele alındı

Bakan Fidan, mevkidaşı Lavrov ile en son Antalya Diplomasi Forumu'nda yüz yüze görüştüklerini hatırlatarak, o günden bu yana şartlar ortaya çıktıkça sürekli bir telefon iletişimi içinde olduklarını belirtti. Türk-Rus ilişkilerindeki yoğunluğun ve bölgesel gündemin daha sık ve detaylı istişarelerde bulunmalarını zorunlu kıldığını ifade eden Fidan, ikili iş birliğini ilgilendiren birçok konu başlığını detaylı biçimde masaya yatırdıklarını aktardı. Türkiye-Rusya ilişkilerinin köklü bir tarihi birikime, güçlü ekonomik temellere, liderler düzeyinde tesis edilen siyasi diyaloğa ve karşılıklı güvene dayandığını vurgulayan Fidan, çoklu çatışmaların ve küresel refahı tehdit eden yapısal sınamaların neden olduğu tehlikelere rağmen ikili iş birliğinin olumlu seyrini muhafaza ettiğini dile getirdi. 

Görüşmede enerjiden ticarete kadar ikili gündemde yer alan pek çok başlıkta atılacak adımları ele aldıklarını söyleyen Bakan Fidan, ilişkilerdeki gerçek potansiyeli yakalamak adına bölgedeki çatışmaların sona ermesinin büyük bir önem taşıdığına dikkat çekti. Bu çerçevede beşinci yılına giren Ukrayna'daki savaşın mümkün olan en kısa sürede barışçıl yollardan sonlandırılmasına yönelik Türkiye'nin arzusunu Lavrov'a ilettiğini belirten Fidan, müteakip müzakere turlarına ev sahipliği yapma hususunda Ankara'nın hazır olduğunu ifade ettiğini aktardı. Türkiye'nin temel önceliğinin Rusya ile Ukrayna'nın yeniden diplomasi masasına dönmesi olduğunu kaydeden Fidan, taraflar mutabık kaldığı takdirde müzakerelerin daha sonuç odaklı nasıl ilerletilebileceğini de ele almaya hazır olduklarını bildirdi. 

Savaşta son dönemde görülen tırmanma ve çatışmaların coğrafi olarak yayılması tehlikesinin ciddi surette endişe verici olduğunu belirten Fidan, özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artışın ve Karadeniz'de seyrüsefer emniyetini tehdit eden eylemlerin üçüncü tarafların çıkarlarına zarar verdiğini, bu durumun gerilimi düşürücü önlemleri gerekli kıldığını ifade etti. Türkiye'nin Karadeniz'deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselere yönelik beklentilerini Rus tarafa ilettiğini söyleyen Bakan Fidan, denizdeki seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduklarını açıkladı. 

'Hürmüz Boğazı tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulmalı'

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında var olan mutabakata da değinen Dışişleri Bakanı Fidan, bu gelişmeyi coğrafyadaki çatışma ikliminin kırılması adına son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak gördüklerini ve memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da vurguladığı üzere bölgeye ve dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sükunetten ziyade, yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesinin en büyük temennileri olduğunu ifade etti. Mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini dilediklerini aktaran Fidan, nihai imzalar atılana kadar geçecek bu hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek muhtemel sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılmasının elzem olduğunu vurguladı. Fidan, bu sonucun ortaya çıkmasında ABD ve İran liderliklerinin sergilediği siyasi iradeyi çok önemli bulduklarını sözlerine ekledi. 

Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını, Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği de memnuniyetle not ettiklerini dile getiren Fidan, Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulmasının bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret bakımından hayati önemde bulunduğunu anlattı. Önümüzdeki dönemde arzularının bu mutabakatın daha geniş bir bölgesel barış perspektifine kapı aralaması olduğunu ve Türkiye'nin bunun için çalıştığını belirtti. 

fidan, ortadoğu'da kalıcı güvenliğin sağlanması gerektiğini açıkladı

Görüşmede Güney Kafkasya'daki güncel gelişmeleri de etraflıca ele alma imkanı bulduklarını söyleyen Bakan Fidan, yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin coğrafyaya sağlayacağı istikrar ve bölgesel iş birliğinin önemini teyit ettiklerini aktardı. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinde kat edilen mesafeden memnuniyet duyduklarını ifade eden Fidan, atılan adımların bölgede fiilen tesis edilen barışın sahaya yansıdığını gösterdiğini dile getirdi. Ekonomik etkileşimin artırılması, ulaştırma ve ticaret hatlarının geliştirilmesi ile enerji ve lojistik alanlarında karşılıklı fayda temelinde kurulacak iş birliklerinin bölgesel istikrarın teminatı olacağını vurgulayan Fidan, Güney Kafkasya'nın meselelerinin bölge ülkeleri ve yakın komşular tarafından diyalog ve iş birliği temelinde ele alınması gerektiğine inandıklarını, "Üç Artı Üç" bölgesel iş birliği platformunun bu kapsamda önemli bir çerçeve sunduğunu düşündüklerini belirtti. 

Filistin meselesinin Ortadoğu'daki tüm ihtilafların merkezinde yer aldığını ve bu meselenin bölgesel barış, istikrar ve adaletin tesisi ekseninde çözüme kavuşturulması yönündeki Türkiye'nin tutumunu tekrarladıklarını ifade eden Fidan, Gazze'de ateşkesin korunması, insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve istikrarın tesisi için yeniden inşa faaliyetlerinin başlatılması adına diplomatik girişimlere katkı sunmaya devam ettiklerini söyledi. İsrail'in iki devletli çözümü baltalamaya yönelik yıkıcı eylemlerinin, Gazze'deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria'daki yerleşimci terörünün ve Doğu Kudüs'teki provokasyonlarının önlenmesi için uluslararası çabaların artırılması gerektiğinin ortada olduğunu belirten Fidan, İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırı ve işgallerinin de bu ülkeleri zayıflatma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma projesinin bir devamı olduğunu kaydetti. Bölgeye çatışma alanlarını genişleten değil, çözüm imkanlarını güçlendiren bir yaklaşımın hakim kılınması gerektiğini ifade eden Fidan, Ortadoğu'da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte ele alınmasıyla tesis edilebileceğine inandıklarını, coğrafyanın dış müdahalelerin ve yıkıcı jeopolitik rekabetlerin sahası olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı. 

'sivillerin hedef alınmasını hiçbir zaman tasvip etmedik'

Bölgesel istikrar perspektifinin en önemli başlıklarından birinin de Suriye olduğunu ifade eden Bakan Fidan, Suriye'de istikrar, güvenlik ve birliğin tesisi yönünde kaydedilen ilerlemenin, dünyanın küresel krizlerle sınandığı bir dönemde umut kaynağı olmayı sürdürdüğünü anlattı. Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde Suriye'de istikrarın ve ekonomik kalkınmanın tesisine yapıcı katkı sunmak isteyen tüm taraflarla iş birliği içinde hareket etmeye devam edeceğini beyan etti. Türkiye ve Rusya olarak hem ortak çıkarlar hem de bölgenin güvenliği için çalışmayı sürdüreceklerini belirten Fidan, mevkidaşına gösterdiği sıcak misafirperverlik için teşekkür etti. 

Etrafta yıllardır süren çok sayıda savaş ve çatışmanın durdurulması için elimizden geleni yaptıklarını söyleyen Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hassasiyetle üzerinde durduğu bir prensibi hatırlatarak, hangi nedenden çıkarsa çıksın bir savaşta sivillerin ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasını hiçbir zaman tasvip etmediklerini, bunları bir prensip gereği her zaman kınadıklarını ve dikkatlerine getirilen her türlü konuya tepki gösterdiklerini belirtti. 

fidan, hürmüz boğazı'ndaki gelişmelerin küresel etkilerine değindi

Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin küresel etkilerine de değinen Fidan, bu boğazın kapanma tehlikesiyle beraber dünyanın bu meselenin sadece bölgesel bir konu olmadığını, İran-ABD ya da İran-İsrail arasında kalmadığını anladığını ifade etti. Bu krizin enerji ve gıda fiyatlarında, petrokimya sektöründe muazzam artışlara, tedarik zincirinde kırılmalara ve uzun vadede ekonomik ile yönetimsel istikrarsızlıklara yol açtığını gördüklerini söyleyen Fidan, muhatap oldukları tüm devletlerin bu anlaşmanın bir an önce hayata geçmesini talep ettiğini ve Ankara'nın da Cumhurbaşkanı liderliğinde yoğun bir tempoyla çalıştığını aktardı. İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırma ve sabote etme rolünün her zaman ihtimal dahilinde olduğunu belirten Fidan, İsrail'in tavırlarının artık tüm dünyanın sorunu olduğunu ve uluslararası alanda ilk defa İsrail'in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluştuğunu vurguladı. Bu anlayışın eylem birliğine dönüşmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ülkelerin samimi olup yanlışa yanlış demesi ve gerekli cevabı ortaklaşa vermesi durumunda İsrail'in geri adım atacağını, aksi takdirde arkadan yapılan gizli anlaşmalarla istikrarsızlaştırma oyununun devam edeceğini ve tüm ülkelerin zarar göreceğini hatırlattı. 

Bakan Fidan, bir gazetecinin Fransa'daki G7 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Ukrayna Zirvesi'ne Türkiye'nin davet edilip edilmediği yönündeki sorusuna ise kendilerine bir davet gelmediği cevabını verdi. 

Türkiye'nin bölgesinde alacağı tutumun her türlü meselede fark yaratan bir unsur olduğunu vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ortaya konan politikanın bölgede ve İran sürecinde kendisini gösterdiğini söyledi. Bu süreçte Pakistanlı ve Katarlı ortaklarla, Amerikalılarla ve İranlılarla gece gündüz iletişim halinde olduklarını ve çok inişli çıkışlı temaslar yürütüldüğünü belirten Fidan, bölgedeki genel arzunun bölge liderlerinin bir araya gelip ABD Başkanı Donald Trump ile bir telekonferans gerçekleştirmesi yönünde olduğunu açıkladı. Bölge ülkelerinin artık kendi meselelerine ilişkin ortak bir diplomatik dil ve refleks geliştirdiğini ifade eden Fidan, Trump'ın bu konuda bir irade ortaya koyarak İsrail'in itirazlarını dinlemediğini, İran'ın da bu iradeye olumlu cevap vermesiyle bir neticeye ulaşıldığını aktardı. Fidan, umutlarının herhangi bir sabotajın etkisi altında kalmadan geri kalan 60 günlük dönem içerisinde teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi ve bölgede kalıcı bir barış ikliminin oluşması olduğunu söyleyerek konuşmasını tamamladı. 

Kaynak: İHA