Diyabet, kandaki glikoz seviyesinin uzun süre yüksek seyretmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, insülinin yeterince üretilememesi veya vücudun üretilen insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucunda kan şekeri seviyelerinin yükselmesiyle ilişkilidir. Kontrol altına alınmayan yüksek kan şekeri, zaman içinde sinirler, böbrekler, gözler, kalp ve damarlar üzerinde olumsuz etkilere neden olabilmektedir.
Diyabetin Belirtileri Neler?
Diyabetin en sık bilinen belirtileri arasında aşırı susama ve sık idrara çıkma yer almaktadır. Kandaki fazla glikozun böbrekler tarafından süzülmesi sırasında daha fazla sıvı kaybı yaşanmakta, bu da susama hissini artırmaktadır. Özellikle geceleri sık sık tuvalete kalkma durumu, göz ardı edilmemesi gereken belirtiler arasında bulunmaktadır.
Ayrıca açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk, bulanık görme, yaraların geç iyileşmesi ve tekrarlayan enfeksiyonlar da tip 2 diyabetin belirtileri arasında yer almaktadır. Ellerde veya ayaklarda uyuşma ve karıncalanma ile boyun ve koltuk altlarında cilt renginin koyulaşması da bazı bireylerde görülebilmektedir.
Belirtiler Neden Gecikiyor?
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), tip 2 diyabet belirtilerinin çoğu zaman birkaç yıl içinde yavaş yavaş geliştiğini ve uzun süre fark edilmeyebildiğini bildirmiştir. Hatta bazı bireylerde teşhis sırasında belirgin bir belirti bulunmadığı ifade edilmektedir. Mayo Clinic tarafından yayımlanan bilgilere göre, tip 2 diyabette erken belirtiler kolaylıkla gözden kaçabilmektedir. Özellikle susama, sık idrara çıkma, yorgunluk, istemsiz kilo kaybı, bulanık görme ve yaraların geç iyileşmesi gibi şikayetler zamanla ortaya çıkabilmektedir.
Mayo Clinic uzmanlarının değerlendirmelerinde, tip 2 diyabetin belirtilerinin yavaş gelişebildiği ve bazı kişilerin teşhis sırasında belirgin bir belirti yaşamayabileceği vurgulanmaktadır. Uzmanlar, kişinin kendisini iyi hissetmesinin kan şekeri açısından herhangi bir sorun bulunmadığı anlamına gelmediğine dikkat çekmektedir.
Araştırmalar Ne Gösteriyor?
Diabetic Medicine dergisinde yayımlanan uzunlamasına bir araştırmada, yüksek HbA1c değerine sahip 18 bin 356 yetişkin incelenmiştir. Araştırmada, diyabet tanısı için yüksek kabul edilen HbA1c değerine rağmen katılımcıların yaklaşık yüzde 30,2'sinin bir yıl sonra hâlâ tip 2 diyabet tanısı almadığı belirlenmiştir. Araştırmacılar, erken tanının gecikmesinin tedaviye başlanmasını da geciktirebileceğini bildirmiştir.
Başka bir araştırmada ise teşhis edilmemiş diyabeti bulunan bireylerde klinik tanıya ulaşmanın ortalama 2,3 yıl sürdüğü, katılımcıların yüzde 23'ünün beş yıl sonunda dahi tanı almadığı bildirilmiştir. Çalışmada daha düşük HbA1c düzeyleri ve daha düşük vücut kitle indeksinin tanı gecikmesiyle ilişkili olduğu görülmüştür.
Diyabetin Tanısı Nasıl Konuluyor?
Diyabetin yalnızca belirtilere bakılarak anlaşılması mümkün olmamaktadır. Kan şekeri ve HbA1c gibi testler, hastalığın belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, özellikle risk faktörleri bulunan bireylerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi önerilmektedir. Ailede diyabet öyküsü, fazla kilo, fiziksel hareketsizlik ve ileri yaş, tip 2 diyabet açısından dikkate alınan risk faktörleri arasında yer almaktadır.
Uzmanlar, sürekli susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, geç iyileşen yaralar veya olağandışı yorgunluk gibi belirtilerin tek başına diyabet anlamına gelmediğini, ancak bu belirtilerin devam etmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulmasının önemli olduğunu belirtmektedir.
Türkiye'de tip 2 diyabet, toplum sağlığı açısından önemli kronik hastalıklardan biri olarak öne çıkmaktadır. ABD'de CDC, tip 2 diyabet belirtilerinin yıllar içinde yavaş gelişebildiğini ve bazı bireylerde hiç fark edilmeyebildiğini bildirmiştir. Birleşik Krallık'ta NHS, diyabeti bulunan herkesin belirgin belirtiler göstermeyebileceğine dikkat çekmektedir. Dünya genelinde ise DSÖ, yüksek kan şekerinin zaman içinde başta sinirler ve damarlar olmak üzere birçok vücut sistemine zarar verebileceğini bildirmektedir.
