Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (ÇÖP31) öncesinde kapsamlı bir analiz yayımladı. Yayımlanan raporda, Türkiye'de mevcut durumda yüzde 22 olan elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının, mevcut teknolojilerle yüzde 85 seviyesine kadar çıkarılabileceği değerlendirildi.
Sektörel Dağılım ve Küresel Konum
Yapılan analize göre, Türkiye'deki elektrifikasyon oranı küresel ve Avrupa Birliği ortalamalarına yakın seyrediyor. Sektörel bazda incelendiğinde, elektriğin binalardaki payı yüzde 32, sanayide yüzde 30 civarında ölçülürken, ulaşım sektöründe henüz yüzde 1 seviyesinin altında kalıyor. Mevcut teknolojik imkanlar sayesinde binalardaki enerji tüketiminin tamamının, ulaşımın yüzde 96'sının ve sanayinin yüzde 58'inin elektriğe geçiş için tamamen hazır olduğu vurgulandı.
2035 Hedefi ve Dönüşüm İhtiyacı
Türkiye'nin son 10 yılda güneş ve rüzgar enerjisindeki payını yüzde 4,5'ten yüzde 22'ye çıkararak büyük bir ivme yakaladığı, ancak bu temiz enerjinin tüketime yansıması için elektrifikasyonun hızlanması gerektiği belirtildi. Son 11 yılda elektrifikasyon oranının sadece 1,3 puan arttığına dikkat çekilerek, 2035 yılı için hedeflenen yüzde 35 oranına ulaşmak adına 10 kat daha hızlı bir ilerleme kaydedilmesi gerektiği ifade edildi.
Uzman Görüşü ve Enerji Güvenliği
Ember Kıdemli Enerji Analisti ve raporun yazarı Bahadır Sercan Gümüş, Türkiye'nin yenilenebilir elektrik üretiminde önemli bir temel oluşturduğunu belirtti. Gümüş, 'Türkiye, yüksek yenilenebilir enerji potansiyelini elektrifikasyon yoluyla nihai tüketicilere taşıyacak politika değişikliklerini ve altyapı yatırımlarını hayata geçirerek ithal yakıtlara bağımlılığını azaltabilir ve enerji güvenliğini güçlendirebilir' şeklinde değerlendirmede bulundu.
(Kaynak ve Görsel: Anadolu Ajansı)
