1 Eylül Dünya Barış Günü, savaşın yıkıcılığını hatırlatmak ve barışın önemini gündeme taşımak için anılan tarihlerden biri. Bu özel günün kökenleri, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcına ve Soğuk Savaş dönemi barış hareketlerinin belleğine dayanıyor.
1 Eylül 1939: Savaşın kapısı aralanıyor
1 Eylül 1939, Nazi Almanyası’nın Polonya’ya saldırısıyla İkinci Dünya Savaşı’nın fiilen başladığı gün olarak kabul edilir. O günün askeri harekatları ve sonrasında gelen yıkım, milyonlarca insanın yaşamını kaybetmesine, şehirlerin tahrip olmasına ve geniş çaplı insani krizlere yol açtı. Bu tarih, savaşın hafızasında dönüm noktası olarak yer aldı ve pek çok toplum için “savaşın başladığı gün” anlamını taşıdı.

Nasıl ortaya çıktı?
1 Eylül’ün “Dünya Barış Günü” olarak anılmasının kökeninde, İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı trajedilerin hatırlanması yatıyor. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ve yakın çevresindeki barış örgütleri, savaşın acılarını unutturmamak ve barış taleplerini seslendirmek amacıyla 1 Eylül’ü anma günü olarak benimsedi. Dünya Barış Konseyi (World Peace Council) gibi kuruluşların, küresel barış kampanyaları içinde 1 Eylül’ü vurgulaması, tarihin bu gününü sembolik bir “barış hatırlatıcısı” haline getirdi.
Birleşmiş Milletler ve 21 Eylül ayrımı
Uluslararası düzeyde ise Birleşmiş Milletler, 1981’de aldığı kararla eylül ayının üçüncü salı gününü “Uluslararası Barış Günü” ilan etti; daha sonra BM, gözlem gününü 21 Eylül olarak netleştirdi. Bu resmi BM kararı, küresel düzeyde ortak bir barış günü çerçevesi oluşturdu ancak 1 Eylül’ün anılması farklı tarihsel ve siyasi bağlamlardan ötürü birçok ülkede ve sivil toplum çevresinde devam etti. Sonuç olarak bugün sahada iki tarih paralel olarak anılabiliyor: 1 Eylül’ün yerel ve tarihsel önemi ile BM’nin resmi 21 Eylül gözlemi.
1 Eylül’ün anlam ve önemi
1 Eylül Dünya Barış Günü, yalnızca geçmişte yaşananları anmakla kalmaz; barışın çok boyutlu doğasını vurgular. Savaşsızlık, sadece askeri çatışmanın durması değil; adalet, eşitlik, ekonomik haklar ve insan haklarının gözetilmesiyle birlikte tam anlamıyla sağlanabilir. Bu nedenle gün, barışın hem negatif tanımı (savaşsızlık) hem de pozitif tanımı (sosyal adalet ve hakların temini) üzerinde düşünmeyi teşvik eder. Ayrıca 1 Eylül, barış savunucuları için daha geniş kampanyalar, mitingler, paneller ve eğitim etkinlikleri düzenlemek için bir fırsat yaratır.
Türkiye’de sendikalar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve barış inisiyatifleri 1 Eylül’ü çeşitli etkinliklerle anıyor. Yürüyüşler, panel ve panolar, eğitim programları ve anma törenleri yaygın uygulamalar arasında. Bazı örgütler, 1 Eylül’ü politik bir çağrı alanı olarak değerlendirip “savaş karşıtı” ve “barışçı” mesajları yükseltiyor; diğerleri ise barışın kültürel ve insani yönlerine odaklanıyor.

gazze'ye Barış Ne Zaman Gelecek?
1 Eylül Dünya Barış Günü, tarihten ders almanın ve barışı gündelik politikanın merkezine koymanın kapısını aralayan bir tarih. Savaşın acılarını anmak, aynı zamanda “savaşsız, sömürüsüz” bir dünya arzusu için somut hedeflerin ve politikaların tartışılmasını beraberinde getirmelidir. Bu anlamlı gün bireyleri, kurumları ve devletleri barış için atılacak adımları yeniden düşünmeye çağırıyor.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Gazze’deki gözyaşları, savaşın yıkıcılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar temel haklarından mahrum; şehirler harabeye dönmüş durumda. Bugün bize hatırlatıyor ki barış, ertelenemeyecek bir zorunluluk. Savaşın gölgesinde değil, umut ve adaletle dolu bir dünyada yaşamak mümkün.
Kaynak: internationaldayofpeace, Birleşmiş Milletler, Cumhuriyet, iwm.org.uk
