Bal arıları, kovan içindeki sıcaklığı hassas bir şekilde ayarlama yetenekleriyle bilinirler. Ancak Ecological and Evolutionary Physiology dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, uzun süreli sıcak hava dalgalarının bu doğal savunma mekanizmasını alt edebileceğini gösteriyor. Arizona'daki kavurucu yaz mevsimi boyunca dokuz koloniyi inceleyen araştırmacılar, sıcaklığın 40 santigrat dereceyi aştığı durumlarda kovan içi popülasyonun hızla düştüğünü saptadı.
Kovan içi tehlikeli sıcaklık dalgalanmaları
Normal şartlarda arıların sağlıklı gelişimi için kovan içi sıcaklığın 34 ile 36 santigrat derece arasında kalması gerekiyor. Ancak aşırı sıcaklar nedeniyle bu denge bozuluyor. Araştırmacılar, kovanın merkezindeki yavruların her gün saatlerce ideal sınırların dışında kaldığını belirledi. Özellikle kovanın kenar kısımlarında yaşayan genç arıların, günde yaklaşık sekiz saat boyunca stresli ve zararlı sıcaklıklara maruz kaldığı tespit edildi. Bu durum, arıların yaşam sürelerini kısaltırken koloni büyümesini de doğrudan engelliyor.
Küçük koloniler sıcaklık artışına karşı daha savunmasız
Çalışma, koloni büyüklüğünün sıcaklıkla mücadelede hayati bir rol oynadığını gösterdi. Büyük koloniler iç sıcaklıklarını çok daha istikrarlı bir şekilde koruyabilirken, küçük kovanlar dışarıdaki değişimlerden çok daha ağır etkileniyor. En küçük kolonilerde kovan içi dalgalanmalar gün içinde 11 santigrat dereceye kadar çıkarken, büyük kolonilerde bu fark 6 santigrat derece civarında kaldı. Bu durum, arıların hayatta kalma şansını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
İklim değişikliği ve tarımsal üretim için büyük risk
Uzmanlar, küresel sıcaklıkların yüzyıl sonuna kadar 2,7 ile 4 santigrat derece arasında artabileceği konusunda uyarıyor. Bu artış, arıların sağladığı hayati tozlaşma hizmetlerini ve dolayısıyla dünya gıda üretimini tehdit ediyor. Yüksek nemin, arıların soğutma için kullandığı buharlaşma yöntemini etkisiz hale getirmesi işleri daha da zorlaştırıyor. Arıcıların bu süreçte kovanları gölgelik alanlara yerleştirmesi, ek su kaynakları sağlaması ve yalıtım çözümlerine odaklanması, ekosistemin devamlılığı için kritik önem taşıyor.
Kaynak: University of Chicago Press Journals / ScienceDaily
