reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6588 %0.03
52,0370 %0.16
7.083,60 % 0,38
3.010.932 %-1.373
İşçi Haber Kültür Sanat 18. İstanbul Bienali başlıyor: Bu yılın teması 'Üç Ayaklı Kedi'!

18. İstanbul Bienali başlıyor: Bu yılın teması 'Üç Ayaklı Kedi'!

Lübnanlı küratör Christine Tohmé’nin küratörlüğünde düzenlenen 18. İstanbul Bienali, 20 Eylül'de kapılarını ziyaretçilerine açacak. İşte bienal programı ve detaylar...

Okunma Süresi: 4 dk

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve Koç Holding’in 2007–2036 dönemi ana sponsorluğunda gerçekleştirilen 18. İstanbul Bienali, bu yıl sanatseverleri alışılmışın dışında bir formatla karşılıyor. Küratörlüğünü Lübnanlı sanat inisiyatifi Ashkal Alwan’ın kurucusu Christine Tohmé’nin üstlendiği bienal, üç yıla yayılan özgün yapısıyla dikkat çekiyor. İlk bölümü 20 Eylül'de ziyarete açılacak olan bienal, sanat aracılığıyla kayıpları anma, dayanışmayı büyütme ve geleceği birlikte düşünme çağrısında bulunuyor.

‘Tüm işlerimi hayatını kaybedenlere adıyorum’

Christine Tohmé, bienalin açılışı öncesinde yaptığı konuşmada, çalışmasını hayatını kaybedenlere ithaf ettiğini belirtti. Filistin, Sudan ve Kongo gibi çatışma bölgelerindeki kayıpları anarak “Bu şekilde devam edemeyiz. Filistin'de yaşanan soykırımı durdurmak zorundayız,” ifadelerini kullandı. Tohmé, bu bienali “sevgi ve cömertlik” üzerine kurduğunu vurgularken, mücadelenin sürdüğünü ve genç kuşakların dünyayı değiştirme gücüne inandığını da sözlerine ekledi.

Bienalin Teması: üç ayaklı kedi

Üç Ayaklı Kedi” başlığı altında kurgulanan 18. İstanbul Bienali, kendini koruma ve gelecek olasılıkları temaları etrafında şekilleniyor. Tohmé, bienali bir kediye benzeterek, krizler ve zorunlu göçlerle sarsılan dünyada bireyin dengesini yeniden bulma çabasına dikkat çekiyor. Bienalin kavramsal çerçevesi; kırılganlık, krizler, dayanışma biçimleri ve alternatif gelecek tahayyülleri üzerine odaklanıyor.

Sanatçılara yöneltilen sorular arasında şu başlıklar öne çıkıyor:

Kırılganlık koşullarında gündelik yaşam nasıl şekilleniyor?

Beden, toplum ve birey arasındaki ilişki nasıl evriliyor?

Yeni direniş stratejileri ve onarma pratikleri nasıl ortaya çıkıyor?

bienaldeki sanatçılar nasıl belirlendi?

Bienalin ilk ayağı, 23 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Bu etapta, 30’dan fazla ülkeden 47 sanatçının 100’ü aşkın eseri, Beyoğlu-Karaköy hattında yer alan 8 farklı mekânda sanatseverlerle buluşacak. Katılımcılar, bir açık çağrı sürecinin ardından gerçekleştirilen kapsamlı araştırmalarla belirlendi. Küratör Tohmé, 105 ülkeden yaklaşık 1.500 başvuru arasından bienalin kavramsal yapısına uygun sanatçıları seçti.

bienal Mekânları ve Sergilenen Eserler

Bienal kapsamında farklı dönemlerden ve işlevlerden gelen yapılar sanatsal üretim alanlarına dönüştürüldü. Her biri kente, tarihe ve belleğe dair farklı izler taşıyan bu mekânlar, eserlerin bağlamını da güçlendiriyor:

Elhamra Han – İlk kez sergi alanı olarak kullanılan tarihi tiyatro binasında Mona Benyamin, Şafak Şule Kemancı, Riar Rizaldi gibi sanatçılar yer alıyor.

Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi – Günümüzde Tophane Mekân olarak kullanılan bahçede Khalil Rabah’ın yerleştirmesi sergileniyor.

Meclis-i Mebusan 35 – Daha önce Studio-X ve İstanbul Tasarım Bienali’ne ev sahipliği yapan mekânda Eva Fàbregas ve Pilar Quinteros’un işleri yer alıyor.

Külah Fabrikası, Zihni Han, Galeri 77, Muradiye Han ve Galata Rum Okulu da bienalin diğer durakları arasında yer alıyor. Her bir mekânda farklı coğrafyalardan sanatçılar; göç, kimlik, direniş ve belleğe dair temaları işliyor.

Kamusal Program ve Performanslar

Bienal yalnızca sergilerle sınırlı kalmıyor. Performanslar, film gösterimleri ve sanatçı buluşmalarıyla zenginleştirilmiş kamusal programlar da ziyaretçileri bekliyor.

Selma Selman, ailesiyle birlikte hurda elektroniklerden altın elde etme sürecini “Anakartlar” adlı performansla sahneye taşıyor. Elde edilen altın, heykel formuna dönüştürülerek sergiye dahil edilecek.

Alex Baczyński-Jenkins, dayanıklılık temalı “İsimsiz (Ufku Yakalamak)” performansıyla cenazelerden partilere uzanan bir duygu yelpazesini dansla ifade ediyor.

Ahmad Ghosseini, Lübnan’daki ekonomik çöküş sürecinde bireysel direnişini “Demek çok üzgünsünüz, öyle mi?” adlı monologda anlatıyor.

2026 ve 2027’de Yeni Etaplar

Üç yıllık bir yapıya sahip olan 18. İstanbul Bienali, 2026 yılında İstanbul Bienali Akademisi'nin kurulmasıyla devam edecek. Sanat inisiyatiflerinin katılımıyla geliştirilecek programlar, bienalin ikinci ayağını oluşturacak. 2027 yılında ise bienalin üçüncü ve son ayağı, atölyeler, performanslar ve bir final sergisiyle tamamlanacak.

Bu süreçte İstanbul’un çeşitli bölgeleri, uluslararası sanat üretiminin ve kolektif düşüncenin merkezlerinden biri olmaya devam edecek.

Bienale dair ayrıntılı içerik, sanatçı listesi ve program takvimi için iksv.org adresi ziyaret edilebilir.

18. İstanbul Bienali, sanatı yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir direniş ve iyileşme aracı olarak konumlandırıyor. Krizler çağında dayanışma, hafıza ve hayal gücünün izini süren bu bienal, şehri bir kez daha sanatla buluşturuyor.