Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinde istikrarın güçlendiğini belirterek, sıkı para politikası ve destekleyici maliye politikasıyla dezenflasyon sürecinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini açıkladı.
‘Makro finansal istikrar güçlendi’
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2026 yılı bütçe sunumunu yapan Şimşek, küresel ekonomideki olumlu seyrin Türkiye’ye de yansıyacağını ifade etti. Şimşek, uyguladıkları program sayesinde son iki yılda önemli kazanımlar elde ettiklerini vurgulayarak, “Makro finansal istikrarı güçlendirdik, şoklara karşı dayanıklılığımızı artırdık” dedi.
Bakan Şimşek, uluslararası standartlara göre rezerv yeterliliğinin sağlandığını belirtti. Mayıs 2023’ten bu yana brüt rezervlerin 87 milyar dolar, swap hariç net rezervlerin ise 112,6 milyar dolar arttığını açıkladı.
‘Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkardık’
Şimşek, Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından çıkış sürecinin başarıyla yönetildiğini belirterek, 24 Ekim itibarıyla 171 milyar liraya gerileyen bakiyenin yıl sonunda 5 milyar liranın altına inmesini beklediklerini söyledi. Türk lirası mevduatın toplam içindeki payının yüzde 59,8’e yükseldiğini de ekledi.
Cari açığın milli gelire oranının 2023 ortasında yüzde 5 seviyesindeyken 2024’te yüzde 0,8’e gerilediğini vurgulayan Şimşek, 2025’in ikinci çeyreğinde bu oranın yüzde 1,3 seviyesinde sürdürülebilir hale geleceğini belirtti.
‘Risk primi 700 baz puandan 250’nin altına indi’
Reel sektör ve bankaların dış finansmana erişiminin iyileştiğini ifade eden Şimşek, ülkenin risk priminin program öncesinde 700 baz puana kadar çıktığını, bugün ise 250 baz puanın altına gerilediğini söyledi. Bu düşüşle birlikte kamu ve özel sektörün dış borçlanma maliyetlerinin de azaldığını kaydetti.
BAKAN ŞİMŞEK: Dezenflasyon süreci yavaş da olsa sürüyor
Enflasyonda düşüş sürecinin devam ettiğini belirten Şimşek, Ekim 2025’te yıllık enflasyonun yüzde 32,9’a gerilediğini hatırlattı. Önümüzdeki dönemde sıkı para politikası, destekleyici maliye politikası ve sosyal konut gibi arz yönlü tedbirlerle dezenflasyon sürecinin süreceğini vurguladı.
Vergi ve harçlarda yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerinin dikkate alınacağını ifade eden Şimşek, fiyat istikrarına yönelik politikaların eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
‘Mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz’
Deprem harcamalarına rağmen bütçe disiplinini koruduklarını belirten Şimşek, 2025’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,6 olmasını beklediklerini açıkladı. Harcamalarda sıkı duruşun süreceğini belirterek, 2026’da açığın yüzde 3,5’e gerilemesini hedeflediklerini ifade etti.
ŞİMŞEK: Vergide adalet ve kayıt dışılıkla mücadele önceliğimiz
Gelir politikasının vergide adalet, etkinlik ve kayıt dışılıkla mücadele ekseninde şekillendiğini belirten Şimşek, yüksek gelir gruplarına yönelik vergi yükünü artıran düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi.
2025’te vergi harcamalarının milli gelire oranının yüzde 5,1 olacağını, 2026’da ise bu oranın yüzde 4,7’ye, OVP sonunda yüzde 4,1’e düşürülmesinin hedeflendiğini belirtti.
“Vergi yükü uluslararası standartlara göre düşük”
OECD ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’nin genel vergi yükünün yüzde 23,5 seviyesinde olduğunu açıklayan Şimşek, bu oranla Türkiye’nin OECD içinde en düşük vergi yüküne sahip beşinci ülke konumunda bulunduğunu ifade etti.
Dolaysız vergilerin toplam vergiler içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Şimşek, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin sonuç verdiğini, 2024’te 5 milyonun üzerinde mükellefin beyanname verdiğini belirtti.
Kamu İhale Reformu, KİT Yönetişim Reformu ve mahalli idare mali kurallarını güçlendirecek reform taslaklarının hazırlandığını açıklayan Şimşek, “Bu üç alanda yapacağımız düzenlemeler kamu maliyesinde kalıcı dönüşüm sağlayacak” dedi.
