Özel Haber: UFUK KUZGUN
Çocuklarda konuşma gecikmesi ebeveynlerin sıkça endişe duyduğu konuların başında geliyor. Ancak uzmanlara göre dil gelişimi, yalnızca çocuğun ne zaman konuştuğu ya da kaç kelime bildiğiyle sınırlı değil.
Dil gelişiminin ilk sözcükten çok daha önce başladığını belirten Dil ve Konuşma Terapisti Deniz Gürel; ilk aylardan itibaren sese yönelme, karşılıklı etkileşim, babıldama, jest kullanımı ve ortak dikkat gibi becerilerin önemine dikkat çekti. İlk anlamlı sözcüklerin genellikle yaşamın ikinci yılında ortaya çıkmaya başladığını belirten Gürel, ikinci yıl içinde sözcük dağarcığının genişlemesi ve sözcüklerin bir araya getirilmeye başlanmasının beklendiğini ifade etti.
Gelişim hızında bireysel farklılıklar olabileceğini vurgulayan Gürel, "Yalnızca çocuğun kaç kelime söylediğine değil; dili anlama, iletişim kurma ve jest kullanma süreçlerine de bakmak gerekir. Konuşma, daha erken dönemde gelişen iletişim becerilerinin üzerine inşa edilir" değerlendirmesinde bulundu.
‘Erkek çocuklar geç konuşur’ düşüncesine dikkat
Cinsiyetin konuşma gelişimi üzerindeki etkilerine değinen Gürel, toplumdaki yaygın bir yanlışa dikkat çekti. Araştırmalarda ortalama cinsiyet farklılıkları görülebileceğini ancak bunun belirgin bir gecikmeyi 'normal' kılmadığını belirten Gürel, şu değerlendirmede bulundu:
"Cinsiyet, dil gelişimiyle ilişkili değişkenlerden biri olabilir ancak gecikmeyi tek başına açıklamaz. Yaşından beklenen becerilerin gerisinde olan bir çocuk için 'Erkek çocuk, biraz daha bekleyelim' yaklaşımı doğru değildir. Belirleyici olan; çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerileri, iletişim davranışları, işitme durumu ve gelişim öyküsüdür."
'3 yaşına kadar beklemek gerekir' düşüncesi doğru değil
Konuşma gecikmesinde toplumdaki kalıplaşmış yargılara değinen Gürel; "Bir anda açılır", "Kreşe başlayınca konuşur" veya "Ailesinde de geç konuşan var" yaklaşımlarının risk taşıdığını söyledi. Bazı çocukların zamanla akranlarını yakaladığını ancak bazılarında güçlüklerin devam ettiğini belirten Gürel, "Her şeyi anlıyor, sadece konuşmuyor" algısının da yanıltıcı olduğunu vurguladı.
Anlamanın olumlu bir gösterge olduğunu fakat ifade edici dildeki gecikmenin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gürel; uzman değerlendirmesinin her zaman hemen terapiye başlanacağı anlamına gelmediğini, izlem ve aile danışmanlığının da sürecin parçası olduğunu hatırlattı.
Erken yaşta ekran kullanımına dikkat
Erken çocuklukta dilin karşılıklı etkileşimle öğrenildiğini hatırlatan Gürel; ekran maruziyetinde sürenin yanı sıra çocuğun yaşı, içeriğin niteliği ve ekranın neyin yerini aldığının kritik olduğunu belirtti:
"Ekran; oyun, kitap okuma ve yüz yüze iletişimin önüne geçtiğinde doğal dil öğrenme fırsatlarını azaltabilir. Ancak ekranı tek başına gecikmenin nedeni göstermek doğru değildir. Esas mesele, ekranın iletişim fırsatlarını ne ölçüde sınırlandırdığıdır."
Beslenme ve emzik kullanımıyla ilgili bilgi veren Gürel, emme, çiğneme ve konuşmanın bazı ortak anatomik yapılardan yararlanmakla birlikte farklı motor kontrol süreçleri içerdiğini belirtti. Çiğnemenin doğrudan konuşmayı geliştirdiğini söylemenin doğru olmadığını vurgulayan Gürel, uzun süreli ve yoğun emzik kullanımının ise ağız-diş yapısı ve konuşma sesleri açısından değerlendirilmesi gereken bir alışkanlık olduğunu ifade etti.
Hangi durumlarda uzmana başvurulmalı?
Çocuğun yaşından beklenen dil ve iletişim becerilerinin gerisinde kalması, jest ve işaret kullanımının sınırlı olması veya iletişim girişimlerinin azlığının değerlendirme gerektirdiğini belirten Gürel, çok kritik bir uyarıda bulundu.
Daha önce kazanılmış kelime veya jestlerin kaybedilmesinin, öncelikli değerlendirme gerektiren önemli bir uyarı işareti olduğunu belirtti. İşitme şüphesinde odyolojik değerlendirme yapılması gerektiğini hatırlatan Gürel, ailenin şüphesi varsa belirli bir yaşın beklenmeden uzmana başvurulmasını önerdi.
'Erken Değerlendirmenin Amacı Çocuğu Etiketlemek Değil'
Dil güçlüklerinin ilerleyen yaşlarda akademik becerileri, okuryazarlığı ve sosyal iletişimi etkileyebileceğine dikkat çeken Gürel, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
"Her çocuk farklıdır' düşüncesi gelişimsel güçlüklerin gözden kaçmasına neden olmamalıdır. Erken değerlendirmenin amacı çocuğu etiketlemek değil, iletişim profilini doğru anlamak ve ihtiyaç duyduğu desteği zamanında sunmaktır."
