Bel çevresi ile ölüm riski arasındaki ilişkiyi inceleyen geniş kapsamlı bir araştırma, yaklaşık 650 bin yetişkinin verilerini değerlendirerek önemli sonuçlar ortaya koymuştur. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu tarafından paylaşılan bu araştırmanın bulguları, bel çevresindeki artışın ölüm riskini nasıl etkilediğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bel çevresindeki artışın etkileri nelerdir?
Araştırmaya göre, bel çevresindeki her 5 santimetrelik artış, erkeklerde ölüm riskini yüzde 7, kadınlarda ise yüzde 9 oranında artırmaktadır. Bu bulgu, vücut ağırlığı kadar, yağın vücutta hangi bölgede toplandığının da sağlık açısından önemli bir gösterge olduğunu göstermektedir. Özellikle karın bölgesinde biriken yağların sağlık üzerindeki olumsuz etkileri dikkat çekmektedir.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken, bel çevresi ile ölüm riski arasındaki ilişkiye vurgu yapmıştır. Bu kapsamda, bel çevresindeki her 5 santimetrelik artışın, erkeklerde yaklaşık yüzde 7, kadınlarda ise yüzde 9 oranında bir yükselişle ilişkili olduğu belirtilmiştir.
Bel çevresi ölçümleri ne anlama geliyor?
Araştırmanın diğer bir önemli bulgusu, bel çevresi 110 santimetreyi aşan erkeklerin, bel çevresi 90 santimetrenin altında olan erkeklere göre yaklaşık yüzde 50 daha yüksek bir ölüm riski taşıdığıdır. Kadınlar için ise bel çevresinin 95 santimetre ve üzerine çıkması, 70 santimetrenin altındaki ölçümlere kıyasla yaklaşık yüzde 80 daha yüksek bir ölüm riski ile ilişkilendirilmektedir.
Bu veriler, bel çevresinin sağlık üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için önemli bir temel oluşturmaktadır. Ayrıca, yalnızca tartıdaki kiloya bakmanın sağlık risklerini değerlendirmek açısından yeterli olmayabileceği de vurgulanmaktadır.
Bel-boy oranı neden önemlidir?
Bel çevresinin değerlendirilmesinde bel-boy oranının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir. Prof. Dr. Müftüoğlu, boyun yarısından daha az bir bel çevresinin hedeflenmesi gerektiğini belirtmektedir. Örneğin, boyu 170 santimetre olan bir kişinin bel çevresinin 85 santimetrenin altında tutulması gerektiği ifade edilmektedir.
Bel-boy oranının 0,5'in üzerine çıkmasının risk artışıyla ilişkili olduğu, 0,6 seviyesine ulaşmasının ise metabolik açıdan daha ciddi bir risk göstergesi olduğu aktarılmaktadır. Genel ölçütlere göre ise kadınlarda 80, erkeklerde 94 santimetreden itibaren riskin arttığı, kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimetrenin üzerinde ise daha belirgin hale geldiği kaydedilmektedir.
