ABD ve İsrail'in İran'la savaşının kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflaması, petrol piyasalarında yüksek fiyatların kalıcı hale gelme riskini artırmaktadır. Brent petrolün 2027 vadeli kontratları, 100 doların üzerinde işlem görerek, dizel arzındaki sıkışıklığın küresel enflasyon için yeni bir tehdit oluşturduğunu göstermektedir.
Orta Doğu'daki Savaşın Etkileri Neler?
Orta Doğu'daki savaşın uzaması, küresel enerji piyasalarında fiyatların kısa sürede normale döneceğine yönelik beklentileri değiştirmektedir. Haziran ayında sağlanan kısa süreli ateşkesin ardından, çatışmaların sona erebileceği düşünülse de devam eden saldırılar, petrol ve akaryakıt arzına ilişkin belirsizliği artırmaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik riskleri ve bölgedeki rafinerilerin zarar görmesi, enerji maliyetlerinin 2027 boyunca yüksek kalabileceği endişesini güçlendirmektedir.
Brent petrol fiyatları, 2027 için dikkat çekici seviyelere ulaşmıştır. ICE piyasasında Brent petrolün Ocak 2027 vadeli kontratı varil başına 102,59 dolardan işlem görürken, Haziran 2027 kontratı 92,71 dolar, Aralık 2027 kontratı ise 84,75 dolar seviyesinde bulunmaktadır. Aralık 2025'te Brent petrolün 70 doların altında işlem gördüğü dikkate alındığında, vadeli piyasalarda savaş öncesine kıyasla belirgin bir fiyat artışı gözlemlenmektedir.
Sevkiyat ve Taşımacılıkta Yaşanan Sorunlar
Basra Körfezi'nden petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığına dair haberler, fiyatlarda kalıcı bir gerileme sağlamamıştır. Bunun nedenleri arasında sevkiyat verilerine ilişkin belirsizlikler, tanker güvenliğine yönelik tehditler ve artan taşımacılık maliyetleri bulunmaktadır. Gemiden gemiye petrol transferleri gibi alternatif sevkiyat yöntemleri, tedarikin sürdürülmesine yardımcı olsa da navlun maliyetlerini artırmaktadır. Hürmüz Boğazı'ndaki tanker saldırıları, petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk priminin devam etmesine neden olmaktadır.
Dizel arzındaki sıkıntılar ise daha da derinleşmektedir. Ham petrol taşımacılığındaki kısmi toparlanmaya rağmen, rafine yakıt piyasalarında sorunlar sürmektedir. Orta Doğu'daki rafinerilerin saldırılardan etkilenmesi, özellikle dizel arzını baskılamaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA), arz açığını hafifletmek amacıyla ortak stoklardan 20 milyon varilin üzerinde dizel piyasaya sunmaya başlayacağı belirtilmektedir. Toplam miktarın 50 milyon varile ulaşabileceği ifade edilmektedir.
Yüksek Fiyatların Ekonomik Etkileri Neler Olacak?
Yüksek petrol ve dizel fiyatları, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden küresel enflasyonu artırma riski taşımaktadır. Hükümetlerin akaryakıt vergilerini düşürmek veya tüketicilere destek sağlamak gibi seçenekleri bulunsa da bu önlemlerin kamu bütçeleri üzerindeki maliyeti, uzun süre uygulanmalarını zorlaştırmaktadır. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonominin 2027'de yüzde 3,4 büyümesini beklerken, enerji arzındaki belirsizlikler ekonomik görünüm üzerindeki önemli risklerden biri olmayı sürdürmektedir.
Rafine yakıt piyasalarındaki fiyatlamalar, sıkışıklığın kısa sürede sona ermeyebileceğine işaret etmektedir. ICE düşük kükürtlü gazyağı vadeli işlemlerinde kasım kontratı ton başına 1.404 doların üzerinde işlem görürken, Aralık 2027 kontratı yaklaşık 1.001 dolar seviyesinde bulunmaktadır. Vadeli piyasalardaki bu tablo, enerji fiyatlarında zamanla gerileme beklense bile petrol ve akaryakıt maliyetlerinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin zaman alabileceğini göstermektedir.
