İster sevdiğiniz kişiyle ister tek başınıza izleyin, bu filmler Sevgililer Günü’nü daha anlamlı kılacak. İşte Sevgililer Günü için en romantik 10 film…
When Harry Met Sally (1989): Rob Reiner imzalı filmde başrolleri Billy Crystal ve Meg Ryan paylaşıyor. Zıt karakterlere sahip iki kişinin yıllara yayılan dostluğunun aşka evrilme süreci anlatılıyor. Film, “Kadın ve erkek sadece arkadaş olabilir mi?” sorusuna esprili bir yaklaşım getiriyor. Mizah ile duygusallığı dengeli biçimde harmanlayan yapım, romantik komedinin klasikleri arasında yer alıyor.
Pretty Woman (1990): Yönetmen koltuğunda Garry Marshall otururken, başrollerde Julia Roberts ve Richard Gere yer alıyor. Bir iş insanı ile genç bir kadının sıra dışı ilişkisi merkeze alınıyor. Hikâye yalnızca romantizmi değil, sınıf farklılıklarını da ele alıyor. Julia Roberts’ın performansı filmi unutulmaz kılan unsurların başında geliyor.
The Bodyguard (1992): Lawrence Kasdan yönetmenliğindeki filmde Kevin Costner ve Whitney Houston başrolde. Eski bir ajan ile korumakla yükümlü olduğu ünlü şarkıcı arasında gelişen aşk anlatılıyor. Aksiyon ile romantizmi bir araya getiren yapım, fedakârlık temasını öne çıkarıyor. Film aynı zamanda müzikleriyle de hafızalara kazındı.
Clueless (1995): Amy Heckerling imzalı film, Jane Austen’ın Emma romanının modern bir uyarlaması. Başrolde Alicia Silverstone bulunuyor. Beverly Hills’te yaşayan popüler Cher’in hayatı üzerinden gençlik kültürü işleniyor. Moda, dostluk ve aşk mizahi bir üslupla aktarılıyor.
Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight (Before Üçlemesi): Richard Linklater’ın üçlemesi, Jesse ve Céline’in yıllara yayılan ilişkisini anlatıyor. İlk film bir gecelik tanışmayı, devamı yıllar sonraki buluşmayı konu alıyor. Son film ise ilişkinin olgunluk dönemini mercek altına alıyor. Gerçekçi diyalogları ve zamana yayılan anlatımıyla modern romantizmin en güçlü örneklerinden.

Notting Hill (1999): Roger Michell yönetmenliğindeki filmde Hugh Grant ve Julia Roberts başrolde. Londra’da mütevazı bir kitapçı ile dünyaca ünlü bir oyuncunun yolları kesişiyor. Farklı hayatlara sahip iki insanın ilişkisi hem romantik hem de eğlenceli bir dille anlatılıyor. Şöhret ve sıradan yaşam arasındaki uçurum da hikâyenin önemli bir parçası.
10 Things I Hate About You (1999): Gil Junger imzalı film, William Shakespeare’in The Taming of the Shrew eserinden esinleniyor. Julia Stiles ve Heath Ledger başrollerde. Asi ruhlu Kat ile ona yaklaşmaya çalışan Patrick’in hikâyesi anlatılıyor. Gençlik enerjisi ve romantizmi bir arada sunuyor.
How to Lose a Guy in 10 Days (2003): Yönetmen Donald Petrie, başrollerde Kate Hudson ve Matthew McConaughey yer alıyor. İki karakterin birbirinden habersiz yürüttüğü planlar beklenmedik şekilde aşka dönüşüyor. Film, ilişkiler üzerine eğlenceli bir oyun kurgusu sunuyor. Romantik komedinin enerjik örneklerinden biri.
Love Actually (2003): Richard Curtis tarafından yazılıp yönetilen yapım, Londra’da kesişen farklı aşk hikâyelerini anlatıyor. Oyuncu kadrosunda Hugh Grant, Colin Firth ve Emma Thompson gibi isimler bulunuyor. Film, aşkın pek çok farklı biçimini sıcak bir atmosferde ele alıyor. Özellikle yılbaşı temasıyla hafızalarda yer edindi.
The Notebook (2004): Nick Cassavetes yönetmenliğindeki filmde Ryan Gosling ve Rachel McAdams başrolde. Nicholas Sparks’ın romanından uyarlanan yapım, Noah ve Allie’nin yıllara meydan okuyan aşkını konu alıyor. Hikâye, yaşlı bir çiftin anıları üzerinden aktarılıyor. Sadakat ve bağlılık temaları güçlü biçimde işleniyor.

Kaynak: VOGUE Türkiye
