reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,8432 %0.02
51,6981 %0
7.256,49 % 1,02
2.901.056 %-2.586
İşçi Haber Bilim Afrika'nın 9 bin 500 yıllık gizemi çözüldü: Kafatası olmayan kadının sırrı ne?

Afrika'nın 9 bin 500 yıllık gizemi çözüldü: Kafatası olmayan kadının sırrı ne?

Malawi’de keşfedilen Afrika'nın en eski kremasyon (yakılarak defin) alanı, insanlık tarihine dair bilinenleri kökten değiştirecek detaylar barındırıyor. 9 bin 500 yıl önce yaşamış, bedeni yakılmadan önce etlerinden arındırılmış ve kafası olmayan gizemli kadının hikayesi, antik çağın karanlık ritüellerini gün yüzüne çıkardı.

Okunma Süresi: 3 dk

Kuzey Malawi’deki Hora Dağı’nın eteklerinde yürütülen arkeolojik çalışmalar, Afrika kıtasının bilinen en eski ve en tuhaf defin ritüellerinden birini deşifre etti. Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, günümüzden 9 bin 500 yıl önce yaşamış avcı-toplayıcı bir kadının son yolculuğu, o dönem için alışılmışın çok ötesinde bir çabayla gerçekleştirildi.

Hora Dağı’nın gölgesinde 21 bin yıllık yaşam

Hora Dağı, dümdüz bir ovanın ortasında aniden yükselen devasa bir granit kütlesi olarak bölgenin binlerce yıllık hafızasını saklıyor. Arkeologlar, bu dağın eteklerindeki Hora 1 sahasında insanların yaklaşık 21 bin yıl öncesinden itibaren yaşadığını tespit etti. Ancak 2016 ile 2019 yılları arasında yapılan kazılarda bulunan bir kül yığını, bölgedeki diğer tüm mezarlardan ayrılıyor. Bir kraliçe yatağı büyüklüğündeki bu kül yığını, Afrika'nın bilinen en eski kremasyon ateşine ait.

500 derecelik devasa ateş ve günlerce süren nöbet

Antik çağda bir bedeni yakmak, bugünkü gibi bir düğmeye basmak kadar kolay değildi. Avcı-toplayıcı topluluklar için bu işlem, muazzam bir enerji ve zaman kaybı demekti. Analizler, bu gizemli kadını yakmak için doğadan en az 30 kilogram kuru odun toplandığını ve ateşin sıcaklığının 500°C (932°F) seviyesinin üzerine çıktığını gösteriyor.

Odunların üzerindeki mantar ve termit izleri, bu yakıtın toplanması için bile büyük bir zaman harcandığını kanıtlıyor. Ateşin büyüklüğü, alevlerin sönmemesi için başında günlerce nöbet tutulduğunu ve sürekli odun takviyesi yapıldığını ortaya koyuyor. Peki, bu kadın neden bu kadar büyük bir çabayla yakıldı?

Kan donduran ritüel: Eti kemikten ayırmışlar

Haberin en sarsıcı detayları ise kemik parçaları üzerinde yapılan incelemelerle ortaya çıktı. Bilim insanları, kadının yakılmadan önce bedeninin aktif bir şekilde etlerinden arındırıldığını (defleshing) tespit etti. Kemiklerdeki kesik izleri, bu işlemin rastgele değil, belirli bir düzenle yapıldığını gösteriyor.

Daha da ilginci, küllerin arasında hiçbir kafatası veya diş parçasına rastlanmadı. Normal şartlarda kafatası ve dişler kremasyon ateşine en dayanıklı parçalardır. Araştırmacılar, kadının kafasının yakılma işleminden önce bedeninden ayrıldığını ve muhtemelen topluluk tarafından "kutsal bir hatıra" olarak saklanmak üzere götürüldüğünü düşünüyor.

Kuşaktan kuşağa aktarılan bir anıt mezar

Hora Dağı, sadece bu kadın için değil, tüm bölge halkı için binlerce yıl boyunca kutsal bir buluşma noktası olmuş. Veriler, bu kremasyon olayından 700 yıl önce aynı noktada devasa ateşler yakıldığını, olaydan 500 yıl sonra bile insanların buraya gelip benzer ritüelleri tekrarladığını gösteriyor.

Uzmanlara göre bu durum, bu gizemli kadının hikayesinin sözlü tarihte yüzyıllarca yaşatıldığını ve mezarının bir anıt olarak ziyaret edildiğini kanıtlıyor. 9 bin 500 yıl önce yaşamış bu insanlar, tarım ve şehir hayatından çok önce bile oldukça karmaşık, derin ve sosyal bağları güçlü inanç sistemlerine sahipti.

Kaynak: CNN