Diyarbakır’da geçmeyen baş dönmesi, göz kararması ve göğüs ağrısı şikayetleriyle hastaneye başvuran 41 yaşındaki Şehmus Doğan’ın Türkiye’nin ilk, dünyanın 68’inci Bundgaard Sendromu vakası olduğu belirlenmiştir.
Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen tetkikler sonucunda Doğan’ın, atriyal fibrilasyon, ventriküler taşikardi ve ani kardiyak ölüm riskine yol açabilen, ailesel ST segment depresyonu olarak da bilinen kalıtsal bir kardiyak aritmi sendromu olan Bundgaard Sendromu’na sahip olduğu tespit edilmiştir.
Bundgaard Sendromu Nedir ve Neden Önemlidir?
Bundgaard Sendromu, dünyada nadir görülen kalıtsal bir kalp rahatsızlığıdır. Bu hastalık, genellikle ritim bozukluklarıyla ilişkilendirilmekte ve ani ölüme neden olabilme potansiyeli taşımaktadır. Kardiyoloji uzmanı Dr. Ferdi Ekinci, hastalığın tıp dünyasında az bilindiğini ve bu nedenle sıklıkla gözden kaçabildiğini belirtmektedir.
Dünyada, bu sendrom dışında yalnızca 67 hasta kaydedilmiştir. Türkiye’de ilk vaka olarak kayıtlara geçen Doğan, 68’inci hasta olarak tanımlanmıştır. Bu durum, hastalığın tanınması açısından büyük bir önem taşımaktadır.
Ailevi Geçiş ve Takip Süreci
Dr. Ekinci ve ekibi, hastalığın Doğan’ın dört yaşındaki kızı ve bazı aile bireylerinde de bulunduğunu tespit etmiştir. İlaç tedavisine başlanan aile üyelerinin durumu düzenli olarak takip edilmektedir. Ekinci, hastalığın ailesel geçişli olduğunu vurgulayarak, anne veya babada mevcutsa çocuklarda da görülme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etmektedir.
Hastaların ritim bozukluğunun ne sıklıkla olduğunu holter cihazıyla takip ettiklerini belirten Ekinci, yüksek riskli durumlarda kalp pili veya şok pilleri önerdiklerini açıklamıştır. Şehmus Doğan’ın mevcut durumu stabil olup, sadece ayaktan takip edilmektedir.
Kalp Krizi ile Karıştırılmaması Gereken Durumlar
Ekinci, Bundgaard Sendromu’nun bazen kalp krizi ile karıştırılabildiğini belirtmektedir. Kalp krizi, kalbi besleyen damarların ani tıkanması sonucu kalp kasının yeterince kanlanamaması ile ortaya çıkmaktadır. Doğan’ın EKG sonucunda kalp krizi ile benzer bir paternin görüldüğü ancak anjiyo sonrası damarların tıkalı olmadığının tespit edildiği ifade edilmiştir.
Bu tür durumların gözden kaçmaması gerektiğini vurgulayan Ekinci, hastalığın tanınmasının hayatta kalma açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirmiştir. Bilinmediği takdirde ani kardiyak ölüm riski taşıyan bu hastalığın farkındalığının artırılması gerektiği belirtilmektedir.
