Özel Haber: Selen Albayrak Demirtürk
Türkiye'de yangınlar çoğunlukla olay anı, müdahale ve kayıplar üzerinden konuşuluyor. Oysa itfaiye teşkilatlarından işletmelerin acil durum ekiplerine, algılama ve söndürme sistemlerinden mühendislik, eğitim ve danışmanlık hizmetlerine kadar uzanan yangın güvenliği, binlerce kişiye istihdam sağlayan bir sektör.
İşçi Haber'e konuşan Yangın Güvenli Danışmanı, İş Güvenliği Uzmanı ve İstanbul İtfaiye Amiri Haldun Seber, sektörün ekonomik büyüklüğünü ortaya koyan bütüncül bir çalışmanın bulunmamasına dikkat çekerek "Yangın Güvenlik Ekonomisi Raporu" hazırlanması çağrısında bulundu.
Yangın güvenliğinin yalnızca olay anındaki müdahaleden ibaret olmadığını vurgulayan Haldun Seber, alanın kendi başına büyük bir ekonomik yapı oluşturduğunu belirtti. Seber, "Yangın güvenliği sadece yangın çıktığında müdahale eden itfaiyeden ibaret değildir. Yangın öncesi yapılan risk analizleri, projelendirmeler, yangın algılama ve söndürme sistemleri, eğitimler, bakım faaliyetleri, acil durum organizasyonları ve bu alanlarda çalışan insanlar büyük bir ekonomik yapı oluşturmaktadır" dedi.
Bu yapının Türkiye'de çoğu zaman bir yük olarak algılandığını ifade eden Seber, "Türkiye'de bu alan çoğu zaman sadece bir zorunluluk veya maliyet olarak görülüyor. Oysa yangın güvenliği çalışanları, üretimi, işletmeleri ve ülke ekonomisini koruyan stratejik bir yatırımdır" açıklamasında bulundu.
‘Yangın güvenliği çok geniş bir istihdam alanıdır’
Türkiye'de yangınlarla ilgili çeşitli istatistikler tutulmasına rağmen sektörün ekonomik büyüklüğü, çalışan sayısı ve yatırımları konusunda net bir tablo bulunmadığını söyleyen Seber, bunun nedenini dağınık veri yapısına bağladı. Seber, "Bunun temel nedeni, verilerin farklı kurumlarda ve farklı başlıklar altında tutulmasıdır. Yangın sayıları, itfaiye müdahaleleri, sigorta hasarları, ekipman satışları, çalışan sayıları ve yatırımlar farklı kaynaklarda bulunuyor. Ancak bunları bir araya getirip 'Türkiye Yangın Güvenlik Ekonomisi' başlığı altında değerlendiren kapsamlı bir çalışma bulunmuyor. Verilerin bir merkezde toplanması ve standart formatlarda toplanması önemli" diye konuştu.
Ölçülemeyen bir alanın yönetilemeyeceğine dikkat çeken Seber, "Bir alanı doğru yönetebilmek için önce o alanın büyüklüğünü bilmek gerekiyor. Ölçemediğimiz, elimizde veri ve analizi olmayan bir sektörü geliştirmek, onunla ilgili tablolar oluşturmakta zorlanırız" ifadelerini kullandı.
Alanda görev yapan meslek gruplarının çeşitliliğine de değinen Seber, "Yangın güvenliği aslında çok geniş bir istihdam alanıdır" dedi. Bu istihdamın kapsamını anlatan Seber, "Bir tarafta kamu itfaiyeleri bulunurken diğer tarafta sanayi ve endüstriyel tesislerin afet ve acil durum ekipleri, yangın tesisatı montaj ve bakım çalışanları, yangın güvenliği uzmanları, mühendisler, eğitimciler ve danışmanlar görev yapmaktadır" bilgisini verdi.
Buna karşın alana ilişkin sağlıklı bir envanter bulunmadığını belirten Seber, "Çalışanların toplam sayısı, ekonomik büyüklüğü ve sektörel dağılımı konusunda net bir veri bulunmamaktadır. Toplamda bu istihdamın geneline bakıldığında sektörel büyüklük göz önüne çıkmaktadır. Bu çalışan potansiyelinde ülkemiz için çok değerli olduğunu düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
‘Yangın güvenliği maliyet değil, risk azaltma yatırımıdır’
Sektörde çalışanların emeğinin yeterince görünür olmadığını dile getiren Seber, yangın güvenliğini üç aşamalı bir yapı olarak tanımladı. Seber, "Yangın güvenliği üç başlıklı bir yapıdır; öncesi, anı ve sonrası. Tüm bu aşamaların her birisinde çalışan, emek veren binlerce insanımız bulunmaktadır. Ancak bu çalışanlarımızın emeği yeterince görünüyor mu? Maalesef çoğu zaman görünür değildir" dedi.
Görünmeyen emeğe dikkat çeken Seber, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yangın çıktığında herkes müdahaleyi görür. Ancak yangın çıkmadan önce yapılan risk değerlendirmeleri, eğitimler, sistem kontrolleri ve hazırlık çalışmaları görünmez kalır. Aslında en başarılı yangın güvenliği çalışması, yangının hiç meydana gelmemesini sağlayan çalışmalardır.”
İşletmeler açısından yangın güvenliğinin çoğu zaman bir gider kalemi olarak görüldüğünü hatırlatan Seber, bu yaklaşıma karşı çıkarak "Yangın güvenliği kesinlikle bir maliyet değil, risk azaltma yatırımıdır" dedi. Bir yangının işletmeye maliyetinin yalnızca fiziki kayıpla sınırlı olmadığını belirten Seber, "Bir işletme yangın nedeniyle üretimini durdurduğunda sadece bina veya makine kaybetmez. Çalışanlarını, müşteri güvenini, pazarını ve itibarını da kaybedebilir" uyarısında bulundu. Seber, "Yangın öncesi yapılan yatırım ile yangın sonrası ortaya çıkan kayıpları karşılaştırdığımızda, önleyici çalışmaların ekonomik açıdan çok daha düşük maliyetli ve değerli olduğunu görürüz" diye ekledi.
yangın riski Enerji ve sanayide en yüksek seviyede
Enerji ve sanayi tesislerinin hem istihdam hem de üretim açısından kritik konumda olduğunu söyleyen Seber, "Enerji ve sanayi tesisleri, hem çalışan sayısı hem de oluşturdukları ekonomik değer açısından ülkemizin en kritik üretim alanlarıdır. Aynı zamanda yangın riski en yüksek sektörlerin başında gelir" dedi.
Yangın güvenliğinin ekipman bulundurmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Seber, "Yangın güvenliği, sadece söndürme ekipmanları bulundurmakla sağlanamaz. Asıl önemli olan; riskleri önceden belirlemek, uygun mühendislik çözümlerini uygulamak, çalışanları düzenli olarak eğitmek, acil durum ekiplerini her an göreve hazır tutmak, tatbikatları aksatmamak ve kurumlar arası koordinasyonu etkin şekilde sağlamaktır" ifadelerini kullandı. İhmalin sonuçlarına da değinen Seber, "Bu unsurların ihmal edilmesi, yalnızca can ve mal kayıplarına değil; üretimin durmasına, tedarik zincirinin aksamasına, çevresel zararlara ve çok ciddi ekonomik kayıplara da neden olabilir" dedi.
Büyük endüstriyel yangınlarda zaman yönetiminin belirleyici olduğunu kaydeden Seber, "Büyük endüstriyel yangınlarda ilk dakikalar ve doğru organizasyon hayati önem taşır. Ancak asıl başarı, yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, doğru planlama ve önleyici tedbirlerle yangının hiç meydana gelmemesini sağlamaktır" açıklamasında bulundu.
uzmandan Yangın Güvenlik Ekonomisi Raporu çağrısı
Kapsamlı bir sektör raporuna ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Seber, "Bugün yangın güvenliği alanının gerçek ekonomik büyüklüğünü bilmiyoruz" dedi. Seber, "Bu rapor sektörün ekonomik büyüklüğünü, çalışanların durumunu, yatırımları, teknolojik gelişmeleri ve yangınların ekonomik etkilerini ortaya koyacaktır" ifadelerine yer verdi.
Böyle bir raporda yer alması gereken başlıkları da sıralayan Seber, "Yangın güvenliği sektörünün ekonomik büyüklüğü, istihdam edilen kişi sayısı, meslek grupları, olay sayıları ve çeşitleri, eğitim ve sertifikasyon yapısı, kamu ve özel sektör yatırımları, yangın ekipmanlarının üretim, ithalat ve ihracatı, yangın kaynaklı ekonomik kayıplar, sigorta verileri gibi başlıklar yer almalıdır" bilgisini paylaştı.
Sürecin tek bir aktörle yürütülemeyeceğini belirten Seber, "Yangın güvenliği ortak bir sorumluluktur" mesajını verdi. Tarafların rollerini tanımlayan Seber, "Kamu düzenleyici ve denetleyici rolünü yerine getirirken, işverenler yatırımlarını yapmalı, çalışanlar eğitimlerle desteklenmeli, sendikalar çalışan güvenliği konusunda sürece katkı sağlamalıdır. Tüm tarafların içinde olduğu bir yapı oluşturulması gerekir" ifadelerini kullandı. Seber, sözlerini şu mesajla tamamladı:
“Yangın güvenliği sadece yangın çıktıktan sonra hatırlanacak bir konu değildir. Yangınları önlemek; insan hayatını, çalışanları, üretimi ve ülke ekonomisini korumaktır. Türkiye'nin artık yangın güvenliğini sadece bir zorunluluk olarak değil, ekonomik değeri olan stratejik bir sektör olarak ele alması gerekiyor. Önce yangın güvenliği ekonomisi hakkında veriyi oluşturmalı, sonra bu veriye göre politikalar geliştirmeliyiz.”
