Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısına katıldı. Toplantıda konuşma yapan Bahçeli, gündem hakkındaki görüşlerini dile getirdi.
terörsüz türkiye hedefi
Meclis toplantısına katılanlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Bahçeli'nin bazı satırbaşları:
"MHP ve Cumhur İttifakı bütün Türkiye'nin hatta Türk İslam dünyasının siyaset kutbudur. Üç hilal sadece bugünün değil, yarınların da partisidir. Milletimiz şahsi çıkarların üstündedir. Bizim çamur zihniyetlere yüzümüz dönük kapımız süngülüdür. Az ve öz söyleyip hafızalarda derin anlamlar bırakacak maharete sahip olmak lazım.
Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hâli vardır. Birisi adalet şuuru, diğeri de tarih şuurudur. Kemale ermiş adalet şuuru bizi imanımızla bütünleştirip Allah'ın yolundan ayırmayacak, tarih şuuru ise vatan ve millet sevgisinin ana yatağı olacaktır. Deniz fenerini andıran, aydınlık bir meşaleyi çağrıştıran bu yatakta oluşacak ve ortaya çıkacak fikrî atılımın tanım ve tarifi de elbette ve kesinlikle milliyetçiliğin ta kendisidir. Huzursuz bir dünyada kimse güvende değildir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın yalanı alıcısı olmayan küflü mal gibidir.
Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefleri, Türk milletinin kaderine aracısız ve fazlasız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama baçındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler mâkesin yerine mâkusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyorsa, bu surette terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü iş birlikçilerdir.
'türk milleti kardeşçe yaşamalı'
Değerli arkadaşlarım, demokrasimizin, özgürlükleri ve insan hakları politikalarını el birliği ve iş birliği ile geliştirmenin makul ve mümkün yollarını bulup hayata geçirmek hem zorunlu hem de önemlidir. Milliyetçiliğin fikir prizmasından baktığımızda; demokrasinin, özgürlüklerin ve insan haklarının istismarına fırsat verilmeden, sinsi ve hain emelleri maskelemesine dikkat ve uyanıklık göstererek güçlendirilmesi kuşkusuz vazifemizdir. Aynı şekilde ülke ve millet bütünlüğü ile demokrasiyi, birbiriyle çelişen değil birlikte gelişen bir bakış açısıyla ele almalıyız. Yine demokratik hukuk devletinin, bütün Türk vatandaşlarının bir arada daha mutlu ve daha huzurlu yaşamasının asgari şartlarından biri olduğu konusunda tereddüt uyandırmayacak bir samimiyetin ve saydamlığın sergilenmesine ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız.
Siyaset kurumunun inisiyatif ve itibar kaybının temel sebeplerinden biri olan seviyesiz ve tutarsız günübirlik söylem ve davranışlardan mutlak surette uzak durulmalıdır. Siyasetçinin siyaset alanını daraltma değil, siyaseti zenginleştirme ve itibar kazandırma gibi esaslı bir işlevinin bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Siyaset alanına ve siyaset etme tarzına dair böyle bir duruş ve kararlılık, hepimizin müşterek sorumluluklarının en başında gelmektedir. Bilinmelidir ki cumhuriyet ile demokrasi, temiz, seviyeli, ahlaklı ve ilkeli siyasetle birbirlerinin sigortasıdır. Türk milletinin hangi kökenden, hangi meslekten, hangi mezhepten olursa olsun bütün mensuplarının bir arada kardeşçe yaşamasını temin ve teşvik etmek demokratik rejimin asli görevidir. Bu sürecin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmek de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin temel varlık sebeplerinden biridir. Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin, farklılık ve çatışma noktalarının kurumsallaşmasına sürekli vurgu yapması demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır, gerçek duygusal kopuş da aynen böyle doğacaktır. Çünkü özünü milletimizin ortak değerleri ve özlemlerinin belirlediği kamu ruhu ve alanını taşa tutmanın ve tartışmayı açmanın ne demokrasiye ne de ülkemize bir faydası dokunamayacaktır.
Epstein davası hakkında
Epstein belgeleri ne hikmetse ABD'nin Suriye'de SDG ve YPG'ye sırt dönüp Şara'yı desteklediği ve İran'a saldırı planlarının ortaya çıktığı zamana denk gelmiştir.
ABD'nin silaha ve zora dayalı müdahaleleri, sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz talepleri, bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar gelmiştir. Venezuela'dan sonra İsrail'in tahrik ve tacizleriyle Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a karşı gündeme aldığı askerî operasyon ihtimali, sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil, dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asli bir tehlikedir. İran'a askerî hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri iş başına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela'dan sonra sırayı İran'ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktır. Siyonizmin dürtmesiyle Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır, böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir. Model olarak tedavüle sokulan, sipariş edilmiş, boyunduruk altına alınmış kukla yönetici sisteminin gayrimeşruluğu, gayrihukukiliği ve gayriahlakiliği tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızdadır. İran'ın ve diğer egemen eşitliğe haiz bağımsız devletlerin geleceğini müessir şekilde tayin ve temin edecek tek güç, kendi halklarının irade haysiyetidir.
'Bölgemiz yeni bir savaşı kadıramaz'
Bu itibarla ABD ile İran arasında diyalog ve toplumsal diplomasiyle öne çıkmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın tarafları uzlaştırma ve yatıştırma çabası saygındır ve takdire layıktır. İran'ın huzur ve güvenliği, aynı şekilde Suriye'nin huzur ve güvenliği bölgesel istikrarın kilit taşıdır, bu taşı yerinden oynatmak, İran'a askerî operasyon yapmak, zincirleme ve altından kalkılması kolay olmayan sorunları dalga dalga gün yüzüne çıkaracaktır. Rusya ve Ukrayna'dan sonra İran'ın da işin içine alınması, savaş ve sıcak çatışma havasının küresel boyut kazanması hâlinde kâbus senaryolarının kuvveden fiile geçmesi anlamına gelecektir. Katar'ın arabuluculuğu ve Türkiye'nin yoğun gayretleri, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa sebep olan konu başlıklarının mutlaka çözümüne katkı sağlamalıdır. Bölgemiz yeni bir savaşı kaldıramaz, tarafları aklıselime çekecek orta bir yolun bulunması barışçıl ortama musallat olan sisi dağıtacaktır.
'Erken seçim çağrısı ahmaklıktır'
CHP Genel Başkanı'nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasî ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir, erken seçim diye bir şey asla gündeme alınmayacaktır. CHP Genel Başkanı seçim kapısını aralamaya vursa da biz Cumhur İttifakı olarak arayacağımız kapının Türkiye'nin ve Türk Yüzyılı'nın cümle kapısı olduğunu biliyoruz.
Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmed'ler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.
