Doğal hayatın korunması ve sürdürülebilir bir gelecek için faaliyetlerini aralıksız sürdüren WWF-Türkiye, bu yıl düzenlenecek olan dev organizasyonda adımlarını deniz canlıları için atacak. Beş yıllık bir aranın ardından yardımseverlik koşusu serüvenini yeniden hayata geçiren vakıf, hem bireysel hem de kurumsal katılımcıları çevre bilinci etrafında birleşmeye çağırıyor. İstanbul'da gerçekleştirilecek maraton heyecanı, Akdeniz'in en önemli üreme noktalarından biri olan Adana'daki projelerin sezon kapanışıyla aynı döneme denk geliyor.
1 Kasım tarihinde koşulacak 48. İstanbul Maratonu vesilesiyle yeşil deniz kaplumbağalarının yanı sıra yaban hayatının korunması hedefleniyor. Organizasyonda yer alacak gönüllüler, kuracakları bağış kampanyaları sayesinde çevrelerindeki insanları da bu duyarlı harekete dahil ederek nesli tehlike altındaki canlıların yaşam alanlarının güvence altına alınmasına büyük katkı sunacak.
Adana Akyatan'da 21 Yıllık Koruma Seferberliği
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar 7. Bölge Müdürlüğü ortaklığıyla yürütülen Yeşil Deniz Kaplumbağası İzleme ve Koruma Programı başarıyla 21 yılını geride bıraktı. Akdeniz havzasının en kritik yumurtlama sahaları arasında yer alan Akyatan sahilinde, yıl boyunca yuvalama alanları titizlikle denetlendi. Yavru kaplumbağaların denize sağlıklı bir şekilde ulaşabilmesi için kritik önem taşıyan tüm koruma tedbirleri kararlılıkla uygulandı.
Devam eden bu kapsamlı çalışmalar neticesinde 2006 yılından bu yana yaklaşık 8.200 yuva kayıt altına alınarak koruma kalkanına alındı. Uzman ekiplerin ve gönüllülerin gayretleriyle yaklaşık 283.000 yavru yeşil deniz kaplumbağası güvenle sularla buluştu. Göç yollarının tespiti amacıyla 19 dışı bireye uydu vericisi takılırken, sezon boyunca 500'ü aşkın doğa gönüllüsü sahada aktif görev aldı.
Kritik Türlerin Ekosistemdeki Hayati Önemi
Türkiye sahilleri, yeşil deniz kaplumbağaları için Akdeniz bölgesindeki en değerli yuvalama merkezlerinin başında geliyor. Deniz çayırlarını tıraşlayarak deniz altının oksijen üretimine ve karbon emilimine doğrudan destek olan bu canlılar, deniz ekosisteminin kilit türleri arasında konumlanıyor. Ancak aşırı kıyı yapılaşması, atık kirliliği, iklim krizi ve av ağları gibi faktörler yüzünden her bin yavrudan sadece bir ya da ikisi yetişkinliğe erişebiliyor.
Uzun soluklu koruma çabalarının en sevindirici meyvesi ise yıllar önce bu kumsallardan denize açılan yavruların, bugün ikinci nesil anneler olarak yeniden doğdukları sahile dönmeye başlaması oldu. Uluslararası Doğa Koruma Birliği verilerine göre, yürütülen ortak çabalar sayesinde türün statüsü Kritik Tehlikede seviyesinden Tehdide Yakın kategorisine yükseltilerek önemli bir başarı elde edildi.
(Kaynak ve Görsel: Haber 7)
