Mayıs 2024 tarihinde abluka altına alınan ve 18 aylık kuşatma sürecinin ardından Ekim 2025'te Hızlı Destek Kuvvetlerinin kontrolüne geçen Faşir'de yaşanan insanlık dramı uluslararası alanda tartışılmaya devam ediyor. Kentte sivillere yönelik gerçekleştirilen katliamlar ve yaşanan büyük yıkım, küresel aktörlerin tutumunu yeniden sorgulatırken, Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Eltayeb konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi verilerine göre, saldırıların ilk üç gününde altı binden fazla insan hayatını kaybederken, yüz binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bölgedeki güvenlik, gıda ve sağlık krizleri derinleşirken, Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Eltayeb ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Mayada Kamaleldeen yaşanan trajediyi ve uluslararası toplumun sessizliğini değerlendirdi.
Uluslararası Adalet Kurumları İçin Utanç Verici Tablo
Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Eltayeb, Faşir'de meydana gelen olayların uluslararası hukuk ve adalet mekanizmaları açısından skandal niteliğinde ve utanç verici olduğunu vurguladı. Küresel kurumların yıllar öncesinden uyarılmasına rağmen binlerce masum sivili korumakta aciz kaldığını belirten Eltayeb, yaşananların bu yüzyılın en büyük felaketlerinden biri olduğunun altını çizdi.
Eltayeb, Batı dünyası ile Sudan halkına yaklaşım arasında açık bir çifte standart bulunduğunu ifade ederek, Faşir'in bir Batı şehri olması durumunda gösterilecek tepkinin çok farklı olacağını kaydetti. Kentin devasa bir açık cezaevine döndüğünü, insani yardımların girişine izin verilmediğini ve gerçek can kayıplarının gizlendiğini dile getirdi.
Etnik Temizlik ve Bilinçli Kayıtsızlık İddiası
Bölgede özellikle Zaghawa gibi belirli etnik grupların hedef alındığını savunan Büyükelçi Eltayeb, terörist milislerin tipik bir etnik temizlik suçu işlediğini belirtti. Uluslararası toplumun müdahale etmemesini bir yetersizlik olarak değil, bilinçli bir tercih ve kayıtsızlık olarak nitelendiren Eltayeb, milisleri destekleyen güçlerin baskısıyla dünyanın bu vahşeti izlediğini ifade etti.
Türkiye'nin Sudan krizindeki yapıcı rolüne de değinen Eltayeb, Ankara'nın meşru hükümeti ve ülkenin toprak bütünlüğünü ilk günden bu yana kararlılıkla desteklediğini söyledi. Türkiye'nin terörle mücadele tecrübesine dikkat çeken Eltayeb, Türkiye'nin yardımlarının hayati önem taşıdığını ve yeniden inşa sürecinde de öncülük etmesinin beklendiğini kaydetti.
Akademisyen Kamaleldeen'den Savaş Suçu Vurgusu
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mayada Kamaleldeen ise Faşir'deki tablonun kesinlikle etnik temizlik ve insanlığa karşı suç kapsamında ele alınması gerektiğini belirtti. Aylar süren sistematik kuşatma boyunca hastaneler ve su arıtma tesisleri gibi hayati altyapının hedef alındığını aktaran Kamaleldeen, sivil nüfusun açık bir savaş silahı olarak kullanıldığını ifade etti.
Modern diplomasinin en büyük başarısızlıklarından birine tanıklık edildiğini dile getiren Kamaleldeen, Gazze ve Ukrayna krizlerinin gölgesinde kalan Sudan'ın unutulmuş bir savaşa dönüştüğünü vurguladı. Suçluların uluslararası mahkemelerde yargılanması ve milisleri finanse eden devletlere yaptırım uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.
(Kaynak ve Görsel: Anadolu Ajansı)
