Yükseköğretim Kurulu (YÖK), yükseköğretim sisteminde önemli bir dönüşüm başlatacak olan "mikro yeterlilik" uygulamasını duyurdu. Bu yeni düzenleme ile üniversite dışında kazanılan bilgi, beceri ve sertifikalar ilk kez resmi akademik sistem içerisinde değerlendirilebilecek. Yayımlanan "Yükseköğretim Kurumlarında Mikro Yeterlilikler Çerçevesine İlişkin Usul ve Esaslar" kapsamında, öğrencilerin kampüs dışında edindikleri bazı yetkinlikler belirli kriterler doğrultusunda tanınacak ve AKTS kredisine dönüştürülebilecek.
Yeni Sistemle Sertifikalar Transkriptte Yer Alabilecek Mi?
Yeni sistemle birlikte öğrencilerin kısa süreli eğitimler, mesleki uygulamalar ve farklı öğrenme ortamlarında elde ettiği kazanımlar akademik olarak değerlendirilecek. Bu yeterlilikler, transkriptlerde ve diploma eklerinde yer alabilecek. Mikro yeterlilikler, belirli bir konuda kısa süreli ve hedef odaklı öğrenme süreçlerinin sonunda kazanılan, ölçme ve değerlendirme ile doğrulanan yetkinlikler olarak tanımlanıyor.
Yapay Zeka ve Dijital Becerilere Vurgu Neden Önemli?
Düzenleme, özellikle yapay zeka, veri bilimi ve dijital teknolojiler gibi hızla gelişen alanlarda ihtiyaç duyulan becerilerin kazanılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Öğrenciler böylece diploma programlarının yanı sıra iş dünyasının talep ettiği güncel yetkinlikleri de edinme fırsatı bulacak. Programları başarıyla tamamlayanlara uluslararası standartlara uygun dijital sertifikalar verilecek.
Mikro Yeterliliklerin Mezuniyet Kredisine Katkısı Nedir?
YÖK'ün açıkladığı sisteme göre, öğrenciler mezuniyet için gerekli toplam AKTS yükünün yüzde 10'una kadar olan kısmını mikro yeterliliklerden elde ettikleri kredilerle tamamlayabilecek. Hangi eğitimlerin ve sertifikaların akademik olarak tanınacağına ise üniversitelerin senatoları karar verecek. Üniversiteler, önümüzdeki eğitim döneminden itibaren kendi mikro yeterlilik programlarını uygulamaya başlayabilecek.
YÖK Başkanı Erol Özvar, yeni uygulamanın yükseköğretimi diploma odaklı yapıdan yetkinlik odaklı yapıya taşıyan önemli adımlardan biri olduğunu belirtmiştir. Özvar, teknoloji akademileri, sektör eğitimleri, araştırma merkezleri, uygulama programları ve dijital öğrenme platformlarında kazanılan yetkinliklerin de artık yükseköğretim sisteminin bir parçası haline geleceğini ifade etmiştir. Yeni sistemle birlikte Türkiye'de kazanılan yeterliliklerin uluslararası tanınırlığının artırılması ve yaşam boyu öğrenme anlayışının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
