Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en dramatik ve tartışmalı olaylarından biri olan, eski Başbakan Adnan Menderes’in idam edilmesinin üzerinden tam 64 yıl geçti. 17 Eylül 1961 sabahı İmralı Adası’nda idam edilen Menderes’in ardından geçen onlarca yıl, olayın siyasi, hukuki ve vicdani boyutlarının hâlâ tartışılmasına engel olamadı.
Demokrasiye Açılan Yol: Adnan Menderes ve Demokrat Parti Dönemi
Adnan Menderes, 1950 yılında Demokrat Parti (DP) lideri olarak Türkiye'de iktidara geldiğinde, bu olay aynı zamanda tek parti rejiminin sona erdiği ve çok partili demokratik yaşamın gerçek anlamda başladığı bir dönüm noktasıydı. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde oyların büyük çoğunluğunu alan Demokrat Parti, CHP’nin yıllardır süren iktidarını sonlandırmış ve Türkiye’de halk iradesiyle hükümet değişimi sağlanmıştı.
Menderes, özellikle tarım ve ekonomi politikalarıyla kırsal kesimde büyük destek toplarken; dini özgürlükler konusunda da önceki dönemlere göre daha serbestlikçi bir yaklaşım sergiledi. Ezanın yeniden Arapça okunmasına izin verilmesi gibi sembolik kararlar, hem halkta derin bir karşılık buldu hem de laiklik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Gerginlik, Baskı ve Askeri Müdahale
1950’lerin sonuna doğru Demokrat Parti iktidarının, özellikle basın ve muhalefet üzerindeki baskıyı artırdığına dair eleştiriler yoğunlaştı. 1959 yılında İstanbul’da yaşanan öğrenci olayları ve muhalefetin artan tepkileri, ülkede siyasi kutuplaşmayı derinleştirdi.
1960 yılına gelindiğinde, ordu içerisindeki bir grup subay, ülkenin gidişatından duyduğu rahatsızlıkla 27 Mayıs 1960’ta bir askerî darbe gerçekleştirdi. Milli Birlik Komitesi adıyla yönetime el koyan askerî cunta, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve çok sayıda bakan ve milletvekilini tutukladı.
Yassıada Yargılamaları: Siyasi Hesaplaşmanın Adı
Tutuklanan Demokrat Partililer, Yassıada’da kurulan özel bir mahkemede yargılandılar. Yassıada yargılamaları, hukuk tarihine “siyasi yargılamaların” en tartışmalı örneklerinden biri olarak geçti. Mahkeme, Menderes’i "anayasayı ihlal", "görevi kötüye kullanma" ve "usulsüz harcamalar" gibi çeşitli suçlardan dolayı suçlu buldu.
İdam kararı verilen üç isim arasında Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan da vardı. Zorlu ve Polatkan, 16 Eylül 1961'de, Menderes ise bir gün sonra, 17 Eylül 1961 sabahı idam edildi. Menderes’in idamı, özellikle halk arasında büyük bir travmaya yol açtı. Bazı illerde sessiz yürüyüşler ve dualar yapıldı, ancak dönem koşulları nedeniyle geniş çaplı bir toplumsal tepki gösterilemedi.

Tarihin Vicdanında Yargılanan Bir İnfaz
Menderes’in idamı, ilerleyen yıllarda birçok kesim tarafından “hukuki değil, siyasi bir infaz” olarak değerlendirildi. 1990 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Menderes ve arkadaşlarının itibarlarını iade etti. Aynı yıl naaşları, İstanbul’daki Topkapı’daki Anıt Mezar’a törenle taşındı.
Cumhurbaşkanları, başbakanlar ve siyasiler, her yıl bu günlerde Menderes’i anmakta ve onun “demokrasi şehidi” olarak hafızalarda yaşadığını vurgulamaktadır.
2025’te Menderes’in Mirası ve Bugüne Yansımaları
Günümüzde, Adnan Menderes'in siyasetteki yeri ve idamının yarattığı etki hâlâ Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendirilmektedir. Demokrasiye müdahale girişimlerinin meşruiyet kazanmasına yol açan 1960 darbesi, sonraki askerî müdahalelere de zemin hazırlamıştır.
Bugün, Menderes’in idamının 64. yılında çeşitli şehirlerde anma törenleri düzenlenmekte, siyasi liderler mesajlar yayınlamakta ve demokrasiye verilen bu ağır bedel yeniden hatırlatılmaktadır.

Adnan Menderes Kimdir?
Adnan Menderes, 1899 yılında Aydın'da dünyaya gelmiştir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Menderes, genç yaşta eğitim hayatına yönelmiş ve Ankara Hukuk Mektebi’nden mezun olmuştur. Siyasi kariyerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) saflarında başlayan Menderes, 1931 yılında milletvekili olarak Meclis'e girmiştir ancak 1945 yılında CHP ile yolları ayrılmış, tek parti rejimine yönelik eleştirileri nedeniyle partiden ihraç edilmiştir.
Bu gelişmenin ardından Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile birlikte 1946 yılında Demokrat Parti’yi kurmuştur. Halkın büyük desteğini arkasına alan Demokrat Parti, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde ezici bir zafer kazanmış ve Menderes, Türkiye Cumhuriyeti'nin halkoyuyla seçilmiş ilk başbakanı olmuştur.
Başbakanlığı döneminde ekonomik kalkınma hamleleri, tarımsal reformlar ve özellikle dini özgürlükler konusundaki adımlarıyla geniş halk kesimlerinin takdirini kazanmıştır. Ancak 1950'lerin sonuna doğru otoriterleşme eğilimleri, basın özgürlüğüne yönelik baskılar ve muhalefetle yaşanan gerilimler, siyasi krizi beraberinde getirmiştir.
27 Mayıs 1960'ta gerçekleşen askerî darbeyle görevinden uzaklaştırılan Menderes, Yassıada'da kurulan özel mahkemede yargılanarak idama mahkûm edilmiştir. 17 Eylül 1961 tarihinde, İmralı Adası’nda idam edilmiştir.
Aradan geçen yıllar boyunca Türkiye'de demokrasiye vurulan ağır bir darbenin sembolü haline gelen Menderes, 1990 yılında TBMM kararıyla itibarını yeniden kazanmış ve naaşı devlet töreniyle İstanbul’daki Anıt Mezar’a taşınmıştır. Bugün hâlâ birçok kesim tarafından “demokrasi şehidi” olarak anılmakta ve siyasi mirası tartışılmaktadır.
"Yeter! Söz Milletindir!" sloganıyla başlayan bir halk hareketi, dar ağacında sona erdi ama Menderes'in hatırası, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde yaşamaya devam ediyor."
