Sydney Üniversitesi, Baird Enstitüsü ve Royal Prince Alfred Hastanesi uzmanları tarafından gerçekleştirilen öncü çalışma, kardiyovasküler hastalıkların tedavisinde yeni bir çığır açtı. Circulation Research dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, kalp krizi geçiren bir hastanın kalbinde oluşan hasarlı dokularda yeni kas hücrelerinin büyüdüğü tespit edildi.
Araştırmanın başyazarı Dr. Robert Hume, keşfin önemini şu sözlerle vurguladı:
"Şimdiye kadar kalp hücrelerinin krizden sonra öldüğünü ve bu alanların onarılamaz şekilde hasar görerek kalbin pompalama gücünü kalıcı olarak yitirdiğini düşünüyorduk. Ancak bulgularımız, kalpte yara izi kalsa da organın aslında yeni kas hücreleri ürettiğini ve kendini onarmaya çalıştığını gösteriyor."
Dünyada Bir İlk: Canlı Doku Örnekleriyle Kanıtlandı
Bu çalışmayı tıp tarihinde benzersiz kılan unsur, dünyada ilk kez bypass ameliyatı sırasında yaşayan hastalardan alınan doku örneklerinin kullanılması oldu. Profesör Paul Bannon ve Profesör Sean Lal tarafından geliştirilen teknikle, rızası olan hastalardan alınan canlı dokular laboratuvar ortamında incelendi.
Daha önce sadece farelerde gözlemlenen mitoz (hücre bölünmesi) yoluyla yenilenme süreci, bu yöntem sayesinde ilk kez insan kalbinde somut olarak gözlemlendi. Bu "canlı model", bilim insanlarına kalbin kendi kendini tedavi etme yeteneğini nasıl hızlandırabileceklerini anlama imkanı tanıdı.
Kalp Yetmezliği Tedavisinde Yeni Umut
Kalp hastalıkları, dünya genelinde en yaygın ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Özellikle kalp krizi sonrası dokuların üçte birini kaybeden hastalar, ilerleyen süreçte kalp yetmezliği riskiyle karşı karşıya kalıyor. Mevcut durumda tek kesin çözüm olan kalp nakli ise sınırlı bağış sayıları nedeniyle binlerce hasta için ulaşılamaz bir seçenek.
Kardiyolog Profesör Sean Lal, nihai hedeflerinin bu doğal süreci tetikleyen proteinleri kullanarak yeni tedaviler geliştirmek olduğunu belirtti. Lal, "Amacımız bu keşfi kullanarak kalp yetmezliğini tersine çevirecek yeni kalp hücreleri üretmek. Farelerde bu süreci başlatan proteinleri şimdiden belirledik ve bunları insanlara uyarlamak için heyecan verici bir noktadayız" dedi.
