İran, ABD ve İsrail ittifakının Buşehr Nükleer Santrali'ni dördüncü kez bombaladığını duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, bu saldırıların ardından olası bir radyoaktif sızıntının Tahran’ı değil, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerini vurabileceğini belirtti. Araghchi, ‘Radyasyon Basra Körfezi'ne karışırsa bölgedeki hayat bitebilir’ uyarısında bulundu.
Orta Doğu'da Nükleer Tehditler Artıyor
Orta Doğu’daki savaşın seyri, nükleer tesislerin doğrudan hedef alınmasıyla geri dönülemez bir felaket eşiğine geldi. İran’ın tek nükleer santrali olan Buşehr’e düzenlenen dördüncü saldırı, bölge başkentlerinde ‘ekolojik bir suikast’ olarak yorumlanıyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik endişelerini artırmakta ve uluslararası toplumun dikkatini çekmektedir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, saldırı sonrası yaptığı açıklamada, rüzgar ve akıntı yönlerine dikkat çekti. Araghchi, ‘İsrail ve ABD Buşehr’i dört kez vurdu. Ancak bilmeliler ki, radyoaktif bir serpinti Tahran’a ulaşmayacak; doğrudan BAE, Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi Körfez başkentlerini vuracak’ ifadelerini kullandı.
Su Kaynağı Tehdidi ve Nükleer Kirlilik Korkusu
İranlı yetkililer, Körfez ülkelerinin içme suyu ihtiyacının neredeyse tamamını deniz suyunu arıtan tesislerden karşıladığını hatırlatarak, bu durumun radyoaktif sızıntı riskini daha da artırdığını vurguladı. Araghchi, Basra Körfezi'ne sızacak en düşük seviyedeki radyasyonun bile 60 milyondan fazla insanın su kaynağını kalıcı olarak zehirleyebileceğini belirtti. Bu açıklama, bölge ülkelerinde ‘nükleer kirlilik’ korkusunu zirveye taşıdı.
Viyana merkezli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ise bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik bir rapor yayınladı. Ajans yetkilileri, Buşehr reaktör çekirdeğinin saldırılarda zarar görmediğini ve bölgedeki radyasyon seviyelerinde şu an için bir artış tespit edilmediğini açıkladı. Ancak uzmanlar, sürekli saldırı halinin santralin güvenlik protokollerini her an çökertebileceği konusunda uyarıyor.
