ABD’de 371 binden fazla yetişkinin verilerini inceleyen geniş araştırmada, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp krizi ve koroner kalp hastalığı bildiren kişilerin meyvenin kendisini daha seyrek tükettiği görüldü.
Ancak araştırma, az meyve tüketmenin kalp hastalığına yol açtığını kanıtlamıyor.
Meyve ve Meyve Suyu Tüketiminin Farklı Etkileri Var mı?
Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, meyvenin kendisi ile yüzde 100 meyve suyunu ayrı ayrı değerlendirmesi oldu. Sonuçlar, bu iki tüketim biçiminin kalp-damar sağlığı açısından aynı tabloyu göstermediğine işaret etti.
371 Bin Yetişkinin Meyve Tüketimi İncelendi Araştırmacılar, ABD’de 2019 yılında yürütülen Behavioral Risk Factor Surveillance System verilerini analiz etti. Çalışmaya toplam 371.038 yetişkin dahil edildi.
Kalp-Damar Sorunları Olanlar Daha Seyrek Meyve Tüketiyor
Katılımcılara taze, dondurulmuş, kurutulmuş veya konserve biçimde meyveyi ne sıklıkla yedikleri ve yüzde 100 meyve suyunu ne sıklıkla içtikleri soruldu. Ayrıca katılımcıların yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp krizi, anjina veya koroner kalp hastalığı ve inme öyküleri değerlendirildi.
Buradaki önemli ayrım şu: Araştırma kişilerin günde kaç gram ya da kaç porsiyon meyve yediğini ölçmedi. Yalnızca ne sıklıkta meyve tükettiklerini değerlendirdi.
Meyve Suyunun Tüketiminde Karışık Sonuçlar
Araştırmanın temel bulgusu, kalp-damar sağlığı daha olumsuz olan gruplarda meyvenin kendisini tüketme sıklığının daha düşük olmasıydı. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp krizi ve koroner kalp hastalığı bildiren yetişkinler, bu sorunları bildirmeyenlere göre meyveyi daha seyrek tüketiyordu.
Araştırmada yaş, eğitim, gelir ve sigara kullanımı gibi sonuçları etkileyebilecek bazı faktörler de istatistiksel olarak dikkate alındı. Genel ilişki bu analizlerden sonra da büyük ölçüde devam etti.
Bununla birlikte gruplar arasındaki farkların büyüklüğü sınırlıydı. Bu nedenle sonuçları “çok meyve yiyenlerin kalbi korunuyor” şeklinde yorumlamak doğru değil.
Araştırmada yüzde 100 meyve suyu tüketiminde aynı derecede belirgin ve tutarlı bir ilişki ortaya çıkmadı. Bazı kalp-damar sorunları bulunan kişilerde meyve suyu tüketim sıklığı daha yüksek görünürken bazı gruplarda daha düşük bulundu.
Yaş, gelir, eğitim ve diğer değişkenler hesaba katıldığında bu ilişkilerin önemli bölümü zayıfladı. Bu nedenle çalışma, “meyve suyu kalbe zararlıdır” veya “meyve suyu kalbi korur” şeklinde bir sonuç ortaya koymuyor.
Meyvenin Kendisi ile Meyve Suyu Arasındaki Fark Nedir?
Asıl dikkat çeken bulgu, meyvenin kendisini tüketme sıklığındaki daha tutarlı farklılık oldu. Elma, portakal, armut, çilek gibi meyveler doğal halleriyle tüketildiğinde posa, vitamin, mineral ve farklı biyolojik bileşenleri birlikte sağlar.
Meyve suyu ise meyvede bulunan bazı vitamin ve mineralleri içerse de posa miktarı ve gıdanın yapısı açısından meyvenin kendisinden farklıdır. Bu nedenle beslenme rehberlerinde meyve ihtiyacının önemli bölümünün meyvenin kendisinden karşılanması tercih edilir.
Ancak bu fark, yeni araştırmada görülen kalp-damar ilişkilerinin nedenini tek başına açıklamıyor. Araştırma kesitsel olarak tasarlandı ve katılımcıların mevcut sağlık durumları ile o dönemde bildirdikleri beslenme alışkanlıkları aynı veri setinde karşılaştırıldı.
Bu nedenle hangi durumun önce ortaya çıktığını belirlemek mümkün değil. Örneğin kalp krizi geçiren veya yüksek tansiyon tanısı alan bir kişi, doktor önerisiyle daha sonra beslenmesini değiştirmiş olabilir.
Araştırmanın Sınırlamaları Neler?
Araştırma bu iki olasılığı birbirinden ayıramıyor. Bu nedenle bulunan ilişki önemli olsa da neden-sonuç ilişkisi olarak yorumlanamaz. Çalışmanın başka sınırlamaları da var. Beslenme bilgileri katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor ve insanların ne yediğini veya ne sıklıkla tükettiğini hatırlamasında hata olması mümkün.
Araştırma ayrıca meyvenin porsiyon büyüklüğünü veya toplam tüketim miktarını ölçmedi. Fiziksel aktivite, vücut ağırlığı, sebze tüketimi, tam tahıl tüketimi ve genel beslenme kalitesi gibi kalp sağlığını etkileyebilecek bütün yaşam tarzı faktörleri de analizde kapsamlı biçimde değerlendirilemedi.
Bu nedenle tek başına bu çalışmadan kişisel kalp hastalığı riski hesaplamak mümkün değil. Araştırmanın verdiği en net mesaj, kalp-damar hastalığı veya önemli risk faktörleri bildiren yetişkinlerin meyvenin kendisini genel olarak daha seyrek tükettiği.
Bu bulgu, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerden zengin dengeli beslenme modellerinin kalp-damar sağlığıyla ilişkilendirildiği daha geniş bilimsel literatürle de uyum gösteriyor. Ancak tek bir araştırma, meyve tüketimini artırmanın kalp krizi veya diğer kalp-damar hastalıklarını tek başına önleyeceğini gösteremez.
Araştırmacılar, insanların meyve tüketimini yıllar boyunca takip eden çalışmaların bu ilişkinin yönünü ve olası nedenlerini daha iyi ortaya koyabileceğini belirtiyor. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol veya kalp-damar hastalığı bulunan kişiler beslenme düzenlerini yalnızca tek bir araştırmanın sonucuna göre değiştirmemelidir.
