Bilal N. Şimşir'in 'Ankara'nın Başkent Oluşu' adlı eserine göre, Ankara 13 Ekim 1923 tarihinde resmen Türkiye'nin başkenti oldu. Milli Mücadele yıllarında yeni Türk devletinin yönetim merkezi haline gelen şehir, bu tarihi kararla birlikte siyasi ve idari açıdan bambaşka bir döneme girdi.
Başkentlik Kararının Hukuki Süreci
Malatya Milletvekili İsmet Paşa ve 14 milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu kanun teklifinin kabul edilmesiyle Ankara'nın başkentliği resmiyet kazandı. Cumhuriyet'in ilanından tam 16 gün önce alınan bu kritik karar, Türkiye'nin kuruluş sürecindeki en önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. 13 Ekim 2026 tarihi itibarıyla bu kararın üzerinden tam 103 yıl geçti.
Milli Mücadele'nin Kalbi Ankara
Ankara'nın başkent olma süreci Milli Mücadele yıllarına dayanmaktadır. Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti üyelerinin 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelmesi, şehrin bağımsızlık mücadelesinin en önemli merkezi haline gelmesini sağladı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) Ankara'da açılması, bu sürecin en stratejik aşaması oldu. Kurtuluş Savaşı'nın yönetildiği ve yeni devletin temellerinin atıldığı Ankara, fiili bir yönetim merkezi konumuna yükseldi.
Başkent Tercihinin Nedenleri
Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasının ardından başkentin neresi olacağı konusu gündeme geldi. Ankara'nın tercih edilmesinde şu unsurlar etkili oldu:
• Ankara'nın Milli Mücadele dönemindeki stratejik rolü.
• Şehrin coğrafi konumu ve Anadolu'nun iç kesimlerinde bulunması.
• Güvenlik açısından sunduğu avantajlar.
• Yeni devletin yönetim anlayışına uygunluğu.
İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin yüzyıllar boyu yönetim merkezi olmasına rağmen, işgal yılları ve dönemin güvenlik koşulları yeni bir merkez arayışını zorunlu kıldı. Ankara'nın seçilmesi, İstanbul'un tarihi önemini yok sayan bir karar değil, tamamen yeni devletin yönetim merkezini belirleyen stratejik ve siyasi bir adımdı.
Cumhuriyet Döneminde Ankara'nın Dönüşümü
1923 yılında başkent ilan edilen Ankara, Cumhuriyet döneminde büyük bir dönüşüm süreci yaşadı. Kamu kurumları, diplomatik temsilcilikler ve eğitim kuruluşlarının şehirde gelişmesiyle Ankara hızla büyüdü. Cumhuriyet'in ilk yıllarında yeni kamu binaları, yollar ve meydanlar inşa edilerek şehrin planlı bir başkent olması için büyük çaba harcandı. Ulus ve çevresi, dönemin siyasi ve toplumsal yaşamının kalbi haline geldi. Birinci ve İkinci TBMM binaları ise Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesini ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını günümüze taşıyan en önemli tarihi mekanlar olma özelliğini korumaktadır. Ankara'nın başkent oluşu, tek bir günde gerçekleşen bir olay değil, TBMM'nin açılmasıyla başlayan ve resmi kararla perçinlenen uzun bir sürecin sonucudur.
(Kaynak: A Haber)
