"Haberin İşçisi"
İstanbul
Kapalı
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,6460 %0.04
56,1642 %-0.07
6.697,24 %-0.35
3.749.134 %-0.77
İşçi Haber Sağlık Lenfoma tanısında doğru yöntemler ve tedavi seçenekleri neler olmalıdır ?

Lenfoma tanısında doğru yöntemler ve tedavi seçenekleri neler olmalıdır ?

Lenfoma, farklı alt türleri ile dikkat çeken bir hastalıktır. Doğru tanı ve tedavi yöntemleri üzerine önemli bilgiler verilmektedir.

Okunma Süresi: 3 dk

15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında, lenfomanın belirtileri, tanı yöntemleri ve günümüzde giderek çeşitlenen tedavi seçeneklerine dikkat çekilmiştir.

Lenfomanın Alt Türleri ve Tanı Süreci Nasıldır?

İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Uzmanı Uzm. Dr. Özlem Candan, lenfomanın tek bir hastalık olmadığını, farklı biyolojik özelliklere sahip çok sayıda alt tipten oluştuğunu belirtmiştir. Doğru tanının tedavinin en önemli basamaklarından biri olduğunu vurgulayan Candan, lenfomaların bazı türlerinin yavaş, bazılarının ise oldukça hızlı seyredebildiğini ifade etmiştir.

Hastalığın B veya T hücreli olması, alt tipi ve moleküler özelliklerine göre tedavi yaklaşımının değişebildiğini kaydeden Candan, bazı hastalarda yalnızca düzenli takip yeterli olabileceğini, bazı hastalarda ise kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar veya hücresel tedaviler uygulanabileceğini belirtmiştir.

Lenf Bezi Büyümeleri Ne Anlama Gelmektedir?

Boyun, koltuk altı veya vücudun farklı bölgelerinde fark edilen lenf bezi büyümeleri, vatandaşlarda endişeye yol açabilmektedir. Candan, enfeksiyonların da sıklıkla lenf bezlerinde büyümeye neden olabileceğini vurgulamıştır. Özellikle birkaç hafta içerisinde gerilemeyen, giderek büyüyen lenf bezlerine ateş, gece terlemesi veya istemsiz kilo kaybının eşlik etmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini belirtmiştir.

Bu belirtilerin tek başına lenfoma anlamına gelmediğinin altını çizen Candan, hastaların dikkatli olmaları gerektiğini ifade etmiştir.

Kesin Tanı İçin Biyopsinin Önemi Nedir?

Lenfoma tanısında kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemlerinin önemli bilgiler sağladığını ancak çoğu zaman kesin tanı için doku incelemesine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Candan, uygun şekilde gerçekleştirilen biyopsinin yalnızca hastalığın varlığını değil, lenfomanın hangi alt tipte olduğunu ve tedavinin nasıl planlanacağını belirlemede de kritik rol oynadığını söylemiştir. PET/BT görüntülemelerinde görülen her tutulumun kanser anlamına gelmediğine dikkat çeken Candan, enfeksiyon ve inflamasyonun benzer görüntülere neden olabileceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, sonuçların hastanın öyküsü, muayenesi, kan tetkikleri ve gerektiğinde biyopsi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Lenfoma Tedavisinde Kullanılan Yeni Yöntemler Nelerdir?

Lenfoma tedavisinde kemoterapinin önemini koruduğunu belirten Candan, günümüzde monoklonal antikorlar, hedefe yönelik ilaçlar, bispesifik antikorlar ve CAR-T gibi hücresel tedavilerin de kullanılabildiğini söylemiştir. Özellikle dirençli veya tekrarlayan bazı lenfoma türlerinde bu gelişmeler hastalara yeni tedavi seçenekleri sunmaktadır.

CAR-T tedavisinde hastanın kendi T hücrelerinin toplanarak laboratuvar ortamında kanser hücresindeki belirli bir hedefi tanıyabilecek şekilde yeniden programlandığını anlatan Candan, çoğaltılan hücrelerin daha sonra hastaya geri verildiğini belirtmiştir.

Bekle-Gör Yaklaşımı Nedir ve Ne Zaman Uygulanır?

Her lenfoma tanısının hemen tedavi başlanacağı anlamına gelmediğini belirten Candan, bazı lenfoma türlerinin yıllarca yavaş seyredebildiğini ve uygun hastalarda “bekle-gör” yaklaşımının uygulanabildiğini ifade etmiştir. Bu yaklaşımın hastayı tedavisiz bırakmak anlamına gelmediğini vurgulayan Candan, hastaların düzenli muayene ve tetkiklerle yakından takip edildiğini ve ihtiyaç ortaya çıktığında tedaviye başlandığını belirtmiştir.

Tedavide hedefin yalnızca hastalığı kontrol altına almak olmadığını belirten Candan, kalp sağlığı, doğurganlığın korunması, tedavilerin uzun dönem etkileri ile hastaların sosyal ve psikolojik yaşamlarının da günümüzde tedavi planlamasının önemli bir parçası olduğunu kaydetmiştir.

Vatandaşlara çağrıda bulunan Candan, paniğe kapılmamak ancak geçmeyen bir lenf bezini de ihmal etmemek gerektiğini ifade etmiştir. Hastalarımızın merak ettikleri veya kaygı duydukları konuları hematoloji hekimleriyle paylaşmaları ve tedavi sürecinde hekimleriyle güvene dayalı iletişim içinde olmaları çok önemlidir.