Eskişehir, tarih boyunca stratejik konumu ve verimli ovaları sayesinde sürekli göç almış ve savaşlara sahne olmuştur. M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan yerleşim geçmişi, Hitit, Frig, Lidya, Pers ve Hellenistik dönemlerden geçmiştir. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in eline geçen şehir, M.Ö. 323’te Hellenistik dönemi yaşamıştır. Daha sonra Roma ve Bizans yönetimine giren Eskişehir, 1074’te Selçuklu orduları tarafından alınmış, Anadolu Selçukluları döneminde stratejik önemi artmıştır.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında da ilgi gören Eskişehir, 1289 yılında Osman Bey’in hakimiyet sahasına katılmıştır. Ancak duraklama ve gerileme dönemlerinde şehir gelişememiş, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nden sonra muhacirlerin yerleşmesiyle ve demiryolunun işletmeye açılmasıyla gerçek gelişimini yaşamıştır. 1892’de kurulan Cer Atölyesi, Eskişehir’in stratejik ve ekonomik önemini artırmıştır.
Mondros Mütarekesi Sonrası İşgal ve Direniş
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti’nin yenilgisi resmileşmiş, İtilaf Devletleri işgal haklarını kullanmaya başlamıştır. Ocak 1919’da İngiliz birlikleri Eskişehir’e gelerek istasyon çevresinde karargah kurmuş, işgal halk tarafından nefretle karşılanmış ve gösteriler başlamıştır. 17 Mayıs 1919’da, Yunanlıların İzmir’i işgaline tepki olarak düzenlenen miting, direnişin ilk örgütlü adımı olmuştur.
Eskişehir’deki Kuvayı Milliye ve yerel aydınlar, Ali Fuat Paşa ve Çerkez Ethem’in desteğiyle örgütlenmiş, demiryolu üzerindeki stratejik noktalar kontrol altına alınmıştır. 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’ne Eskişehir’den üç delege katılarak Milli Mücadele’ye katkı sağlamış, Bayraktarzade Hüseyin Bey’in maddi desteğiyle kongre tutanakları basılmıştır.
İngilizler, Eskişehir’i terk etmeleri için uyarılmış ve 20 Mart 1920’de şehirden çekilmişlerdir. Bu süreçte Ali Fuat Paşa’nın girişimleriyle demiryolu ve stratejik köprüler tekrar kontrol altına alınmıştır. Mutasarrıf Hilmi Bey’in öldürülmesiyle şehirdeki idari yapı Kuvayı Milliye yanlısı yönetime geçmiştir.

Yunan İşgali ve Kurtuluş Mücadelesi
20 Temmuz 1921’de Yunan kuvvetleri Eskişehir’i işgal etmiş, Türk Batı Cephesi geri çekilmek zorunda kalmıştır. Yunanlar kısa sürede şehri işgal etmiş, halk büyük zorluklar yaşamıştır. Yunan kralı Konstantin’in şehre gelişi ve saldırı hazırlıkları, Ankara’ya yönelik planların hızlanmasına yol açmıştır.
Büyük Taarruz’un başlamasıyla Türk ordusu 26 Ağustos 1922’de harekete geçmiş, 2 Eylül 1922’de Eskişehir düşman işgalinden kurtarılmıştır. Ancak işgalciler geri çekilirken kentte büyük yıkım bırakmıştır. 2 bin hane, 22 otel ve han, 2 bin mağaza ve dükkan, 5 hamam, 4 fabrika, 2 cami, 3 mescit ve 10 mektep yakılmış, köylerde 13 bin hane ve 2 bin davar ağılı ateşe verilmiş, 150 bin dönüm ormanlık alan yok olmuştur.
Kurtuluş Sonrası Yeniden Yapılanma
Eskişehir’in kurtuluşunun ardından tren hatları ve köprüler onarılmış, adliye ve eğitim kurumları yeniden yapılandırılmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın 15 Ocak 1923’te şehre yaptığı ziyaret, kentin imarı ve sosyal yaşamının canlanması açısından dönüm noktası olmuştur. Paşa, tarım, yollar, eğitim, hayvan ıslahı ve orman haritalaması gibi konulara öncelik verilmesini istemiştir. Belediye Başkanı Hasan Basri Bey ve yerel yöneticiler, bu direktifler doğrultusunda kenti yeniden inşa etmiştir.

Eskişehir’in Milli Mücadele Tarihindeki Önemi
Kurtuluş Savaşı’nın beş önemli meydan muharebesinin üçü Eskişehir topraklarında geçmiştir. I. İnönü ve II. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Savaşları ve Batı Cephesi karargahı, bölgenin stratejik önemini ortaya koymaktadır. Eskişehir halkının direnişi ve Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği destek, Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasında kritik rol oynamıştır. Kurtuluş sonrası kent, yanmış ve yıkılmış olsa da yeniden canlandırılmış ve modern Türkiye’nin inşasında önemli bir merkez haline gelmiştir.
Kaynak: Milliyet, Eskişehir Valiliği, Türkiye Bilimler Akademisi
